BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Hamburg’ta iftar...

Hamburg’ta iftar...

Hamburg, Almanya’nın en güzel, en gelişmiş şehirlerinden bir tanesi. Avrupa’nın, Rotterdam ile birlikte, en önemli limanlarından birisi.



Hamburg, Almanya’nın en güzel, en gelişmiş şehirlerinden bir tanesi. Avrupa’nın, Rotterdam ile birlikte, en önemli limanlarından birisi. Bu şehri çok sayıda görme imkânım oldu. Şehircilik açısından, su kaçaklarının minimize edilmesi yönünden, yeşil uygulamalarından, (Belediye Başkanı olarak) epey yararlandım. Ramazan başında, MÜSİAD-Hamburg Şubesi Başkanı, değerli işadamı kardeşim, Ebubekir Taşçı, birlikte iftar açmak ve sohbet etmek davetini iletince, (yoğun tempoya, birçok engele rağmen) “evet” dedim. Zira, bu vesile ile, birçok gönül dostumu (başta Türkiye Gazetesi temsilcisi Abdüllatif Gökçek; Efefırat Şirketi’nin sahibi Ahmet Aktaş; dokuz yıl önce, Bosna için beraber yardım topladığımız, geniş ufuklu, genç kardeşim Serdar Kepenek; vb.) görme fırsatı bulacaktım. Gerçekten de, ümit ve arzu ettiğim şekilde, bir seyahat oldu. Bir gece, MÜSİAD’ın; diğer gece de İhlas Holding’in davetine katıldım. Bol bol sohbet etmek, gündemdeki konuları istişare etmek, imkânı buldum. Hamburg Merkez Camii’nde, zevkle teravih namazımızı kıldık. Namaz sonrasında da, kardeşlerimizle sohbet ettik. Kuzey Almanya İslâm Toplumu Başkanı Ramazan Uçar kardeşimizin misafiri olduk. Yapılan güzel hizmetleri, dayanışma çalışmalarını, öğrendik. Bu arada, Hamburg’taki Türkler’e ait işyerlerini, zevk ve gurur duyarak müşahede ettik. (Türkler’e, ait, Aylin Restoran’ın yemekleri nefisti. Gerçek bir iftar ziyafeti oldu.) Ancak, beni bu defa çok üzen husus, Almanya’daki kardeşlerimizin, (bugüne kadar hiç görmediğim kadar) moral bozukluğu içinde olmasıydı. Hepsi, Türkiye’yi en yakın biçimde takip etmektedir. Başarılardan mutlu olmakta, sıkıntılardan üzüntü duymaktadırlar. Ankara’daki yöneticilerimize, (yararlı olacağı ümidiyle) (Dışişleri Teşkilâtı’nın aktarmaktan çekinebileceği) bazı hususları, iletmek istiyorum: 1- Gurbetteki vatandaşlarımız, mevcut hükümeti başarılı bulmamaktadırlar. Özellikle, dış politikada ve ekonomideki durumu iç açıcı görmemektedirler. Türkiye’ye yatırım yapmayı ertelemektedirler. (Bu arada, hatalı politikalar, Gümrük Birliği antlaşmasında vediğimiz tavizler yüzünden, Türkiye’den ithalat yapmak da imkânsızlaşmaktadır. Tarım ürünleri, peynir vb. süt ürünleri, -zaten tamamen yasak olan- et ürünleri, başka ülkelerden alınmaktadır. Yıllık gıda ithalatı 60 milyar Mark civarında olan Almanya’ya yaptığımız ihracat çok komik rakamlarda kalmaktadır.) AB’ye alınmayacağımız, oyalandığımız, küçük düşürüldüğümüz, fazla tavizkâr davrandığımız kanaati hakimdir. Daha kararlı, sert, şahsiyetli tutumlar beklenmektedir. İçişlerimize yapılan müdahaleler gururları incitmektedir. 2- İstisnasız herkes, “Af Kanunu”na karşıdır. Cumhurbaşkanımızın vetosunu gönülden desteklemektedir. Hükümetin, bu vahim hatada ısrarı tasvip edilmemektedir. (Sn. Cumhurbaşkanımıza karşı, genel bir sempati artışı vardır. En son Yargıtay Başkanı tercihi de, çok geniş bir tasvip görmüştür. Yargının politik etkilerden temizlenmesi açısından ümit vermiştir.) 3- Vatandaşlıktan çıkıp, Alman tabiiyetine geçme konusunda, hâlâ sıkıntılar vardır. Zaten, gurbetçilerin çoğunun da, konular hakkında yeterli bilgisi yoktur. Verilen “pembe kart” bir işe yaramamakta, Türk bürokrasisi tarafından da itibar görmemektedir. 4- Herkes, güçlü, kararlı, dürüst, adil bir yönetimi arzulamaktadır. Hapishanelere hâkim olamayan görüntü üzüntü doğurmaktadır. (Son operasyonlar moral vermiştir). Bu arada, “ölüm orucu” şovlarını kimse ciddiye almamaktadır. F tipi cezaevi uygulamasından taviz verilmemesi istenmektedir. Tamamen ideolojik davranışlara yönelmiş, devamlı teröre destek veren, bazı meslek odalarının ve medyanın belirli kesimi, ibretle izlenmektedir. Bu arada, kendilerini “aydın” olarak nitelendiren kişilerin, (gûya) arabuluculuk gayretleri de istihza ile takip edilmektedir. Kısmetse, izlenimlerimi aktarmaya devam edeceğim.
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT