BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Son mali kriz ve sonrası

Son mali kriz ve sonrası

Ülke ekonomisi büyük bir mali kriz fırtınasından oldukça hasarlı bir şekilde yeni çıkmış durumda bulunmaktadır.



Ülke ekonomisi büyük bir mali kriz fırtınasından oldukça hasarlı bir şekilde yeni çıkmış durumda bulunmaktadır. Aslında, uzun zamandan beri ülkemizi etkisi altında bulunduran enflasyondan kurtulmamız için hükümet, tutarlı bir ekonomik politika takip etmekte ve bunun fiyat artışlarını azaltma açısından alınacak sonuçları da görülmekteydi. Ne var ki son mali kriz, bu olumlu sonucu gölgeledi ve ekonomik dünyamızda oldukça endişe verici bir ortamın oluşmasına sebep oldu. Bunun sebeplerini belirlemek için evvela; ülkemizde uygulanan ekonomik sisteme bakmamız gerekir. Bu sistem, piyasa ekonomisi diye adlandırılır. İktisat ilmi ile ilgilenenler bilirler, vaktiyle, 18. asırda Adam Smith diye biri çıkmış. Kısa adı “Milletlerin zenginliği” olan meşhur kitabında “görünmez bir el ekonomiyi düzenler, bu da serbest fiyat mekanizmasıdır” demişti. İşte bugün serbest piyasa ekonomisi diye adlandırılan sistemin başlangıcı. Yalnız bize göre, serbest piyasa düzeni ekonomik bünyesi homojen olan ve içinde dengesizlikler bulunmayan ülkelerde tatbik edildiği zaman kendisinden bekleneni verir. Halbuki bunun başlangıcı olan 1980’de ekonomik bünyemiz yukarıda belirttiğimiz nitelikte değildi ve bilhassa faizlerin serbest bırakılmasıyla başlayan bu sistem ülkemizde çok çeşitli ekonomik sorunların giderek büyümesine sebep oldu. Fakat girdikten sonra çıkılamayan bu sistem içerisinde ülke ekonomisi olması gereken noktadan geride kaldı. Biz bilhassa faizlerin serbest bırakıldığında 1980, 16 Haziran’ında Tercüman’da yazdığımız yazıda bunun sakıncalarına değinmiştik. Ama artık olan oldu, şimdi sorun bugünden sonra neler yapmamız gerektiğindedir. Son yaşanan mali kriz, bize birçok yol gösterici hususları göstermektedir. Nitekim, eğer; a) Kamu gelir-giderleri arasında dengesizlik olmasaydı, başka bir deyimle kısa vadeli iç borcumuz makul düzeyde bulunsaydı, b) İthalat patlaması meydana gelmeseydi ya da dış ticaret durumumuz daha güçlü olsaydı, c) Bankalar daha disiplinli ve düzen içerisinde faaliyet gösterselerdi; Acaba ülkenin başına gelen bu kriz meydana gelir miydi? Bu suallere cevap ararken Adam Smith tarafından sadece kendi menfaatini düşünen “homo economicus” diye adlandırılan müteşebbislerin (her türlü gelir sağlayan insanların) son olayların meydana gelmesinde rollerinin bulunduğunu da düşünmemiz gerekir. İşte bütün bu unsurlar gözönüne alındığı takdirde bizce hükümetin şunları yapması uygun olacaktır; a) Kamu gelir-gider dengesinin sağlanması bunun için de kamu giderlerinde gerçekten var olan israfın kesinlikle önlenmesi ve vergi denetiminde bu işin hükümetçe ne kadar ciddiye alındığını gösterecek tarzda başlayan hareketin ısrarla sürdürülerek her gelir elde edenin vergi ödemesinin sağlanması, b) İhracatın artırılması ve ithalatın normal hale dönüşmesi için hükümetçe yapılanların kamuoyuna etkili şekilde yansıtılması, c) Bankacılığın sadece bir kâr müessesesi değil, aynı zamanda bir kamu hizmeti mahiyetinde bulunduğunu gösteren gayretlerin etkili şekilde sürdürülerek bu sektörde disiplin sağlanması. Aslında bütün bu belirttiklerimiz hükümetin izlediği programda mevcut. Fakat bütün mesele, olumlu sonuç için zamanın geçmesinde ve gereken kararlı uygulamalarla bütün kamuoyunun programa olan inancının ve güveninin artmasının sağlanmasındadır.
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 109812
    % 0.44
  • 3.8585
    % -0.14
  • 4.539
    % -0.24
  • 5.1506
    % 0.13
  • 155.874
    % -0.01
 
 
 
 
 
KAPAT