BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Polis copları

Polis copları

Sizin de içiniz katılıyor mu akşam haberlerini izlerken? Endişe ve dehşet içinde gözleriniz kocaman açılıyor mu?



Sizin de içiniz katılıyor mu akşam haberlerini izlerken? Endişe ve dehşet içinde gözleriniz kocaman açılıyor mu? Çocuklarımızı nasıl yarınlara yetiştirdiğimizi soruyor musunuz siz de? Ben bunların hepsini yaşıyorum. Kızım, arkası televizyon ekranına dönük vaziyette dalmış oyun oynarken ben sıkıntı duyarak yayınlanan görüntüleri seyrediyorum. Sokaklara dökülmüş insanlar, açtıkları pankartlar, itilip kakılmalarına, dövülmelerine şahit oldukça eski bir kâbusun yeniden kendisini göstermeye başladığını düşünüyorum. Ve itiraf edeyim, korkuyorum. Bugünlerde hep aynı temayı işlediğimin farkındayım. Ama kendimi bundan alamıyorum. Çocukluğumun o tedirgin gecelerine dönmek istemiyorum. Kanlı 1 Mayıs olaylarını, Taksim meydanında öldürülen insanları, polisin acımadan indirdiği copları tekrar görmek istemiyorum. O günlerde acayip bir sağcılık solculuk çekişmesi yaşanıyordu. Sırf bu yüzden benimle aşağı yukarı aynı yaşta olan nesil apolitik oldu. Çünkü gözümüzü açtığımızda gördüğümüz ilk şey, düşüncelerini ispatlamak için şiddete başvuran insan yığınları olmuştu. Bu durumda annelere korkmak ve beklemek, babalara çaresizlik kalıyordu. Giderek aileler çocuklarını üniversitelere göndermemeye başladılar. Öleceğine cahil kalsın diyerek kendilerince önlem almaktı amaçları. Ama mikrop yayılmıştı bir kere. O günlerin dehşeti 12 Eylül’ü getirdi biliyorsunuz. Aradan geçen yıllar bizi sakinleştirdi. Konuşarak anlaşmanın daha doğru olduğuna ikna olduk. Ve huzura kavuştuk. Liberal ekonomiyle tanışıp biraz zenginleştik. Elbette aksamalar oldu. Fakat bunlar telafi edilebilecek kıvamda aksaklıklardı. Son günlerde F tipi cezaevleri tartışması ve ardından gelen af yasası faslıyla huzur yine tarih olma yolunda. Abarttığımı sanmıyorum. Ben bu filmi daha önce de görmüştüm. Polis panzerlerini taşlayan kot pantalonlu, heyecanlı gençlere aşina gözlerim. Şehit olan arkadaşları için sokağa çıkıp izinsiz gösteri yapan çevik kuvvet ise başka bir tehlikenin göstergesi. Silah kabzalarını havaya kaldırarak sesini duyurmaya çalışan polislerin haksız olduğunu kim söyleyebilir? Nöbet değişimi için otobüste giderken pusuya düşürülüp katledilmek herhalde kimsenin onaylayacağı bir saldırı değildir. Bütün bunlar beni huzursuz ediyor. Yıllardır kaynamakta olan Ortadoğu acaba silah tüccarlarına yeterli miktarda kazandırmıyor mu diye sormaya başladım kendime. Dünyanın gözünde huzurlu bir Türkiye mi daha kârlı yoksa aksi mi diye merak ediyorum. Bunları sormamın nedeni açık. Yıllardır önümüze çeşitli problemler ısıtılıp kondu. Laik-antilaik tartışması biter gibi oldu, Ermeni sorunu çıktı. O biraz yatıştı F tipi cezaevleri ve af yasası gündeme geldi. İnsanlara her gün pankart açmak için bir sebep bulundu. Sonuç ortada. Bakana, emniyet müdürüne ve valiye rağmen gösteriyi sürdüren polis memurları, meydanlarda dayak yiyen, dişleri kırılan gazeteciler, coplanan, gözaltına alınan öğrenciler, kafalarına kırmızı kurdele bağlayıp eylem yapan köylü kadınları... Af kimin affı bilmiyorum. F tipi cezaevleri ne yapılır onu da bilmiyorum. Kimin haklı kimin haksız olduğunun da üzerinde durmuyorum artık. Ben sadece huzurumuzu geri istiyorum. SÖZÜN ÖZÜ Açlık kılıçtan daha keskindir. LEVHA Gururla zayıflık ikiz kardeştir.
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT