BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Tutkular

Tutkular

Tutkularımız öylesine uçsuz bucaksız ki, biz bıraksak onlar bizi bırakmıyor. Sonsuz isteklerimize dünya kaynakları cevap vermeğe yetmiyor. İnsandaki o sahiplenme, elde etme duygusuna gem vurmak ne mümkün!



Tutkularımız öylesine uçsuz bucaksız ki, biz bıraksak onlar bizi bırakmıyor. Sonsuz isteklerimize dünya kaynakları cevap vermeğe yetmiyor. İnsandaki o sahiplenme, elde etme duygusuna gem vurmak ne mümkün! Elde ettikçe daha çoğunu istemek... İşte budur frenlenemeyen... Daha çoğu daha çoğu derken. Artık tad alamayız hiçbirşeyden. Mutsuzluklar boşanır yağmur gibi... Ardarda. Catherine Zeta Jones ve Michael Douglas masalsı bir düğün töreniyle evlendiler. Öyle bir evlilik ki daha gerçekleşmeden aylar önce sosyetede, medyada söz konusuydu. Bu kral ve kraliçelere lâyık düğünde harcanan paralarla kimbilir kaç yoksul palazlanır, kendine gelirdi. Ama "Şanımız olsun"... zihniyeti "Bize bu yaraşır..." saplantısı, bir de reklam meselesi yıldızların yakalarını bırakmamıştı. Bana soracak olursanız törelere aykırı formalite icabı bir yeme içme faslıydı. Açıkçası görmedim ama, anlamı itibariyle düğüne benzemez bir düğündü o. Çünkü gelin doğum yaptıktan sonra bu düğün gerçekleşiyordu. "Neden olmasın?" diyenler bulunabilir. Ben kendi görüşümü söylüyorum. Koklanmış, bir buket çiçeği vazoya koyuyorsunuz. Ucun ucun yenmiş bir yemeği misafire çıkarıyorsunuz. Temizleyiciye gitmiş bir takım elbiseyi yeni niyetine giyiyorsunuz. Misalleri daha fazla ve ağırlaştırarak çoğaltabiliriz. Peki bunca gösteri, bir gecelik şaşaa kendi reklamlarından öte neye yaradı?? Neye mi yaradı? Dünya onlarla meşgul oldu ve hâlâ olmada". Az şey mi?" Diyeceksiniz. Yarın öbür gün belki iki güç birbirine girecek ve ayrılacaklar... O zaman bir anlamı kalacak mı o görkemli, gösterişli sahnelerin? O para akıtmaların ve savurmaların? İnsanoğlunun dönüp arkasına bakması gerek." Neredeydim, nerelere geldim? Ve niçin? diye sorması... mutlu olmak için ne güzellik, ne zeka üstünlüğü, ne servet yetebilir insana. evet tutkulara bağımlıyız... Hazreti Mevlânâ anlatıyor. Yoksul bir öğretmen kış günü sırtına ketenden bir cübbe giyermiş. Başkaca giyeceği yok. Birgün sel suları bir ayıyı sürükleyip getirmiş. Lâkin hayvanın başı suların içinde gizliymiş. Suyun üstünde sadece postu görünüyor. Talebeleri; "İşte bir kürk hocam! Alın giyin..." demişler. Hoca sevinmiş bu işe. Böyle titreyeceğine işte şu kürkle bir güzel ısınabilirmiş... Hemen suya atılmış, elini kürke atmış... Atar atmaz da ayı adamcağızı pençesiyle yakalayıvermiş. Çocuklar bağırmışlar: "Hocam kürkü getir! Getiremiyorsan bırak da sen gel..." Zor durumdaki öğretmense şöyle haykırmış: "Ben kürkü bırakıyorum ama kürk beni bırakmıyor!" İşte tutkular da böyledir. Gün gelir zarara uğrar, onlardan kurtulmak isteriz. Lâkin yakamızı kaptırmışızdır bir kez. Dönemeyiz.
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 110248
    % 0.84
  • 3.8277
    % -0.93
  • 4.5278
    % -0.49
  • 5.1355
    % -0.16
  • 155.463
    % -0.28
 
 
 
 
 
KAPAT