BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > K. Kore’ye döndük

K. Kore’ye döndük

Daha bir yıl önce bu günlerde çok tatlı bir rüzgâr esiyordu. Batı istikametinden pembe bulutların sürükleyip getirdiği bu havada 2000 bir rüyaydı.



Daha bir yıl önce bu günlerde çok tatlı bir rüzgâr esiyordu. Batı istikametinden pembe bulutların sürükleyip getirdiği bu havada 2000 bir rüyaydı. 2000’le birlikte inanılmaz sıçramalar yapacaktık. Avrupa Birliği’ne girmemiz ân meselesiydi. Enflasyon tekli rakkamlara düşecekti. Terör bitiyordu. Sayılmasına lüzum olmayan yığınla müjdeli haber arasındaydık. Gelinen noktaya bir bakınız. Tam bir üçüncü dünyalılık. Karamsarlığı sevmiyoruz. Ancak yersiz karamsarlık kadar gerçeği görmezden gelmek de tehlikeli. Manzara buysa fotoğrafı çeken ne yapsın. Devletin zaafa uğraması mahkeme kararı ile önleniyor. Normalde bunu yapacak icra organı hükümettir. Hükümetin zayıf kaldığı noktada İstanbul DGM yasak kararı getirdi. İnsan ister istemez sıkıyönetimi de hatırlıyor. Bir adım sonra da sıkıyönetim ilan edilebilir. Önceki günkü Ankara yürüyüşüne dün karşı tarafın cevabî yürüyüşü vardı. Bu yürüyüşlerin iki taraflı olarak tırmanmayacağını kimse iddia edemez. Nitekim dün Bakırköy meydanında polise destek veren fevkalade sert bir bez afiş asılıydı. Ankara’da ise Marksistler flamalar çıkartmıştı. 10 Yılda bir darbeler yapılırdı. O bazılarına göre bitti bazılarına göre model değiştirerek devam ediyor. Ediyor veya etmiyor. Bir acı hakîkat var ki bunları yaşadık. İnkârı gayri kabil. 10 yıla bir darbe. Ve 5 yıla bir ekonomik kriz. 1994’te unutulmaz bir kriz yaşadık. 2000’deyiz bir kriz daha. Şimdiden kaygılanmamak ne mümkün? O çok ümidlendiğimiz 2005’te iktisadî bir buhran daha yaşar mıyız? Bir talih dönemeci kabul etmek istediğimiz 2010’da dahi TSK idareye el koyar mı? Hayır! Ne münasebet? Diyemezsiniz. Keşke denebilseydi. Böyle sorular karşısında onu soranın aklından şüphe edildiği bir ülke olmamızı ne kadar isterdik. Başbakan bile bir yerlerden düğmeye basıldığı şüphesini dile getiriyor? Bütün bilgiler, Bülent Ecevit’te toplanmıyor mu? O da sokaktaki insan gibi konuşursa asıl şüphe o zaman doğar. Başbakan şüpheler içinde, bakanlarsa şikâyetler. Toplumun gündemindeki konuların Bakanlar Kurulunda müzakere edilmemesinden yakınıyorlar. Her mesele DGM’de tartışılırsa o zaman hükümetin varlığı da zaafa uğramaz mı? Bazı yayınlardan dolayı devlet ve kamu düzeni zaafa uğramasın diye mahkemeden karar alırken bakanların saf dışı kalması ile de icra organını zaafa uğrattığınızı nasıl göremezsiniz? Kim yaptı? Sualine cevap bulunamıyor. Ekonomik kriz de meçhulde kaldı. Polisin sokağa dökülmesi de. Hatta kriz, af kanunu, cezaevi isyanlarının aynı zamana denk gelmesinin tesadüf olup olmadığı da. Hatta hatta buna IMF ile takışmayı da ekleyebilirsiniz. Ermeni, Kürt, AB meselesi ve ekonomik çıkmaz. Ekonomik istikrar, dış yardımlar, IMF desteği derken şirketler maaş ödeyemez hale geldi. En son gelişme ise Bill Clinton’ın gitmesi. ABD devlet politikasının değişmeyeceği tahmin edilse de başkandan başkana farklılıklar yaşanabilir. Bill Clinton muvaffak bir liderdi.. Türkiye’ye karşı da sıcaktı. AB’ye karşı bir Amerikan desteğinin varlığını hissediyorduk. İster misiniz George W. Bush da sürpriz yapsın, temel meselelerde bir de Washington oyunu yaşayalım!... Eğitimden ekonomiye, cezaevlerinden Avrupa Birliği’ne bütün alanlarda perişan olmuş bu hükümet daha ne kadar iş başında kalacak? Türk asrı hayal ederken Kuzey Kore’ye döndük. Bundan daha kötüsü olmaz. Başarısızlar çekilsin. İsterse tek parti çatısı altında birleşsinler. Kepenek altında ne yiğitler yatar. Türk milleti bir değil aynı ânda birkaç hükümet bile çıkartabilir. Taze kana, yeni bir soluğa ihtiyaç var. Yeter ki yol açılsın.
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT