BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Ölmek vakti

Ölmek vakti

Rus bilim adamları gezegenimize her an büyük bir göktaşının çarpabileceğini açıklamışlar. Bu çarpma gerçekleşirse en iyi ihtimalle dünya üzerinde bulunan pek çok ülke yok olacak, en kötü ihtimalle ise bütün dünya tarihe karışacak.



Rus bilim adamları gezegenimize her an büyük bir göktaşının çarpabileceğini açıklamışlar. Bu çarpma gerçekleşirse en iyi ihtimalle dünya üzerinde bulunan pek çok ülke yok olacak, en kötü ihtimalle ise bütün dünya tarihe karışacak. Bu durumu “her an kıyamet kopabilir” şeklinde özetlemişler. Ne hoş değil mi? Gerçi biz her an kıyametin kopabileceğini zaten biliyoruz ama sebepler aleminde bir olasılıkla karşılaşmak yine de ürpertici olabiliyor. Bir an haklı olduklarını düşünelim. Karamsar olma eğilimimiz varsa son yıllarda yaşanan tabii afetleri örnek gösterelim. Yırtılan ozon tabakasını, erimeye başlayan kutupları, Avrupa’yı etkisine alan selleri, dünyanın birçok yerini sarsan depremleri biliyoruz. Bunlar ister istemez hepimizin aklını kurcalıyor. Binaların ve zinaların arttığı sır değil, insanoğlunun gün geçtikçe daha acımasız olduğu da. Televizyon haberleri ve gazetelerin polis sayfaları her gün hunharca işlenmiş cinayetleri gözümüze sokuyor. İnsanlar çıldırmış gibi giyiniyor ve eğlence adı altında kendilerini dağıtıyorlar. Kimsenin kimseye saygısı kalmamış. Mübarek ramazan ayı bile bu yıl kendisini fazla hissettirmedi. Sanki bu ülkede oruç tutanların sayısı azınlıktaymış gibi davranıldı. Ne doğru düzgün iftar programı yapıldı ne de sahur sohbetleri... Yedi dakikada teravih namazı kıldıran hoca haber konusu oldu. İşin acı tarafı, bu hocanın kıldırdığı namazların kalabalık oluşu. Hakikaten yarın kıyamet kopsa biz ne yüzle öleceğiz? Ahlak zafiyetimizi, para düşkünlüğümüzü nasıl açıklayacağız? Mübarek ay falan dinlemeden milletin dini duygularını rencide eden üstelik ne yazık ki küfre düşen tartışma programlarını nasıl izah edeceğiz? “Eskiden” diye başlayan cümleler kurmaktan hiç hoşlanmam. Ama mecbur kalıyorum işte. Eskiden hiç değilse ramazan ayında içkili lokaller kapanırdı. Bunu zorla değil gönül rızasıyla yaparlardı. Zaten açık olsalar bile müşterileri olmazdı. Kandil günlerinde ülkenin en büyük gazinoları gazetelere kocaman ilanlar verirlerdi ve o gün kapalı olduklarını bildirirlerdi. Geçenlerde iftar vaktinde Galleria alışveriş merkezindeydim. Saati dikkatle takip etmeme rağmen emin olamadım. Bulunduğum yerde elbette başka oruç tutanlar vardı ama iftar olduğunu belirtecek hiçbir işaret yoktu. En azından bir mikrofonla “iftar vakti” denilebilirdi. Ama olmadı. Bu durumda cep telefonlarına sarıldık ve evdekilerle canlı bağlantı kurup bilgi aldık. Ve doğrusu iftar mı yaptım, ne yaptım anlayamadım. Rus bilim adamları haklı mı bilmem. Fakat önünde sonunda olacak olan bu. Bir gün dünyada yaşam bitecek. Tek bir canlı bile kalmayacak. Ve o zaman hesap vakti gelmiş olacak. İş ölmekle bitmiyor yani. Aslında ölmekle başlıyor. Köşemi okuyanların arasında her dinden ve inanıştan insan olabilir. Bu en güzeli zaten. Ben sadece bir tek görüşe göre yazmıyorum. Bütün tek tanrılı dinler kıyameti bildirir. Bu durumda fikir ayrılığına düşmemiz söz konusu bile değil. İnanmayanlar da olabilir şüphesiz. Ben bunu da eleştiremem. Ama inanmasalar bile inananlara saygı gösterebilirler sanırım. İnandığını söyleyen ama aksi davranışlar sergileyenler ise daha çok zarar veriyorlar. Sonuçta, aciz bedenlerimizle inansak ne olur inanmasak ne olur? Bizim kendimize bile faydamız dokunamıyor. Bilinçsizliğimizin faturasını yine kendimiz ödeyeceğiz. Her koyun kendi bacağından asılacağına göre herkes kendisine bakmalı tabii. Ama asgari müştereklerde birbirimizi uyarmamız şart. Rus bilim adamlarının açıklamasını okuduğumda ölmeye hazır olmadığımı düşündüm. Hayatımın biteceğinden korktuğum için değil. Henüz hiçbir görevimi yerine getirmemiş olduğumu gördüğümden paniğe kapıldım. Eğer bugünlerde kıyamet kopmazsa bunu değerlendirelim diyorum. Hâlâ ramazan ayı sürüyor. Tövbe etmek için vaktimiz var. Üstelik mübarek ayın içinde bir yere gizlenmiş olan Kadir gecesi de imdadımıza yetişebilir. Kıyamet kopmasa bile bir gün hepimizin öleceği sır değil. Bu yazıyı karamsar bulmayın. Tam tersine hâlâ ümit olduğunu hatırlatıyorum. Gerisi size kalmış... SÖZÜN ÖZÜ İnsanı yaralayan tek şey gerçektir. LEVHA Güzelin yaptığını güzel görür.
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT