BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Bu işte bir yanlışlık olmalı!..

Bu işte bir yanlışlık olmalı!..



Türk gençlerinin henüz gazeteden haberleri yoktu. Uzatılan gazeteyi ilk alan Nihat, habere göz attı. Tarık’ın yaralı resmi, Nurettin’in öldüğü, hangi hastanede bulundukları... - Korkunç! diye inledi. Ondan gazeteyi kapan ve kısaca bir göz gezdiren Mehmet’in ilk sözü de, “dehşet!” oldu. Kenan ve Niyazi de neyin ‘korkunç’ ve ‘dehşet’ olduğunu öğrendikten sonra, başları önlerine düştü. Ne yapacaklarını bilemez bir halde, sonsuz bir bataklığın içine düşmüşçesine şaşkınlık içindeydiler. - Peki, sizin adınızın bu olaya karıştığını nereden çıkarıyorsunuz? diye Kenan sordu: Bu haberde sizden hiç söz edilmiyor ki! - Evet! dedi Joachim Henssel. Ama yarınki gazetelerde söz edilecek... Az önce beni sorgulayan polislere, zenci foto modelimden kuşkulandığım yolundaki verdiğim ifade... - Bu gazetedeki haberde, Tarık’ın da eroinmanlardan olduğu sanılıyor diyor. Diye Kenan boğuk bir sesle konuştu. Sanırım, siz bunun gerçek olmadığnı polislere anlatmışsınızdır! Biliyorsunuz Tarık, Nurettin’i arıyordu! - Elbette! dedi Joachim Henssel. Aynı zamanda da elleri, içini temizlediği piposuna tütün doldurmaktaydı. Gözleri bir piposu, bir karşısındaki gençler arasında kalkıp iniyordu. Ben zaten Tarık’a, zencinin tehlikeli bir mahluk olduğunu anlatmıştım. Oraya gitmekle büyük hata yaptı. Ama olan oldu bir kez, polisler şimdi zencinin peşindeler. Mehmet: - Yahu bırakalım şimdi bu gâvurla konuşmayı dedi. Hastaneye gidelim biz! Onların hastaneye gitmek üzere olduklarını anlayan Joachim Henssel, birlikte gitmeyi önererek aşağıya indiler. Beş dakika sonra Merheim yolundaydılar.  Hemşireler odasında üç kişiydiler. Selma, süzme kahvesinden ilk yudumu alırken, hemşire arkadaşı Hildegard: - Bu seninki değil mi? diye bir çığlık attı. Selma’yla birlikte diğer hemşire kız, gazete okumakta olan Hildegard’ın yüzüne şaşkınlıkla baktılar. Hildegard gazetedeki aktüel haberi sesli okuyordu. Tarık’ın adını duyan Selma, titreyen elindeki kahvenin beyaz önlüğünün üstüne dökülmesinin farkına bile varmayarak, gazeteyi yırtarcasına Hildegard’ın elinden çekip aldı. Gazeteyi okudukça yüreğinin atışı hızlanıyor ve yüzü kül gibi oluyordu. Gazeteyi de, kahve tasını da masanın üstüne bırakarak başını elleri arasına aldı. Tarık’ın eroinmanlardan olduğu sanılıyordu!... - Bu imkansız bir şey! dedi Selma, hemşire arkadaşlarına. Tarık’ı çok iyi tanıyorum ve onu delicesine seviyorum... Bu işte mutlaka bir yanlışlık olmalı!.. Hildegard ise onun içindeki ateşi iyice körüklüyor, sinirlerini geriyordu. Ona göre, eroinden yakalanan Türk vatandaşlarının çokluğu, bu işin gerçeğe yakın olduğunu belirtiyordu. Hem Selma, onu sevmekte acele etmişti. Gözleri dolu dolu olan ve yüreği kızgın hançerlerle deşilen Selma, hemen koşup başhemşireden izin istedi. Her şeyden önce sevdiği erkek yaralıydı, önce onun sağlık durumunu öğrenmek ve onun gazetedeki belirtilen ürkütücü suçla bir ilişiği olmadığına da kendini inandırmak istiyordu.  Tarık’ın suçsuzluğunu müjdelemek için sabırsızlanan genç komiser Christian Wind yazar arkadaşına olayın detaylarını yolda anlatmıştı. Bir model olarak zaten resimleri tanınan zenci Roberto çok kısa bir süre içinde yakalanmıştı. Onun yakalanışı bu olaydaki diğer suçluları da bir çorap söküğü gibi ortaya çıkarmıştı. Tarık’ın bulunduğu koğuşa girince, onun başının oldukça kalabalık olduğunu gördüler. Christian Wind kendini tanıttıktan sonra, onlara da duyururcasına Tarık’ın suçsuzluğunun tamamen ortaya çıkarılmış olduğunu açıkladı. Bir parça kendinden de kuşkulanılan Joachim Henssel de rahatlamıştı. Zenci Roberto her şeyi olduğu gibi itiraf etmiş, bu uyuşturucu işindeki suç ortaklarıyla asıl patronlarını ele vermekten de hiç çekinmemişti. Kimsenin bilmediği baba patronlardan biri de Night Club’ün, diğeri de bir diskoteğin sahipleriydi. * DEVAMI YARIN
 
 
 
 
 
 
 
Kapat
KAPAT