BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Ya Sehri Ramazan

Ya Sehri Ramazan

İki kardeş düşünün biri kendi halinde derviş, öbürü koca bir sultan. İki değişik mizaç, iki farklı insan... İşte Hazret-i Behlül ile Hârûn Reşid’in menkıbeleri.



Dervişle halife Abbasilerin en güçlü olduğu devirlerden biridir. Halife Harun Reşid koca imparatorluğa çeki düzen verir ama Derviş Behlül’e gücü yetmez. Harun, kardeşinin düzenli bir hayat yaşamasını ister, Behlül ise ağabeysinin dervişlikten nasiplenmesini diler. Hasılı tatlı bir çekişmedir sürer, gider. Arifler bunlardan dersler çıkarır, ibretli menkıbeler derlerler. Söyledik ya Behlül kendi halindedir. Kalabalıktan kaçar kuytulara çekilir. Cuma namazlarını bile kenardaki, köşedeki mescidlerde kılar. Bir zaman sonra fitneciler gelir ve derler ki “Başkası neyse de sultanım. Ama kardeşinizin burada olması gerek. Hutbenizi mutlaka dinlemeli ve namazı ardınızda eda etmeli.” -Niye, bu kadar önemli mi? -Cahil halk kardeşinizin size karşı tavrı olduğunu sanabilir. Böylesine sevilen birinin muhalif olduğunu düşünebiliyor musunuz? Allah saklasın, saltanatınız sallandı demektir. -Peki ne yapmalıyız? -Onu cebredin, cuma namazlarında mescidinize gelsin. Ferman iletildiğinde Behlül itiraz etmez. Harun Reşid hutbeye çıktığında o da herkes gibi dikkatle dinler. Namaza durulduğunda ilk safta yerini alır. Ancak ikinci rekatın ortasında olmayacak bir şey yapar. Ansızın selâm verip dışarı çıkar. Şimdi iş öncekinden de çetrefillidir. Öyle ya halk “Acaba Behlül namazı niye bıraktı” demez mi? Harun Reşid telâşla Behlül Hazretlerini aratır, buldurur. Kırgın bir sesle “Mescidden niye ayrıldın?” der, “Hem öyle kıraatteyken çıkıp gitmek de neyin nesi?” -Sen iftitâh tekbiri aldığında komşu ülkeye savaş açmayı düşündün mü? -Düşündüm. -Fatiha okurken vergileri artırdın, zamlı sure okurken asker topladın. -Tamam, bunların hepsi doğru. -Rükûda sefere çıktın, secdede savaşa tutuştun. Tekrar ayağa kalktığında muzaffer bir komutandın ve kralın güzel kızı ayaklarına kapandı. -İyi de, bunların konumuzla alâkası ne? -Şimdi elini vicdanına koy ve doğruyu söyle sen bunu nikah ettin mi etmedin mi? -Ettim. -Ve karı, koca başbaşa kaldınız... -Kaldık. -Eee daha ne? Bana da gitmek yakışırdı herhalde. Bu Behlül var ya... Ama fitneciler boş durmazlar. Beyler bu kez, Behlül’ün yanına uğrayan dervişlerden rahatsız olurlar. Bir yolunu bulup yine Sultanı sıkıştırırlar. -Efendim geleni gideni Bağdat’a sığmaz oldu. Onun böyle elini kolunu sallayarak dolanması memleketin dirlik ve düzeni açısından çok mahsurlu. Birlik ve beraberliğe muhtaç olduğumuz böylesi bir dönemde... -Eee? -Behlül’ün içeride tutulmasında fayda var. -İyi ama buna hakkımız olduğunu sanmıyorum. -Zaten dışarıda aç bi ilaç dolanıyor. Onun istediği bir ibrik, bir seccade. Hapishanede yesin, içsin, yatsın, keyfine baksın. Hem mahkumlara nasihat etse fena mı olur? Bakarsınız onları da ıslah eder. -İyi ama onu hangi gerekçe ile içeri alabiliriz? Hiçbir suçu yok ki? -Suçu yoksa işletiriz sultanım, siz merak etmeyin. -Nasıl işletir mişiz? -Bakın şimdi hep beraber evine gideceğiz. Elinde nasıl olsa