BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > YA SEHRİ RAMAZAN

YA SEHRİ RAMAZAN

Huzeyfet’übnü Yemân, Server-i âlem’e ölesiye sâdıktır. Efendimiz (Sallallahü aleyhi ve sellem) onu sırdaş edinir ve münafıkları sadece ona bildirir.



Münafıkların korkulu rüyası Huzeyfet’übnü Yemân, Hayber ile Teyme arasında yaşayan Beni Abs kabilesine mensuptur. Bunlar taa İran Kisrası Nuşirevan zamanından beri Hıristiyandırlar. Ancak geleceği müjdelenen son peygambere de inanırlar. Uzun süre Muhammed âleyhisselama peygamberlik vazifesi verildiğinden habersiz yaşarlar. Lâkin kutlu hicreti duyunca hemen bir heyet çıkarır, Medine’ye koşarlar. İşte Münevver Beldeye gelen 9 kişilik kafilenin içinde Huzeyfet’übnü Yemân’da vardır. Huzeyfet’übnü Yemân Resulullah’ı görünce çok heyecanlanır, aradığını bulmanın heyecanı ile geri döner. Yaşlı babası Huseyl’i de alır Efendimize (Sallallahü aleyhi ve sellem) getirir. İhtiyar Huseyl (radıyallahu anh) bu yolda şehid olmayı çok ister ve gönüllü olarak Uhud gazasına katılır. Ama olacak bu ya ortalık karıştığında onu tanımayan bir Medineli tarafından öldürülür. Sahabe-i kiram bu elim kazaya çok üzülürler. Babasının diyeti önüne konduğunda Huzeyfet’übnü Yemân “Zaten onun istediği buydu” der ve bedeli elini değdirmeden fukaraya dağıtır ki bu samimiyet Efendimizin çok hoşuna gider. Ürpertici gece Hendek Harbinde zor anlar yaşanır. Yaklaşık bir ay mevzi beklemek kolay değildir ve iki ordu da yıpranır. O gece ortalık görülmemiş derecede karanlık ve soğuktur. Birdenbire gökgürültüsünü andıran bir ses duyulur ve muazzam bir rüzgar esmeye başlar. Ova uğul uğul uğuldar. Resulullah Efendimiz Huzeyfet’übnü Yemân’a döner “Git bir bak bakalım ne yapıyorlar? Ancak yanıma dönünceye kadar onlara ok ve taş atma. Mızrak ve kılıç vurma” buyururlar. O ana kadar gecenin dehşeti ile titreyen Huzeyfe ferahlayıverir. Öyleki soğuğu bile hissetmez sanki hamamda gezinir. Hendeği dolanıp Kureyşlilerin saflarına sızar. Ebû Süfyan ve arkadaşları ateş başındadırlar. Huzeyfet’übnü Yemân birara Ebu Süfyan-ı oklamayı düşünür ama Resulullahın sözünü hatırlayıp vaz geçer. Sonra aralarına girip oturur. Öylesine sert bir rüzgar vardır ki hepsi yüzlerini sararlar. Derken çadırlar uçmaya, kazanlar devrilmeye başlar. Ateş söner ve develer kaçar. Bir ara Ebû Süfyan “Dikkat edin” der, “aranızda casus olabilir.” Huzeyfe atik davranır, hemen yanındakileri bileklerinden yakalar ve adlarını sorar. Az sonra kasırga dayanılmaz olur, kumları kaldırıp kamçı gibi yüzlere çarpar. Bunlar çöl insanıdırlar. Toza ve rüzgâra dayanırlar ama çakıllar yağmaya başladığında çaresiz kalırlar. Ebû Süfyan “Yeter artık, ben dönüyorum” deyip kalkar, müşrikler peşine takılırlar. Huzeyfe, hendeğin öbür yanına dönerken beyaz sarıklı süvariler görür ki bunlar meleklerdir. “Resullullah’a haber ver Allahü teâlâ onları perişan etti” derler. Huzeyfe olanları bir bir Resulullah’a anlatır. Son cümleyi de bitirince yine eskisi gibi üşümeye ve titremeye başlar. Efendimiz onu kendi kilimleri ile sarar, yanıbaşlarına yatırırlar. Müşrikler Mekke’ye varasıya kadar rüzgarla boğuşur