BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Af, Kösk’ten döndü

Af, Kösk’ten döndü

Tartışmalara yol açan ‘af’ yasası, Köşk engeline takıldı. Sezer, onay bekleyen yasayı bir kere daha görüşülmek üzere Meclis’e geri gönderirken, “Yasa, Anayasa’nın eşitlik ilkesine, hukuka, adalete, toplum huzurunu sağlamaya yönelik değildir” dedi. Vetonun gerekçesinde “Böyle bir yasanın yayımlanması, ‘devletin temeli adalettir’ inancını yok edecek, toplum düzenini bozacaktır. Yasa toplum vicdanını incitecek içerikte” denildi.



Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer, Şartla Salıverme Yasası'nı TBMM'ye iade etti. Sezer, 6 sayfalık veto gerekçesinde, "Böyle bir yasanın yayımlanması, 'devletin temeli adalettir' inancını yok edecek, toplum düzenini bozacak ve yurttaşların adalete olan güvenini sarsacaktır" görüşüne yer verdi. Sözkonusu yasanın, "Anayasa'nın eşitlik ilkesine, hukuka, adalete, toplum huzurunu sağlamaya yönelik olmadığını" ve "toplum vicdanını incitecek içerikte" olduğunu kaydeden Cumhurbaşkanı Sezer, "Cezaevlerinin mevcudunun azaltılması gibi hukuki değerden yoksun düşüncelerle af yetkisinin kullanılması, toplumda adalete ve yasalara duyulan güveni azaltır" dedi. Gerekçeler Sezer'in iade gerekçeleri şöyle: "1- Yasa'nın 1. maddesinin 1. fıkrası, 23 Nisan 1999 gününe kadar işlenen suçlar nedeniyle verilen ölüm cezalarının yerine getirilmeyeceğine ilişkindir. Aynı maddenin 2. fıkrasında, duraksamaya yol açacak, çelişkili ve karmaşık bir düzenleme öngörülmektedir. Bu fıkranın birinci bendinde, müebbet ağır hapis cezasına hükümlü olanların çekmeleri gereken toplam cezalarından, şahsi hürriyeti bağlayıcı cezaya mahkum edilenlerin toplam hükümlülük süresinden, bir defaya mahsus, on yıl indirileceği belirtilmektedir. Aynı fıkranın ikinci bendinde, yapılan on yıllık indirimden sonra, ceza süresi ya da hükümlülük süresi dolmuş olanların, iyi halli olup olmadıklarına bakılmaksızın, derhal; tabi oldukları infaz hükümlerine göre çekmeleri gereken toplam cezaları on yıldan fazla olanların ise, fazla olan cezalarını çektikten sonra şartla salıverilecekleri kurala bağlanmıştır. 'Tabi oldukları infaz hükümlerine göre çekmeleri gereken toplam cezalardan' söylemiyle, on yıllık indirim hesaba katılmadan şartla salıvermeden yararlanmak için çekilmesi gerekli ceza süresinin amaçlandığı anlaşılmaktadır. Buna göre, hükümlünün on yıllık ceza indiriminden başka, süresi dolduğunda, ayrıca şartla salıvermeden de yararlanacağı, dolayısıyla on yıllık indirim süresinin koşulsuz bir af niteliğinde olduğu sonucuna varılmaktadır. Ancak, bu sonuç, on yıllık indirimle hükümlülük süresi dolmuş olanların şartsız salıverilmeleri yerine şartla salıverilmelerinin öngörülmüş olmasıyla bağdaşmamaktadır. Üçlü sistem Yasa'nın 1. maddesinin 4. fıkrasında, üst sınırı on yılı geçmeyen şahsi hürriyeti bağlayıcı cezaları gerektiren suçlardan dolayı hakkında hazırlık ya da son soruşturma açılmış ya da hüküm verilip de kesinleşmemiş sanıkların davalarının açılmasının ya da kesin hükme bağlanmasının erteleneceği öngörülmüştür. Yukarıda açıklanan duruma göre, Yasa'da üçlü bir sistem oluşturulduğu anlaşılmaktadır: (a) Hükümlülük sürelerinden on yıllık indirim yapılmasına karşın, çekmeleri gereken cezalar on yıldan fazla olanlar, on yıllık indirimden yararlanacakları gibi, çekilmesi gerekli ceza süresini tamamladıklarında, şartla salıvermeden de yararlanacaklardır. (b) On yıllık indirim yapıldıktan sonra hükümlülük süresi dolanlar, maddeye göre hükümlülük süreleri dolmasına karşın şartla salıverme rejimine tabi kılınacaktır. (c) Cezanın üst sınırı on yılı geçmeyen bir suç nedeniyle haklarında soruşturma başlatılanlar için de, dava açılması ya da davanın kesin hükme bağlanması ertelenecektir. İlk iki sistemde çekilmesi gerekli ceza süresinin kısaltılması, üçüncü sistemde cezanın hiç çekilmemesi amaçlanmakla birlikte, bu sonuca, ilkinde, afla; ikincisinde, ceza indirimi sonucu şartla salıvermeden yararlanmak için çekilmesi gerekli ceza süresinde indirim yapılmasıyla; üçüncüsünde, davaların ertelenmesine olanak sağlanarak ulaşılmak istenilmiştir. 2- 3713 sayılı Terörle Mücadele Yasası'nın, 08.04.1991 gününe kadar işlenen suçların failleri açısından şartla salıvermeden yararlanabilmek için çekilmesi gerekli ceza süresi konusunda suç türüne göre farklı düzenlemeler öngörülmüş olması, Anayasa Mahkemesi'nce iptal nedeni sayılmıştır. Anayasa Mahkemesi'nin 19.07.1991 günlü, E.1991/22, K.1991/15 sayılı ve 19.09.2000 günlü, E.1999/39, K.2000/23 sayılı kararlarında şu değerlendirmeler yapılmıştır: Suçlu topluma uyum zorlukları gösteren ve uyumsuzluğunu suç işlemekle açığa vuran kimsedir. Cezanın caydırıcılığı ve suçlunun toplumla uyum sağlayabilmesi, başka bir deyişle topluma yeniden kazandırılması, ceza politikasının temel ilkesini oluşturur. Toplumun suça verdiği önem ve suçun ağırlığı, cezanın farklılaştırılmasına ya da ağırlaştırılmasına esas olur. Bu husus, devletin cezalandırma politikasına uygun olarak yasakoyucunun bu konudaki değerlendirmesine ve takdirine göre belirlenir. Yasakoyucu kuşkusuz, Anayasa'nın ve ceza hukukunun temel ilkelerine bağlı kalmak koşuluyla cezalandırmada güdülen amacı da gözeterek hangi eylemlerin suç sayılacağını ve bunlara verilecek cezanın türü ve süresi ile artırım ve indirim nedenlerini saptayabileceği gibi, kimi suçları işleyenler için "şartla salıverme" ve "erteleme" adı altında düzenlemeler de öngörebilir. Şartla salıverme, cezanın çektirilmesinin kişiselleştirilmesi, başka bir deyişle cezaevindeki tutum ve davranışlarıyla toplama uyum sağlayabileceği izlenimini veren hükümlünün ödüllendirilmesidir. Suç ayrımına gidilemez Şartla salıverme infaz hukuku ile ilgili bir kavramdır. Cezanın infazı, işlenen suçun türüne bağlı olmaksızın, suçlunun topluma uyum sağlamasını ve topluma yeniden kazandırılmasını amaçlar. Bu amacın gerçekleştirilmesi, suça bağlı olmadan ayrı bir programın uygulanmasını gerektirir. Tüm çabalar, suçlunun uyumsuzluğuna neden olan psikolojik, çevresel, sosyal ve kişisel etkenlerin belirli bir infaz programı içinde giderilerek, suça yeniden yönelmesini önlemektir. Bu program, suça göre değil, suçlunun infaz süresince gösterdiği davranışlarına ve gözlenen iyi durumuna göre düzenlenecektir. Bu da infazın, mahkumların işledikleri suçlara göre bir ayırıma gidilmeden, aynı esaslara ve belirli bir programa göre yapılmasını ve sonuçlarının gözlenmesini gerektirir. Aynı süre ceza alan iki hükümlüden birinin, sırf suçunun türü nedeniyle daha uzun ceza çektikten sonra şartla salıverilmesi, cezaların farklı çektirilmesi sonucunu doğurmakta ve bu iki mahkum arasında eşitsizliğe neden olmaktadır. Böylece, infaz süresince eşit ve aynı durumda bulunan mahkumlar arasında ayırım yapılması, Anayasa'nın, hukuk devleti ve yasa önünde eşitlik ilkelerine uygun düşmemektedir. Yasalar önünde eşitlik Aynı gerekçelerin bu Yasa yönünden de geçerli olması söz konusudur. Anayasa'nın 87. maddesinde, 14. maddedeki eylemlerden dolayı hüküm giyenler ayrık olmak üzere, genel ve özel af ilanına karar vermek yetkisinin Türkiye Büyük Millet Meclisi'ne ilişkin olduğu belirtilmiştir. Affın kapsamını belirlemek, kimi suçları işleyenleri aftan yararlandırırken, kimilerini ayrık tutmak ya da daha az yararlandırmak yasa koyucunun takdirine bırakılmıştır. Ancak, bu yetki kullanılırken, Cumhuriyetin nitelikleri arasında sayılan "toplumun huzuru", "adalet anlayışı" ve "hukuk devleti" kavramlarının ve herkesin yasalar önünde eşit olup, kimseye ayrıcalık tanınamayacağı ilkesinin gözden uzak tutulmaması, affın, adil ve dengeli sonuçlar vermesine, suçtan zarar görenlerin olabildiğince incitilmemesine ve yapılan düzenlemenin Anayasa'ya uygun olmasına özen gösterilmesi gerekmektedir. Buna karşın, Yasa'nın, aşağıdaki hukuka aykırı ve çelişkili kuralları kapsadığı görülmektedir: a- Yasa'nın 1. maddesinin 5. fıkrasının (a) bendinde, Anayasa'nın 14. maddesi kapsamında olması nedeniyle affedilmeyecek suç niteliğinde olan Türk Ceza Yasası'nın 125-157, 161, 162, 168, 171 ve 172. maddeleri ayrık tutulmuştur. Kamu vicdanını incitiyor Ancak, 3713 sayılı Terörle Mücadele Yasası'nın, Cumhuriyet'in niteliklerini, siyasal, sosyal ve ekonomik düzeninin değiştirmeyi, Devlet'in ülkesi ve ulusuyla bölünmez bütünlüğünü bozmayı amaçlayan örgütleri kuranların, yönetenlerin ve Devlet'in ülkesi ve ulusuyla bölünmez bütünlüğünü bozmayı hedef alan propaganda yapanların cezalandırılmasını öngören kuralları ayrıklık kapsamına alınmamıştır. b- Yasa'daki önemli bir çelişki, eylemlerin ağırlığı nedeniyle kamu düzenini bozup, kamu vicdanını incitici nitelikte olan ve karşılığında idam cezası öngörülen Türk Ceza Yasası'nın 450. maddesi; müebbet ağır hapis cezası öngörülen 374, 382, 439, 449 ve 499. maddeleri; 24-30 yıl ağır hapis cezası öngörülen 448, 451, 452, 468, 470,471, 497. maddelerinin yasa kapsamına alınmasına karşılık, Türk Ceza Yasası'nın, birinci fıkrasında yedi günden altı aya, ikinci fıkrasında altı aydan iki yıla kadar hapis cezası, üçüncü fıkrasında yalnızca para yaptırımı öngörülen tehdit suçuna ilişkin 191.; ilk fıkrasında iki aydan altı aya kadar, ikinci fıkrasında bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası öngörülen firara ilişkin 298. maddeleri gibi kısa süreli hürriyeti bağlayıcı yaptırım öngören Türk Ceza Yasası'nın çok sayıda kuralı kapsam dışında bırakılmıştır. Farklı uygulamalar var c- Yasa'daki bir başka çelişki, benzer nitelikte suçları birlikte kapsam dışında tutması ya da kapsam içine alması gerekirken, farklı uygulamalar öngörülmüş olmasıdır. Türk Ceza Yasası'nın, ırza geçme ya da ırza tesaddi eylemleri nedeniyle mağdurun ölümüne sebebiyet veren faile müebbet ağır hapis cezası öngörülen 418. maddesi kapsam dışında bırakılırken, kaçırılan kimsenin ölümüne neden olanlar için müebbet ağır hapis cezası yaptırımı öngörülen 439. maddeye aykırı davrananların, Yasa'dan yararlanmaları sağlanmıştır. Yine, Türk Ceza Yasası'nın 240. maddesi kapsam dışında olduğu için memuriyet görevini kötüye kullananlar aftan yararlanamayacak; buna karşılık, nüfuz ve tesir altında karar veren yargıçlar, 233. madde kapsamı içinde olduğu için Yasa'dan yararlanabileceklerdir. Yasa'da, buna benzer çelişkiler içeren pek çok örnek vardır." Bundan sonraki süreç Veto gerekçeleri göz önünde bulundurularak yasa yeniden hazırlanacak. Bu durumda Sezer’in ikinci kez veto hakkı bulunuyor. Ya da Meclis, yasada değişiklik yapmadan tekrar Köşk’e gönderecek. Bu durumda Sezer yasayı onaylamak zorunda. Ancak bu durumda Cumhurbaşkanı’nın yasayı Anayasa Mahkemesi’ne göndereceğine kesin gözüyle bakılıyor.
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 109288
    % -0.34
  • 3.8678
    % -0.6
  • 4.5644
    % -0.41
  • 5.1931
    % -0.51
  • 156.43
    % -0.11
 
 
 
 
 
KAPAT