BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > En yakınıma söylemişler...

En yakınıma söylemişler...

Rabbim çektiğim sıkıntılar sonrası yüzümü güldürdü. Ortada hiç bir şey yokken maddi durumum daha iyi oldu. Evim oldu. Öyle ki sadece kocamın yokluğu yakıyor beni...



Köşenizi beğeniyle okuyoruz. Teşekkürü bir borç biliyorum, başarılarınız devamını diliyorum. Bundan yaklaşık üç buçuk yıl önce de bir yazım yayınlanmıştı. Ama bu sefer adımı size yazmak istemiyorum. 45 yaşımdayım, 23 yıllık evliyim. 22 yaşında bir kızım ve de dünya tatlısı bir torunum var. Evimizin geçimini, eşimle birlikte sağlıyorduk. Öyle aman aman huzurlu bir evliliğim olmasa da hayatımdan memnundum. Kocamın tek bir kötü bir alışkanlığı vardı. O da lanet olası içki!.. Ne yaptımsa, onu bu illetten vaz geçirtemedim. Zararı kendisine ve kesesineydi. Çünkü, dışarılarda içip de sarhoş olup rezaletlikler çıkarmazdı. Ben evde hazırlardım, o da sessiz sakin evde içerdi. Ama ne hazırlama! Dört dörtlük mezelerle süslenmiş bir masa ve bunu bıkıp usanmadan tam 22 yıl bir görev gibi yaptım. Ha, diyeceksiniz ki “Sen neden hazırlıyordun, hazırlamasan belki de içmezdi?” Asla, onu bu tutkusundan kimse koparamazdı ve ben bunun bilinceydim. Hem sonra, ben annemden, erkeğe asla karşı gelinmez, kayınvalideye, görümce ve kayınlarına karşı asla saygısızlık etmeyeceksin, aksi takdirde sana, sütümü helal etmem sözlerini hiçbir zaman unutamadım. Hem sonra, eşimle severek evlenmiştim. Dile kolay, tam 7 yıl anlaşmıştık. 23 yıllık evliliğim süresince o kadar çok fedakarlık yaptım ki, bir Allah bir de ben bilirim. Sadece namusumdan ve şerefimden taviz vermedim. 1998 yılı Şubat ayında kocam rahatsızlandı. Kendi yağımızda kavrulduğumuz için özel doktora götüremedim. Allah razı olsun, kızkardeşim ve eniştem imdadımıza yetiştiler. Hemen özel bir hastaneye götürdük. Konulan teşhis, ne yazık ki Siroz... Bir buçuk yıl kocam hasta yattı, sürekli özel doktorlar ve özel hastaneler ve öylece geçirdik bu bir buçuk yılı. Bu arada ben de bir safra kesesi ameliyatı geçirmiştim ve yanlış ameliyat sonucu, yirmi günde tam üç defa ameliyat oldum. Fakat, bu arada kocamı asla ihmal etmedim. Hatta, ben ilk ameliyata gireceğim zaman ailesi, “Biz bir gün dahi bakamayız” dediği için ameliyatımın üçüncü günü çıktım, evime geldim, yine kocamın yemeklerini, ilaçlarını o halimde hazırladım. Hastalığım dolayısıyla kocamı sadece 15 gün yalnız bıraktım. O zaman da ailesi lütfen gelmişler kocamın yanına. Kontrolümü yaptırmak için Ankara’ya gitmem gerektiğinden, mecburen yine kayınvalideme rica ettim. “Gerekirse uçakla gider gelirim, yeter ki kocam evde yalnız kalmasın” dedim. Ben kendi ailemin yanına gittim, ertesi gün onlarla beraber Ankara’ya gidecektim. Aynı günün akşamı, görümcemi aradım, eşimin fenalaştığını duyunca hemen geri döndüm. Ailemden kendim için aldığım parayla daha önce tedavi gördüğü özel hastaneye götürdüm. Hastanede iki gece yoğun bakımda yatırdılar. Doktoru da açıkça yüzüme söyledi: “Yapacak bir şey kalmadı, evinize götürün” O andaki yaşadıklarımı Allah, kimsenin başına vermesin. Geri döndük. Kocam aşırı derece şişmişti. Yaz günü, her taraf yanıyor, yanımda yönümde bir şey olursa imdadıma koşacak bir kimse yok. “Sizin eviniz çok sıcak hemen bize gelin” dedi görümcem. Adana’dan, doğru görümcemlere gittik. Aileme haber ettim. İki gün hep birlikte görümcemlerde kaldık, o kara gün, 12 Ağustos 1999 Perşembe günü sevgilim, arkadaşım, hayat yoldaşım beni, kızımı ve o gün, 33 günlük torunumu bırakarak ebedi yolculuğuna çıktı. Benim bu kadar çabamı, bu kadar çırpınmamı, maddi ve manevi yalnız hastalığında değil tüm evliliğimiz süresince hem ana hem baba, hem eş hem arkadaş olduğumu tüm ailesi bildiği için bana “Kızım Allah razı olsun sen de bunları, böyle yaptın” diyeceklerini beklerken, “Getirdin üstümüze attın oğlumuzu” diyerek etrafta konuşmuşlar. “İnanmıyayım” diyorum en yakınıma söylemişler. Ben onları Allah’a havale ediyorum... Ama, Allah’a kurban olayım. Rabbim çektiğim sıkıntılar sonrası yüzümü güldürdü. Ortada hiç bir şey yokken maddi durumum daha iyi oldu. Evim oldu. Öyle ki sadece kocamın yokluğu yakıyor beni...
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT