BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Polisin birikimi

Polisin birikimi

Binlerce polisin, Çevik Kuvvet mensupları Ali Acuz’un ve Tahir Toka’nın, Gaziosmanpaşa’da teröristler tarafından kahpece şehit edilmesini protesto etmek için, İstanbul’da ve Bursa’da sokaklara dökülmeleri ve bu vesile ile de, içlerinde, yıllardır oluşan ve son zamanlarda artan infial birikimlerini, Valiye, İçişleri Bakanına ve Müdürlerine karşı açıkça dile getirmeleri, aslında tasvip edilecek, hoş bir manzara değildi.



Binlerce polisin, Çevik Kuvvet mensupları Ali Acuz’un ve Tahir Toka’nın, Gaziosmanpaşa’da teröristler tarafından kahpece şehit edilmesini protesto etmek için, İstanbul’da ve Bursa’da sokaklara dökülmeleri ve bu vesile ile de, içlerinde, yıllardır oluşan ve son zamanlarda artan infial birikimlerini, Valiye, İçişleri Bakanına ve Müdürlerine karşı açıkça dile getirmeleri, aslında tasvip edilecek, hoş bir manzara değildi. Polisin böyle toplu hareketi belki de ilk defa vaki oluyordu. Ama gene de, iki şehidin çaktığı ateşle ortaya dökülen bu infial birikiminin haksız olduğu da iddia edilemez. Haksızlıklar Türk Polisi, en çok haksız suçlamalara hedef olan ve hayatını toplum düzeni için, devamlı olarak tehlikeye atan, buna karşılık toplumdan en az vefa gören ve de hak ettiği maddi karşılığı da alamayan bir kurumdur. Suçluların, teröristlerin haklarını devamlı savunan liboşlarımız, entel sanatçı yazar takımı, insan hakları dernekleri, her nedense polislerin haklarını hiç savunmazlar. Aksine her olayda, her kanunsuz gösteride, hatta polisler göz göre göre dövülür, öldürülürken, hep polisleri suçlarlar.. Hücre evlerine yapılan baskınlarda, polisler kendilerini göz göre göre tehlikeye atarlarken , “yargısız infaz yapmakla” suçlanırlar ve sonra da mahkemelerde süründürülürler. Elinde bomba parçaları ile yakalanan “sosyal araştırma yaparken biraz ileri giden” genç kız, onlara göre polis komplosunun kurbanıdır. Manisa’da terör örgütlerine katılan “zavallı gençler” de, yargıçlar üzerinde yapılan, inanılmaz manevi baskılar sonucu, güya beraat ettirilince, “zavallı mağdurlar” ve polis “işkencesinin” kurbanı ilan edilirler. Bunlara ne hacet. TBMM üyesi Sema Pişkinsüt Hanım da kişisel şovunu yapmak için, TBMM’ komisyon salonuna kadar, sözde işkence aleti getirir ve polisi dünya alem önünde teşhir eder. TV komedilerinde bile polisler, ya zalim ya da geri zekalı olarak tiplenir. Güneydoğuda cansiparane görev yapan Özel Tim, bence kişisel sebeblerle ve galiba, biraz da medyayı tatmin etmek için tasfiye edilir. Velhasıl sanki polis düşmandır! Onlara sahip çıkan yok Ve, maalesef, bu haksızlıklar karşısında devlet ve hükümetler dahil, medya dahil, polislere sahip çıkan, onları savunanlar ya azdırlar ya da polis düşmanları kadar organize değildirler. Belki ailemde polisler olduğu için ve onları, dertlerini yakından bildiğim için, benim gönlüm hep onlardan yana olmuş ve kalemim değdikçe onların haklarını savunmaya çalışmışımdır. Yürüyüş esnasında bazı polisler tabancalarını kılıflarından çıkarıp sallamışlar. Bu bazılarının iddia ettikleri gibi tehdit anlamında değildi. Silahlarının yetersiz ve güçsüz olduğunu belirtmek içindi. Geçenlerde, hem de hassas bölgelerde görev yapmakta olan iki genç polis, bana tabancalarını gösterdiler ve bu konuda yazı yazmamı istediler. Bu tabancalar bütün diğer ülkelerdeki polislerin kullandıkları ve muhakkak teröristlerin ellerindeki güçlü tabancalar yanında oyuncak gibi kalan ve tutukluk yapmaları ile meşhur tabancalardı. Araya başka konular girdi yazamadım, yazsa idim, koca Türk devletinin; polislerinin eline, beline daha güçlü silahlar veremeyecek kadar güçsüz mü olduğunu soracaktım. Şimdi İsrail’den silah ithal edilecekmiş. Niçin İsrail’den ithal? MKE’de daha güçlü silahları geliştirecek ve imal edecek teknolojik imkanlar acaba yok mudur? İlke olarak... Yıllardan beri bütün bunların polislerimizde birikim yapmadığı iddia edilemez. Yukarda da söylediğim gibi kanunları uygulamakla görevli olan polislerimizin bu infial birikimine rağmen kanunsuz gösteri yapmaları, ilke olarak tasvip edilemez. Ama hemen ardından da soruyorum; “Bunca yıl, dertlerini anlatamadılar. Kol kırılır yen içinde kalır diye sustular, gözlerini kapadılar vazifelerini yaptılar da ne oldu? Şimdi hiç olmaza, kamu olarak polislerin de bazı dertleri olduğunu, acı bir şekilde de olsa anlamış olduk. Bakın bir yetkili hemen polis maaşlarının gözden geçirileceğini vadetmiş! Daha evvel neden düşünülmedi? Düşünüldü ıse neden yapılamadı? Şimdiye kadar, bütün bu sokak gösterilerinde ve en son F tipi cezaevleri olaylarında sokağa dökülen, dehçet saçan terör örgütlerine açıkça veya zımnen arka çıkanlar, hak verenler, bu yürüyüşler üzerine gene polisleri suçlayacaklardır. Diğer faktörler Verdikleri son iki şehidin acısından başka, polislerin, infialine sebep olan diğer faktörler de muhakkak var: Adı af mıdır ceza indirimi midir şartlı salıverme midir, neyse... Meclisten son çıkan kanunla “işkenceci” oldukları için mahkum edilen polislerin salıverme kapsamı içine alınmaması ve bir de F tipi cezaevleri konusunda Hükümetin inanılmaz “ric’atı”... Düşünün polisler günlerdir bu konuda kanunsuz gösteriler yapanlarla mücadele ederken, hükümet onların şantajlarına boyun eğiyor! Poliste hiç mücadele şevki kalır mı? Nihayet son aylarda biriken diğer çarpıklıkları, ekonomik sıkıntıları da bu cadı kazanının içine koyun, toplumdaki polisleri de, kaçınılmaz olarak etkileyen büyük sıkıntıyı anlarsınız. Öncekı günkü yazımda ,”Hükümet, dolayısıyla devlet sokağa, terör örgütlerine ve liboş takımına teslim oldu!” demiştim. Haklı idim. Haklıyım. Rüzgar eken fırtına biçiyor. Ama son tahlilde, gene de şu sırada, bize hiç gerekli olmayan bir şey varsa o da bir Hükümet bunalımı ve yönetim boşluğudur... En fazla lazım olan da, bugünkü Hukümetin bu irade zaafından ve yönetim ve dağınıklığından kurtulmasıdır. Beylik bir şey söylersem kusuruma bakmayın: Ben bu filmi daha evvel, hem de bir iki kere görmüştüm!
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT