BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Bu gidiş nereye?

Bu gidiş nereye?

Demokrasimizin ömrü yarım asır. Günümüz dünyasındaki gelişmiş demokrasilerle kıyaslandığında, güdük ve gülünç kaldığı apaçık bir hakikat.



Demokrasimizin ömrü yarım asır. Günümüz dünyasındaki gelişmiş demokrasilerle kıyaslandığında, güdük ve gülünç kaldığı apaçık bir hakikat. Bu yarım asırlık devre boyunca, yalnızca Menderes-Demirel ve Özal’la kalkınabildik. Bunu da, onların karizmatik kişiliklerine ve tek başlarına geldikleri iktidarlarına borçluyuz. Sistemin adı parlamenter olmasına rağmen, onu işletişimiz parlamenter sistemin ruhuna ters ve tamamen 3-5 siyasi parti liderinin şahsi yönlendirmeleri ile olmuştur. Dolayısıyla; milletin emrinde Meclis, Meclis’in emrinde hükümet olacak yerde; Başbakanın emrinde hükümet, hükümetin emrinde Meclis ve Meclis’in emrinde millet olarak cereyan eden bir sistem (!) oluşturmuşuz. Demokrasimizin yozlaşıp gelişememesindeki en büyük kabahat siyasetçidedir. Bunu, burun farkıyla takip eden ikinci derecedeki amil ise, belirli aralıklarla gelen darbelerdir. Darbeler, dürüst ve namuslu insanımızı siyasetten soğutmuş ve meydan yeri, tabir caizse şark kurnazlarına kalmıştır! Ve, ve artık, siyaset anlayışı millete hizmetten çıkmış, şahsi ikbal peşinde koşmanın aracı olarak bellenmiştir! Öyle ki, millet asla kendi milletvekilini seçememiş, parti liderlerinin oluşturduğu listelere göre Meclis şekillenmiştir. Bu şekilde seçilen milletvekilleri de, milletinin yerine liderinin emrine girmeyi vazife saymıştır. İşin ta başlangıcından beri, ilk düğme yanlış yere iliklenmiş, onu takip eden bütün düğmeler de, haliyle yanlış olmuştur. Darbe yönetimleri dahil, gelip geçen bütün yönetimler, özellikle koalisyonlar, idare-i maslahatçılıktan öteye gidememiş ve ister istemez pansuman tedbirlerle yetinmişlerdir. Halbuki, gelişen dünya şartlarında hastalık kronikleşmiş, hastanın beden-i sıhhatini bütünüyle tehdit eder hale gelmiştir. Devlet yapısı eskiyerek hantallaşmış, milleti canından bezdiren ceberut bir bürokrasi, köşe başlarını tutarak Deli Dumrul kesilmiştir. Siyasetçi, seçilmeden evvel hastalığın teşhisini koyar, tedavi usullerini dillendirir ancak, seçildikten sonra, mahut sistemin bir parçası olarak liderinin emrinde gününü gün eder! Sağır sultanın duyup, herkesin dillendirdiği problemlerimiz orta yerde duruyor. Özelleştirme mi lazım? Katı bir devletçi anlayışla ayak diretiyoruz! Demokrasi mi lazım? Çıkarılan karakuşi afta bile, fikir ve ifade hürriyeti kaale alınmaz; bütün partiler ittifak eder gözükmelerine rağmen 312. madde bir türlü çağdaş demokrasinin idrakine sunulamaz! Adalet reformu mu lazım? Hapishaneler çetelere teslim edilerek, tıka basa dolan ve patlama noktasına gelen hallerinden kurtulmak için de, aftan medet umulur! Demokratikleşme mi lazım? Seçim Kanunu, Siyasi Partiler Kanunu unutularak, Cumhurbaşkanlığının seçim süresi için Anayasa değişikliğine gidilir! Namütenahi uzatabileceğimiz bu kontra gidişler nereye kadar? Görüyorsunuz ki gitmiyor artık! O halde?
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 108153
    % -0.82
  • 3.8325
    % -0.13
  • 4.5073
    % 0.05
  • 5.1169
    % -0.13
  • 153.903
    % 0.01
 
 
 
 
 
KAPAT