BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > “Bu kılıksızların ne işi var burda?”

“Bu kılıksızların ne işi var burda?”

Ve o imâm bir gün aramıza misâfir oldu... Sık sık sohbetlere katıldı ve kendisini ünvanı ve de bilgisi ile biz de sevdik... Üç beş zaman sonra, bir muhâbbette; arkadaşlar, ben sizin toplantılarınıza geliyorum, siz neden benimkilere hiç gelmiyorsunuz ki, demesiyle şaşırdık tabii...



İstanbul’dan “Meraki” mahlasıyla hatıralarına yer verdiğimiz Ethem Dikmen’in, hoşgörü ya da cahilliğin sebep ve sonuçlarını gösterebilecek ilginç bir hatırasına yer veriyoruz bugün. Yıl 1955... Yer Beylerbeyi, mekan Hamid-i evvel Camii müştemilâtının bir bölümü olan muvâkkithâne binası... Biz köyün gençleri vakıflardan, ağabeylerimiz yardımı ile orayı kiralayıp, Kültür Cemiyeti namında bir lokâl açtık... Tiyatro, sinema, sohbet, pinpon ve en mühimi nefis bir kütüphane kurduk. Şimdiki gençler gibi cemizi “dolar” ile dolu değil, evden şişe şişe “gaz”yağı çalışıyoruz, kış geceleri sobada idâreli yakıp, idâre ediyor, kültür ile ısınıyoruz? İçimizde her fikir akımından olanlar var ve birbirimizi incitmeden yaşıyoruz. Yalnız, camiye gidenimiz pek yok gibi (hiç yok ya) Neden derseniz? O yaşlarda hepimizin başından geçmiştir... Sakallı dedeler, bizleri insan içinde imtihan ederek, kendilerini kasarlardı... - Gel bakiim, şu duayı biliyor musun, gibi... Bizler de kaçardık onlardan... İskele Camii’ne bir imâm tayin oldu bir gün... Genç, yakışıklı bir adam... Halk severdi, benimsedi, cemaat arttı... Ve o imâm bir gün aramıza misâfir oldu... Sık sık sohbetlere katıldı ve kendisini ünvanı ve de bilgisi ile biz de sevdik... Üç beş zaman sonra, bir muhâbbette; arkadaşlar, ben sizin toplantılarınıza geliyorum, siz neden benimkilere hiç gelmiyorsunuz ki, demesiyle şaşırdık tabii... -Aman hocam, senin toplantın nerede ki? -Cuma günleri 13:15’te camide? Bizler ancak uyandık, yanında garnitür olarak utandık... Ve, inanır mısınız, ilk cuma çok arkadaş işten okuldan kaçtı, yalap şalap abdest alıp, dolduk camiye... Millet birbirine soruyor: - N’apcez, nasıl davranacağız namazda, diye... Biraz tecrübem olduğundan önünüzden bir kişiyi gözleyip, o ne yaparsa aynen yapın, dudaklarınızı da kıpırdatın diye yol gösteriyorum... Ne acıdır ki, cemaat bize, sanki uzaydan gelmişiz gibi bakıyor... Bizi oraya layık görmüyorlar... Sebebini üç beş Cuma sonra anladık... Hacı geçinen takım, Hüseyin hocaya demişler ki: - Bu kılıksız herifleri niye taktın camiye? Bu haber bize bir vesileyle ulaşınca ne yazık ki ayağımız kesildi camiden... Çok arkadaş hâlâ gitmez sanırım o sebepten... Meğer, içimizde bazı sol görüşlü abiler vardı, onlardan dolayı hepimiz damgayı yemişiz... Camiye devam edemiyen çok kişi kavhecileri zengin eder oldular. Bu arada kendimle ilgili bir şeyi de, o hocayı saygı ile anarak anlatayım... Çocukluktan beri el sanatına ilgim var ve camilerde namaz kılarken, halı ve duvarları tetkik edip, desenlere göz atıyorum. Ama, içimde bir eziklik var... Günah duygusu, çok rahatsız oluyorum... Bir gün, hocayı yolda yakaladım ve olayımı anlattım... Gülerek elini omuzuma koydu ve; “Merak etme, sen namaza devam ettikçe o şikayetçi olduğun şeyler azalacak” diyerek rahatlattı beni. Allah razı olsun... Yaşlılar bilgi sahipleri ne olur gençlere dini öğretileri, güzelliklerle önder olarak onurlarını kırmadan mahcup etmeden öğretiniz... Haaa, zamanında bizi paylıyan bazı ağabeylerimiz yaşıyorlar, kendilerine şakacıktan takılıyorum bazen; -Dayı bey, ben o zaman değil, şimdi komünistim, ne dersin diyorum. -Hadi len, her tarafın komünist olsa ne yazar, diyorlar...
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 109330
    % -0.31
  • 3.867
    % -0.62
  • 4.5554
    % -0.6
  • 5.158
    % -1.19
  • 156.209
    % -0.25
 
 
 
 
 
KAPAT