arkalarında hep tekbir sesleri duyarlar. İşte o günden sonra bir daha müminlerin karşısına çıkmazlar. Cepheden cepheye Huzeyfet’übnü Yemân Beni Kureyza’da, Hayber’de, Mekke’nin fethinde, Huneyn gazvesinde, Taif ve Tebük seferlerinde de bulunur ve Veda Hutbesini dinleyenlerin arasındadır. Bu samimi sahabi Server-i âlem’e delicesine aşık, ölesiye sâdıktır. Bu yüzden Efendimiz onu sırdaş edinir, Müslümanların arasına sızan münafıkları tek tek bildirir. Huzeyfe, Hazret-i Ebubekir devrinde İkrime komutasındaki ordu ile Umman’a gider, mürtedlerle mücadele eder. Ummanlıların yeniden İslâmla şereflenmesine vesile olur. Onu öyle çok severler ki başlarında kalmasını isterler. Hazret-i Ebûbekir uygun görür Huzeyfe’yi vali yapar. Ummanlılar hep o günleri özler, hep onu ararlar. Hazret-i Ömer halife olunca onu Medine’ye çağırır ve müşavere heyetinde vazife verir. O yıllarda devleti yöneten üç beş kişiden biridir. Hazret-i Ömer Huzeyfet’übnü Yemân’ı uzaktan takip eder, onun katılmadığı cenazelerin namazını kılmaz. Hatta bir gün perişan bir halde gelir ve “Ya Huzeyfe n’olur doğru söyle, o münafıkların içinde ben de var mıyım?” diye sorar. Yine bir kimse gelip “Ben nifaktan çok korkuyorum” deyince mübarek tebessüm eder “Öyleyse rahat olabilirsin” der, “eğer münafık olsaydın korkmazdın.” Ve ona bir hakikatı fısıldar “Münafıklar sabahtan akşama kadar İslâmiyetten konuşurlar ama dinimize uymaya çalışmazlar.” Huzeyfet’übnü Yemân Mezopatamya seferine katılır. Irak ve İranın alındığını görür. Hemedan, Rey ve Deynura’yı fetheder. Cezireyi alır ve Nusaybin valiliği yapar. Selmân-ı Farisi ile çok güzel işler başarırlar. Meselâ birlikte Kûfe şehrini kurarlar. Bir ara Medayin valiliği yapar ama o hep bilinen Huzeyfe’dir ve makam onu asla bozamaz. Huzeyfet’übnü Yemân, Hazret-i Osman’ın halifeliği esnasında Azerbaycan ve Ermenistan’a gönderilir. Burada Kur’an-ı kerim’in değişik okunduğunu görür ve Kureyş lehçesi üzerine çoğaltılmasını teklif eder. Bu hizmet Osman-ı Zinnureyn’e nasip olur. Onunla Hazret-i Osman arasında tarifsiz bir muhabbet vardır. Nitekim yüce Halifenin vefatına dayanamaz o günlerde gözlerini yumar. Huzeyfet’übnü Yemân yüzden ziyade hadis-i şerif rivayet eder ki onlardan bazıları şunlardır: º Bütün iyilikler sadakadır. º İstediğini yap, eğer utanmazsan. º Nemmam (lâf taşıyan) cennete giremez. º İki arkadaştan Allah katında sevimlisi diğerine karşı müşfik olanıdır. º Allahü teala dünyayı ahirete tercih edenleri üç şeye mübtelâ kılar: Kalbinden çıkmayan sıkıntı, kurtulamadığı fakirlik ve doymak bilmeyen hırs. º Şehvet nazarı ile bakmak şeytanın zehirli oklarından biridir. Kim Allah korkusu ile onu terk ederse Rabbimiz ona öyle bir iman nasip eder ki zevkini kalbinde duyar. º İçinizdeki fenaları yola getirmeye çalışmazsanız (emr-i maruf ve nehyi ani’l münker yapmazsanız) Cenab-ı Hak başınıza öyle belâlar verir ki artık iyilerinizin yalvarması da fayda vermez.
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 108153
    % -0.82
  • 3.8325
    % -0.13
  • 4.5073
    % 0.05
  • 5.1169
    % -0.13
  • 153.903
    % 0.01
 
 
 
 
 
KAPAT