BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Üç büyüklerin hastalıkları

Üç büyüklerin hastalıkları

Türkiye Birinci Ligi’nin, ek maç haftası hariç, birinci etabı sonuçlandı. Zirve savaşında, G.Saray, F.Bahçe ve Beşiktaş arasındaki alışkanlık yine, hem de müthiş bir çekişmeyle, sahneye konulmaya devam ediyor.



Türkiye Birinci Ligi’nin, ek maç haftası hariç, birinci etabı sonuçlandı. Zirve savaşında, G.Saray, F.Bahçe ve Beşiktaş arasındaki alışkanlık yine, hem de müthiş bir çekişmeyle, sahneye konulmaya devam ediyor. Şimdi, bu takımların su yüzüne çıkmış ve ikinci yarıya da yansıması kaçınılmaz olacak eksiklerine, yanlışlarına, zaaflarına bir göz atalım. Lider G.Saray’ın, sezon başında da değindiğim gibi, Jardel faktöründen dolayı orta alanı ciddi biçimde yıpranmanın yanı sıra, geçen sezonlarda olduğu gibi gol pozisyonuna girmede büyük eksiklik gösterdi ve de golcülük özelliklerini kaybetti. İlk yarının büyük bir bölümünde gözlenen bu zaaf, daha sonraları Hagi’nin maç maç düşüşü ile başka bir boyut kazandı. G.Saray, sonlara doğru yavaş yavaş Jardel’e, ne yazık ki mahkûm oynamak zorunda kaldı ama, futbolda rastlanması pek mümkün olmayan bir çelişki tablosu ile sonuç aldı. Buradan tekrar Hagi’ye dönersek, Lucescu’nun bu yıldıza teslim olmayacağını iddia etmiş bir otorite olarak yanıldığımı görmekteyim. Şayet, Lucescu, Hagi’ye endeksli kalmaya devam ederse, Jardel’in de oynayacağı maçlarda sarı-kırmızılı takım, kaleciyi de saymazsak, 8 kişi ile dar alanda pres yapılarak uygulanan ve savunmada zorunlu olarak risk taşıyan sistemini işletmeye gayret edecektir. Bu, Şampiyonlar Ligi, Türkiye Kupası ve lig maratonu içinde aşırı bir yıpranmayı peşinden getirecek ve hedeflere giden yollarda arızalar ortaya çıkaracak bir oluşumdur. Lucescu, yönetimden de alacağı destekle Hagi’yi, kazanılması kesinleşmiş oyunlarda kısa sürelerle tatmin yoluna gitmelidir. F.Bahçe, mucidi Hollandalılar’ın bile terk ettiği 3-4-3 sistemi ile boyundan büyük işler becermeye gayret etmektedir. Bu sistem çok ciddi bir fizik gücü istemektedir. Ancak F.Bahçe’nin böyle bir özelliğe henüz kavuşamadığını görmenin yanı sıra, yarınlarda da bu faktörün elde edilemeyeceği açıkça ortadadır. Çünkü F.Bahçe takımının klas olmasına rağmen futbolcu yapısı, ne o idman dozu ile ne de sistemin gereklerindeki eksikler sebebiyle bu tarz oyunu kaldırabilir. Denizli, teknik adamlığının her döneminde olduğu gibi yıldız oyuncuların maharetlerine bel bağlamaktadır. Bir başka handikap da, F.Bahçe’nin hem Türkiye Kupası, hem de lig maratonunu kaldıracak yeterli sayıda futbolcuya sahip olamamasıdır. Denizli, rakipleri ligin yanı sıra 10’ar adet Avrupa kupası maçı oynamış olmasına rağmen, Bursa maçları trafiğinden yorgun düştüklerini söyleyerek, sistem ve idmanların yetersiz olduğunu farkında olmadan itiraf etmiştir. Şimdi F.Bahçe’nin yedek kulübesine en az iki ama, her zaman verilen görevi kaldırabilecek transfere ihtiyacı vardır. Bu olmazsa olmazdır. Hele hele, orta alanın, yine sistem gereği yük kaldırabilecek, pres yapabilecek ve iki blok arasında bağlantı kurabilecek elemanlarla takviye edilmesi kaçınılmazdır. Aksi takdirde, sonuç sürekli Baliç ve Rapaiç’in uçurtma kesmelerine, Andersson’un kafalarına bağlı olacaktır ki, artık şifre de çözülmüştür. Beşiktaş, Scala gibi deneyimli, kariyerli bir hocanın, bence yürekli davranmamasının bedelini ödemektedir. Nouma gibi, ön liberolu dörtlü alan savunmasının içinden gelmiş çok etkili bir hücum silahından, bence Beşiktaş gerektiği kadar yararlanamamakta, hatta hatta bu oyuncusunu, orta alandaki kelle eksikliği sebebiyle aşırı yorup, psikolojik bunalıma düşürüp, sık sık tribünde tutmak zorunda kalmaktadır. Scala gibi bir hocanın, Beşiktaş’ı hâlâ çağın modeline adapte etmemesi şaşırtıcıdır. Böyle bir düzende daha az yorulacak olan Mehmet’in Nouma - Ahmet Dursun ikilisinin arkasında maçın sonucunu etkileyebilecek oyuncu olma özelliğinden de yararlanılamamaktadır. Şimdi devre arasında Scala’nın ne yapıp yapıp, çağın sistemi üzerinde yoğunlaşması şarttır. Bu gerçekleşirse, Nouma da, Şifo da ilk yarının çok üstünde bir performansla karşımıza çıkacaklardır. Elde Karhan, G.Saraylı Suat’tan sonra en iyi ön libero Tayfur, İbrahim gibi verimli orta alan elemanları bulunmaktadır. Hatta hatta Nihat’tan da orta alanda daha çok randıman alınacağını beklemekteyim. Hele hele, adam almadığı için çok eleştirilen başkan Seba’nın tam tersine, iki adet de biri orta alana, diğeri savunmaya adam da alınırsa, sistem pekala uygulanabilecektir. Arka blokta, Khletsov, Ümit, Rahim, Ali Eren, Erman ve iyileşirse Halilagiç gibi eleman da bulunmaktadır. Hatta hatta Karhan bile bu blokta tandemi becerebilecek kalitededir. Bence Beşiktaş’ın çıkış yolu budur.
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 109330
    % -0.31
  • 3.867
    % -0.62
  • 4.5554
    % -0.6
  • 5.158
    % -1.19
  • 156.209
    % -0.25
 
 
 
 
 
KAPAT