BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Af, başa dert oldu

Af, başa dert oldu

Af, lafı edildiği günden beri münakaşa edilmekte. Hukukçuların, sosyologların ve alakası olan diğer uzmanların görüşü alınmadan hissî bir davranışla mesele ortaya atıldı ve bu yüzden de kamu huzuru sıkıntıdan sıkıntıya girdi.



Af, lafı edildiği günden beri münakaşa edilmekte. Hukukçuların, sosyologların ve alakası olan diğer uzmanların görüşü alınmadan hissî bir davranışla mesele ortaya atıldı ve bu yüzden de kamu huzuru sıkıntıdan sıkıntıya girdi. Bir kere af hududunun nerede başlayıp nerede bittiği, bu belirsizliğin açılacak davalarla daha nerelere kadar varacağı meçhul. Hukukçular dahi işin içinden çıkamıyor. Bir af kanunu düşününüz ki herkesi mağdur etmekte. Veya şöyle diyelim. Af kanunu çıksa da mağdurlar oluşacak, çıkmasa da. Olduğu gibi kabul edildiğinde mahkûmlardan zarar görmüş vatandaş kitlesi mağdur olacak. Hayatta tek evladını bir katil yüzünden kaybetmiş anne-baba adına o katili kim hangi hakla bağışlayabilir? Keza af çıkmadığında da bu kadar heveslendirilen, ümid verilen, mahkûmlar ve onlardan da öte akrabaları perişan olacak. Belki içerdekine acımamak mümkün olabilir ama mesela bir mahkûm anasının suçu ne? Hükûmetin af çıkmadığı takdirde cezaevlerinde yeni bir dramın sahneleneceğinden, sosyal infilakların doğacağından endişe ettiğini tahmin etmek için kâhin olmaya gerek yok. İşte bu hengamede af kanunu Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer’e geldi. Sezer’in kararı hem cesur ve hem de doğrudur. Hükümetin yaptığıysa kerhen yola devam.. Zevahiri kurtarma zorunda. Yoksa kontrolden çıkmış hapishanelerde neler olacağı bilinmiyor. Cumhurbaşkanı halk çoğunluğunun sözcüsü olmuştur. İtibar grafiği bir kere daha yükseldi. Hükûmet, içine düştüğü açmazdan azami iyileştirme projesi ile çıkmanın yolunu arayarak kurtulmaya bakmalıdır. Kanunu Köşk’e aynen iade hatada ısrardır. Öyle bir niyet olmasa bile Köşk’le sürtüşme intıbaı verir. Konunun pratikteki manzarası ise evlere şenlik halde. Hükümetin kanunu tekrar kendisine göndermesi ile sayın Sezer, iki şıktan birini seçebilir. Ya imzalar ve ötesine karışmaz. Veya imzalar ve beğenmediği bu kanunun iptali için Anayasa mahkemesine iptal ve tehiri icra/yürütmenin durdurulması davası açar. İşte çaprazlık da o noktada. Mahkemenin kabul kararını vermesiyle bunun resmi gazetede yayınlanması arasında geçen süre içinde tahliyeler durmayacak. Bunu kimse durduramayacak. Mesela böyle bir prosedür 3 günde gerçekleşsin. O üç gün içinde de 5 bin kişi salınsın. Onlar meşruten tahliyeden yararlanarak çıkıp gider, diğerleri, dâvâ sonunu beklemek zorunda kalır, Anayasa Mahkemesi, iptal kararı verince de cezalarını çekmeye devam ederler. Bu durumda akla gelen ‘de facto’ harekettir. Herhalde, cumhurbaşkanının imza atmasından itibaren beş dakika içinde hapishaneler boşaltılır... Burada anayasal bir çıkmaza da parmak basmak gerekiyor. Medya “veto” deyip duruyor. Hayır; Cumhurbaşkanının veto yani red yetkisi yok. Görüldüğü gibi sadece tekrar incelenmek üzere kanunu TBMM’ye iade hakkı var. “Cumhurbaşkanının gerçekten veto hakkı olmalı” dendiğinde de diktatörlükten vs. söz ediliyor. Son sözü söyleyecek birinin olmadığı zaman ve mekânlarda anarşi, kaçınılmaz olarak karşınıza çıkar. Onu yaşamaktayız. Yarın eşitlik ilkesine aykırılıktan dâvâ açan banka soyguncularının daha sonra da diğerlerinin gözümüzün önünde dolaştıklarını görürsek şaşmayalım. Belki hem çıkar hem de yeniden banka sahibi bile olabilirler.
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 108153
    % -0.82
  • 3.8325
    % -0.13
  • 4.5073
    % 0.05
  • 5.1169
    % -0.13
  • 153.903
    % 0.01
 
 
 
 
 
KAPAT