bir tas ekşi ayran ve bir parça kuru somundan başka şeyi yoktur. Önümüze bunları koyunca mahçup olacak. Gayri ihtiyari “size lâyık değil ama” diyecek. İşte tam burada ayağa kalkacağız “Ne demek size lâyık değil, sen nimete küfran mı ediyorsun bre?” deyip tutuklayacağız. Sonrası kolay. Ayaküstü yargılayıp içeri tıkarız. -Beni karıştırmayın, varın siz bildiğiniz gibi yapın. Dedikleri gibi yaparlar. Önde vezirler ve nedimler, ardında muhafızlar, askerler... Hazret-i Behlül kulubesini şereflendiren hatırlı misafirlerden memnun görünür. Telaşla içeri koşar. Döndüğünde elinde hakikaten bir kuru ekmekle bir tas ayran vardır. Devletlüler nefeslerini tutar, beklenen cümleyi yakalamaya hazırlanırlar. Mübârek mânâlı mânâlı güler “Rabbim çok cömert” der, “biz bunlara lâyık değiliz, ama yine de veriyor...” Danışmışmış... Aslında Harun Reşid, kardeşinin yaşadığı hayattan bizar değildir. Hatta zaman zaman ona özenir. Gelgelelim fitneciler Behlül Hazretlerini iki de bir malzeme yapar, gündeme taşırlar. İşte, baskılardan bunaldığı günlerden birinde kardeşinin kulübesine gelir ve ona insanlardan niye kaçtığını sorar? -Niye kaçmayayım, sarayında haset ve gıybet diz boyu değil mi? -Ama lâf bana geliyor. Millet de seninle ilgilenmediğimi sanıyor. -Ben sırmalı kaftanlara, yumuşak yataklara, yağlı yemeklere talip değilim. -İyi de bunu kime anlatabilirim. Yalvarırım beni kırma, haydi yürü saraya gidelim. -Danışmam lâzım. -Tamam kime istiyorsan danış. Ama çabuk ol! Hemen şimdi! Hazreti Behlül kulubeden çıkar. Bitişikteki abdesthaneye yönelir ama girdiği gibi geri gelir. “Danıştım” der, “tavsiye etmiyorlar” -Anlayamadım? Kime danışdın, neyi tavsiye etmiyorlar? -Helâdaki pislikler lisan-ı hâl ile dediler ki “Bakın biz, körpe meyveler, taze ekmekler ve nefis kebaplar idik. Bir kere insanların içine girdik böyle olduk. Sen, sen ol onlardan uzak dur!” Neriman Teyze Herşey mevsiminde Haydi derin dondurucularda saklananlar neyse de ben Aralık ayında domates, biber alanı, bunca nimet dururken patlıcan musakka yapanı anlayamıyorum. Salatalıklar biblo gibi ama ne kokuları var ne tatları. İki gün bir kenarda unutulmasın anında buruşup çürüyorlar. Eskiden bahçe kenarından geçerken çitlerin ardında domates fideleri olduğunu anlardınız zira kokudan başınız dönerdi. Mübarek yarıldı mı esans kesilirdi. O kepekli gövdeyi ısırmaya kıyamazdınız. Allah-ü teâlâ, karnabahar ve kerevizin bu mevsimde yetişmesini dilediyse mutlaka bir hikmeti var. Mevsimsiz yetişen sebzelerin alayı hormanla şişiriliyor. Bu hücre büyütücü maddeler kansere davetiye çıkarıyorlar. Gelin onlara bir tavır gösterelim. Bugün inadına zeytinyağlı lahana sarması pişirelim. Yanında da şöyle buharı tüten bir ıspanaklı yumurta olsun. Bana sorarsanız yumurtaları hiç pişirmeyin, iftara doğru sıcak ıspanağın üzerine kırın, sahanın kapağını kapatıp, demlenmeye bırakın. Kendi kendine pembeşip beyazlasın. Üstüne de kuru incirden yapılmış sütlü bir tatlı, tamam mı?
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 109330
    % -0.31
  • 3.867
    % -0.62
  • 4.5554
    % -0.6
  • 5.158
    % -1.19
  • 156.209
    % -0.25
 
 
 
 
 
KAPAT