BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Sıkıntıların sebebi

Sıkıntıların sebebi

Bugün çekilen sıkıntıların çoğu, dinimizin bildirdiği güzel ahlâkla yani Resulullahın ahlakı ile ahlaklanmamaktan ileri gelmektedir.



Bugün çekilen sıkıntıların çoğu, dinimizin bildirdiği güzel ahlâkla yani Resulullahın ahlakı ile ahlaklanmamaktan ileri gelmektedir. Dünya ve ahırette huzur bulmak istiyen O’nun ahlakı ile ahlaklanmalıdır. Bu ahlakı O’na veren Cenab-ı Hak’tır. Allahü teâlâ, sevgili Peygamberine verdiği iyilikleri, ihsanları sayarak, O’nun mübarek kalbini okşarken, kendisine güzel huylar verdiğini de saymakta, mealen; “Sen, güzel huylu olarak yaratıldın” buyurmaktadır. Ayet-i kerimede mealen, “Sen Huluk-i azim üzeresin” (Kalem suresi: 4) buyuruldu. Huluk-ı azim; Allahü teâlâ ile sır, gizli şeyleri bulunmak, insanlar ile de güzel huylu olmak demektir. Çok kimselerin İslam dinine girmesine, Resulullahın güzel ahlakı sebep oldu. Sözleri gayet tatlı olup gönülleri alır, ruhları cezbederdi. Aklı o kadar çoktu ki, Arabistan yarımadasında, sert, inatçı insanlar arasında gelip, çok güzel idare ederek ve cefalarına sabrederek, onları yumuşaklığa ve itaate getirdi. Çoğu, dinlerini bırakıp Müslüman oldu ve din-i İslam yolunda, her şeylerini feda ettiler. O’nun uğrunda mallarını, yurtlarını feda edip, kanlarını akıttılar. Resulullahın güzel huyu, yumuşaklığı, affı, sabrı, ihsanı, ikramı o kadar çoktu ki, herkesi hayran bırakırdı. Görenler ve işitenler seve seve Müslüman olurdu. Hiçbir hareketinde, hiçbir işinde, hiçbir sözünde, hiçbir zaman, hiçbir çirkinlik, hiçbir kusur görülmemiştir. Kendisi için kimseye gücenmediği halde, din düşmanlarına, dine dil ve el uzatanlara karşı sert ve şiddetli idi. Muhammed aleyhisselamın binlerce mucizesi göründü, bunu; dost-düşman herkes söylerdi. Bu mucizelerin en kıymetlisi, edebli ve güzel huylu olması idi. Kendi işini kendi görürdü, mecbur kalmadıkça başkalarına iş gördürmezdi. Fakirle, zenginle, büyükle, küçükle karşılaşınca, önce selam verirdi. Bunlarla müsafeha etmek için, mübarek elini önce uzatırdı. Köleyi, efendiyi, beyi, siyahı ve beyazı bir tutardı. Her kim olursa olsun, çağrılan yere giderdi. Önüne konulan şeyi, az olsa da, hafif, aşağı görmezdi. Akşamdan sabaha ve sabahtan akşama yemek bırakmazdı. Güzel huylu idi. İyilik etmesini sever, herkesle iyi geçinirdi. Güler yüzlü, tatlı sözlü olup, söylerken gülmezdi. Üzüntülü görünürdü. Fakat, çatık kaşlı değildi. Aşağı gönüllü idi. Fakat, kaba değildi. Nazik ve cömert idi. Fakat, israf etmez, faydasız yere bir şey vermez, herkese acırdı. Mübarek başı hep önüne eğik idi. Kimseden bir şey beklemezdi. Saadet, huzur isteyen, O’nun gibi olmalıdır.” Hz. Enes bin Malik buyuruyor ki: Resulullah’a on sene hizmet ettim, bir kere üf! demedi. Şunu niçin böyle yaptın, bunu niçin yapmadın? buyurmadı.” Hz. Ebu Hüreyre de buyuruyor ki: “Resulullah’a bir gazada, kafirlerin yok olması için dua buyurmasını söyledik; “Ben, lanet etmek için, insanların azab çekmesi için gönderilmedim. Ben, herkese iyilik etmek ve insanların huzura kavuşması için gönderildim” buyurdu. Allahü teâlâ Enbiya suresinin 107. ayet-i kerimesinde mealen; “Seni, alemlere rahmet, iyilik için gönderdik” buyuruyor. (“Kâinatın Efendisi” kitabından alınmıştır. Resulullahın hayatını ve güzel ahlâkını anlatan bu kitap, Arı Sanat Yayınevi, tel: 0212 2781860’dan veya Dini Yayınlar Fuarı’ndan; Sultanahmet, Bedir, Kocatepe, Pınar Yayınevinden temin edilebilir.)
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT