BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Türkiye manzaraları

Türkiye manzaraları

Türkiye'de pek de iç açıcı olmayan manzaralar görmekteyiz. Cezaevi isyanları, ölüm oruçları, sokak kavgaları, polis copları...



Türkiye'de pek de iç açıcı olmayan manzaralar görmekteyiz. Cezaevi isyanları, ölüm oruçları, sokak kavgaları, polis copları... Mahkumların ve yakınlarının şu direnişine bakın; ülkeyi sanki onlar idare ediyor. Yeniçerilerin kazan kaldırması gibi. "İstemezük" de "İstemezük..." Ya şu oraklı çekiçli levhalara ne demeli? Yakın tarihin yaşanmış ve bir daha geri dönmek istemediğimiz sayfalarını ne kadar da andırıyor... Sahi nereden çıktı bunlar, nereden esti? Bu orak çekiç özlemi yeniden başa dönüleceğinin bir işareti mi dersiniz? Bir de af hikayesi sürüp gitmede.. Türkiye hiçbir dönemde bu kadar kabarık suçlu sayısına sahip olmamıştır. Öyleyken af? Merhamet gösterisinde de terslikler yaşanıyor. Öncelikle fakirlikten beli bükülmüş, çoluğunu çocuğunu yarınlara nasıl eriştireceğinin kaygısını çeken azaplı halka acımalılar. Ama yok, halk hiç kimsenin aklına gelmiyor nedense... Hükümet üyeleri uyumla icraata devam ettiklerini sürekli hatırlatsalar da iç ve dış baskılar birşeylerin yolunda gitmediğini gösteriyor. Niyetiniz istediğiniz kadar iyi olsun, "Ekonomiyi düzelttim, düzeltiyorum!" deyin; bir ülkenin hangi noktada olduğunun en açık göstergesi halkın hoşnutluğu veya gülmeyen yüzüdür. Halkı bir yana koymuşsanız ve üstelik halka inanılmaz boyutlarda vergiler getirmekteyseniz, yeni zam paketleri eşikteyse, halkın boynundaki ip her gün biraz daha sıkılıyorsa o zaman bir yanlışlığı yaşıyorsunuz demektir. Ben Tansu Çiller'in birkaç gün önceki, meclisten naklen konuşmasını dinledim. Akşam haberlerinde konuşmalarının parça buçuğu üç cümle yer aldı yazık ki. Ülkede demokrasi varsa muhalefetin de sesi duyulmalı. Ayrıca Tansu Çiller çok önemli şeyler söyledi. Neler söyledi, işte birkaçı: Güçlü bir ülke olduğu halde Türkiye'nin itibarının gün gün sarsılmakta olduğunu ve Bulgaristan'ın, Çek Cumhuriyeti'nin, Romanya'nın dahi gerisinde göründüğünü dile getirdi. Eh biz geriledikçe Avrupa da öteden atar tutar elbette. Devam edelim. Çiller Ermeni meselesi gibi sorunlarla başa çıkılamadığını, belirtiyordu. Dışişlerinde Türkiye'nin gereğince temsil edilemediğini, bir zamanlar Turan şiirleri ve türküleri okuyanların Türk cumhuriyetlerini şimdilerde sahiplenemediklerini, karda kışta savaşan Çeçenler'in unutulduğunu, cumhuriyet tarihinde görülmemiş zaafların yaşandığını, halkın yoksullaştığını, yarın öbürgün gelecek yüklü vergilerle iyice çökeceğini, ihracatın gerilediğini, tarımın darbeler yediğini ve daha neleri neleri... "Tarihi başarı diyorlar. Oysa ki bu tarihi bir başarısızlıktır" diyordu Tansu Çiller. Bu konuşmanın ben sadece birkaç çizgisini verebiliyorum; epeyce uzundu ve öfke tonundaydı. Bütün bu yakalamaları ve birikimleri yakın bir gelecekte ona yeni görevler yükleyebilir. Şimdilik halk sadece suya şehriyesini kaşıklayarak, lâmba isinde ısınıp, otobüse bineceğine işine yayan gidip, donmamak için ayağına çuval sarıp, sırtına gazete kağıdı koyarak ekonomiye büyük katkılarına devam edecektir.
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT