BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Kaylüle

Kaylüle



Değerli spor yazarımız Ali Sami Alkış Bey ile Gazetede odalarımız yan yana; zaman zaman oturup sohbet ediyoruz; çok istifade ediyorum kendisinden. Bir gün: - Sen hep namazın, ahıretteki faydasından bahsediyorsun, istersen ben de sana dünyadaki faydasını anlatayım, dedi. - Neden olmasın? dedim. İbadetlerin dünyadaki faydalarını anlatmakta zarar olmadığı gibi yarar var. Burada önemli olan, ibadeti sadece dünyalık faydaları için yapmamaktır. Yüce Allahın emri olduğu için yapmaktır. - O zaman anlatayım, diyerek başladı anlatmaya Ali Sami Bey: “Namazda 43 hareket var. Hiçbir sporda bu yok. En mükemmel hareketler namazda... Vücudu yormayan, hafif; fakat en etkili hareketler... Ayrıca, günün belli saatlerinde kılınması da bir bio-ritm şartlarına çok uygun. Akupunktur uzmanlarına göre abdest de, en ideal akupunktur tedavisi sağlamaktadır. Bunun gibi her ibadetin kendine has faydaları var bedenimiz açısından. Bunları saymakla bitiremeyiz...” Ali Sami Beyin belirttiği gibi, gerçekten ibadetlerin faydaları saymakla bitmez. Bunları bilim adamları daha yeni yeni keşfedebilmektedir. Aspirini; kim olursa olsun, yuttuğunda baş ağrısını kestiği gibi, dinin emirlerini yapan da, inansın inanmasın faydasını görür. Fakat, inanarak yaparsa ayrıca ahırette de faydasını görür. Dinimizin emirlerine, Peygamberimizin tavsiyelerine insan ne kadar uyarsa, o kadar rahat eder. Bunun faydası tecrübe ile sabittir. Mesela, Peygamberimiz her gün öğleye doğru bir miktar uyurdu. Buna “Kaylüle” denir. Bunun faydaları bugün artık bilinmektedir: Kronofarmakoloji adlı, yeni tıp bilim dalı uzmanı Prof. Dr. Björn Lemmer, insan vücudunun 24 saatinin aynı olmadığını bildirerek günü 12 bölüme ayırmış, bu bölümlerde yapılması gereken hususların cetvelini çıkarmış. 12-13 arasının, verimsizlik dönemi olduğunu tespit edip, bu dönemde vücudun dinlenmeye, uyumaya ihtiyacı olduğunu bildirmiştir. Zaten yıllardır, sağlığını düşünen birçok meşhur kimse buna uymuş, faydasını görmüş ve başkalarının da uyması için tavsiyede bulunmuştur. Bu meşhurlardan biri de, Vehbi Koç’tur. Öğle uykusunu ona da İsmet Paşa tavsiye etmiş. Nerede olursa olsun, öğlenleri bir miktar uyur; bunun insanın gücünü tazelediğini söylerdi Vehbi Bey. Her gün, soyunur dökünür, pijamasını giyer, yatağına girip öğle uykusuna mutlaka yatardı. Seyahatte olsa, uyuyacak müsait bir yer bulurdu. Hatıratında, “Bir keresinde Viyana havaalanında yer aradık; bir dostun akıl vermesiyle ‘rahatsızım’ deyip, havaalanı revirinde bir güzel uyku çektim. Bedavadan da tansiyonuma baktılar.” demektedir. Üst düzey yöneticilerinden Can Kıraç’ın da öğle uykusu ile ilgili enteresan bir macerası olmuş. Hatıratında bunu şöyle anlatır: “Vehbi Bey sık sık tavsiye eder, öğlenleri mutlaka uyuyun derdi. Bunu bilen eşim, sen artık belirli bir yaşa geldin, kendine dikkat etmen gerekiyor. Sana, yastık, çarşaf ve pike vereyim, yemekten sonra bir saat uyursun, teklifini yapmış ve bu teklif bana da cazip gelmişti.. Ancak, öğlen uykusuna yatacağımı söylediğim zaman sekreterim Aylin bile şaşırmıştı!.. Alışılmamış şeyleri yapmak hayli zor olacağa benziyordu... İlk gün, bir hayli merasimden sonra dinlenme odama geçtim... Aylin, çarşaf ile pikeyi hazırlamıştı... O sırada, aklıma Rahmi Koç’un bir öğüdü geldi... ‘Öğle uykusuna yatmadan önce tamamen soyununuz ve pijamanızı giyiniz!’ Ben ise pijama getirmemiştim... Buna rağmen ‘patronun dediği daima doğrudur!’ diyerek soyunmaya karar vermiş ve iç çamaşırlarımla pikenin altına girmiştim... Tam içim geçerken kapının tıkladığını fark etmiştim!.. Aylin heyecanla, Suna Hanım’ın beni görmek istediğini haber veriyordu!.. Aylin’e, kapıyı açmadan; ‘Yattığımı söylemedin mi?’ diye çıkışırken o da bana; ‘Söylemez olur muyum! Hatta, Vehbi Bey’in öğlen uykularını kitabında tavsiye ettiğini bile hatırlattım.’ demiş ve şöyle devam etmişti: Suna Hanım; ‘Vehbi Bey kitabında yapılacak doksan şeyden daha bahsediyor, Can Bey onlara uysun, öğlen uykusu da eksik kalsın!’ diyor. Böylece, benim öğle uykusu sefam, beklenmedik şekilde son bulmuş, yastığı, çarşafı ve pikeyi eve geri götürmüştüm...” Koç Topluluğunda, Vehbi Bey’in “öğlenleri uyuyunuz!” önerisine, kendisinin dışında iki kişi daha uymaktadır. Bunlar; Rahmi Koç ve Mustafa Koç’tur... Bir gün Vehbi Beye,” Beyefendi! Şu öğlen uykusu konusunu Koç Holding’e yerleştiremediniz? Uyumak için kimse sizi dinlemiyor! “ dediğimde, “Sabahları hepsi işe geç geliyor... Öğlen uykusu kontenjanlarını doldurarak güne başlıyorlar!... Sen, daha çok mu uyusunlar istiyorsun?” diye cevap vermişti...
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT