BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Kafkasya ile ilgili bilgiler

Kafkasya ile ilgili bilgiler

Almanya’da bulunan Türklerin ve TÜRK-KAFKAS KÜLTÜR VE VATAN DERNEĞİ’nin faaliyetleri ili ilgili bana gönderilen mektubu sizlere aynen arz ediyorum:



Almanya’da bulunan Türklerin ve TÜRK-KAFKAS KÜLTÜR VE VATAN DERNEĞİ’nin faaliyetleri ili ilgili bana gönderilen mektubu sizlere aynen arz ediyorum: Sayın Mustafa Necati Abi; Sizleri saygı ve muhabbetle selamlıyor, Cenab-ı Hak’tan huzur ve sağlık dolu ömürler diliyorum. Efendim, sizleri Türk- Kafkas Kültür ve Vatan Derneği’nin çalışmaları hakkında bilgilendirmek ve bu vesile ile uzaktan da olsa, sizinle biraz sohbet etmek istedim. Değerli zaman ve sütununuzu işgal ettiğim için beni lütfen bağışlayın. 30.09.2000 Cumartesi günü Almanya’nın Duisburg kentinde, büyük bir konferans tertipledik. Konu; Kuzey Kafkasya’da Dinler Tarihi, Kuzey Kafkasya’daki özerk cumhuriyetlerin dünü, bugünü ve yarını idi. Konuşmacılarımız hem Kuzey Kafkasya’dan ve hem de Türkiye’den gelmişlerdi. Almanya’dan çok değerli misafirlerimiz ve konuşmacılarımız hazır bulundu. Konferansa beklenenin çok üstünde bir katılım oldu. Verimli, isabetli ve çok yararlı geçti. Kuzey Kafkasya’dan gelen Nalçik Müftüsü sayın Pşıhaşev Şefii ve Kuzey Kafkasya müşavirimiz sayın Selim Akburak Bey’in net ve doyurucu açıklamaları, zaman zaman duygulu anların yaşanmasına ve zaman zaman ayakta alkışlanmalara sebep oldu. Kuzey Kafkasya hakkında ön bilgiler sunan Türkiye’den gelen konuşmacımız sayın Dr. Tahsin Nart bey, Kafkasya’yı Romalılar zamanından ele alarak günümüze kadar geçen zamanı adeta kafamıza nakşetti. Çok güzel ve faydalı bilgiler sundu, hepimiz istifade ettik. Meğer biz Kafkasya’yı ve Kafkas halklarını ne kadar az tanıyormuşuz. Hele hele Kafkas folklor ekebinin gösterisi, kulede düşman gözetleyen asker ve bayrak açmaları dakikalarca alkışlandı. 1993 yılından bugüne kadar derneğimizin bütün faaliyetleri, açılan camilerin isimleri ve yerleri, harcanan miktarlar, okuyan çocukların sayısı, okutan hocalarımızın adedi, hazırlamakta olduğumuz Büyük İslâm İlmihalinin hazırlanması, Türkiye’den götürdüğümüz Kur’an-ı Kerim’ler, elif cüzleri, camilere serdiğimiz halılar, sünnet yaptırılan insanlar, Nalçik ve Karaçay-Çerkes İslam Enstitülerinin tamir ve tadilatları Kabartay-Balkar Cumhuriyeti Diyanet İşleri Başkanlığına zaman zaman yaptığımız harcamalar, hülasa hepsi gözler önüne serildi. Gerek Abhazya’da ve gerek SSCB’nin dağılmasından sonraki Rus-Çeçen savaşı ve gerekse şimdiki savaşta mülteci kabul eden komşu ülkelere yapılan insani yardımlar, kesilen yüzlerce kurbanlar, o yardımlar yerlerine ulaştırılıp sahiplerine dağıtılırken çektikleri sıkıntılar, karşılaştıkları ölüm tehlikeleri, soğuk hava şartlarındaki donma tehlikeleri dile getirilirken ve MUSTAFA NECATİ ÖZFATURA adına gönderdiğimiz TIR’ların resimleri gösterildiğinde dinleyicilerin durumu görülmeğe değerdi. Onların resimlerini de size gönderiyorum. Bunlar dile getirilip gözler önüne serilirken, bizleri hiçbir iş yapmamakla suçlayan (!) kendilerini özel olarak davet etmeme rağmen konferansa gelmeyen bazı küçük ve zavallı insanların (!) suratına inen birer tokat gibi konferans salonunu adeta çınlatıyordu. Bilhassa mülteci Çeçen kardeşlerimizin o acıklı halleri oradaki durum ve vaziyetlerini anlatırlarken kelime bulmakta bayağı zorlanıyorlardı. Vahşet, zulüm ve işkence gibi kelimelerin o acıklı manzarayı ifade etmekten çok uzak olduğunu, konuyu tam anlamak için bu kelimeleri bin ile çarptıktan sonra ortaya çıkacak olan mana ve kelimeler ile ancak bir şeyler ifade edilebilir diyorlardı. Her türlü hastalık, pislik, açlık, susuzluk ve insan haklarından çok uzak bir ortamda yaşam mücadelesi veren bu insanların kaldıkları çadır ve vagonların kapasite durumu pek göze alınmıyor. Aile sayısı ile çadır ve vagonlar dolduruluyormuş. Bazı çadırlarda 5-6 aile veya 70 ila 90 kişi veya daha fazla insan bulunuyor. Bu çadır veya vagonların büyüklüğü barındırdığı nüfusa hitab edecek kapasitede değil. Çok küçük yerler. Bazı çadır ve vagonlardaki yetim çocuk sayısı 20’ye yaklaşıyor. Hasta ve ihtiyarların durumu ise yürekler acısı. Buralar ne oturacak bir yer, ne örtünecek bir şey, ne de insan sağlığına ve onuruna uygun bir mekan değildir. Kışın felaket yazın ise bir rezalet yuvası halinde bu mülteci kamplarında insanlar günlük tuvalet ihtiyacını dahi karşılayamamaktadır.
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT