BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Deve medeniyeti

Deve medeniyeti

GÜLMEK yok... Gerçekten de Kuzey Afrika’nın tamamı, Ortadoğu, İran ve Afganistan kültürü bir “Deve Medeniyeti” mîrasıdır.



GÜLMEK yok... Gerçekten de Kuzey Afrika’nın tamamı, Ortadoğu, İran ve Afganistan kültürü bir “Deve Medeniyeti” mîrasıdır. Biz Anadolu insanları da kısmen bu medeniyetin sahipleriyiz. O yüzden yollarımız bildik bileli daracıktır. Deve Medeniyeti’nde yol genişliği ancak yüklü iki devenin yanyana geçeceği kadardır. Mîmâri üslûp, içe dönük hayat ve yabana karşı tedbir ihtiyacı bu ölçünün ötesine hizalanmaya engeldi. *** Şu devirde bile yollarımızı iki deve eninde tasarlayan mühendislerimiz belli ki, damarlarına işleyen bu ürküntülü alışkanlığı altedemiyor. Hâlâ Deve Medeniyeti’nde yaşıyor gibiler. On yıl önce yapılan şehir içi asfaltlarımız şimdilerde ne kadar güdük ve çelimsiz? Neyse, konumuz o değil. *** Avrupa Uygarlığı ise, Roma İmparatorluğu’ndaki araba ve tekerlek geleneğinin ürünüdür. Oralarda yüzlerce yıl önceden başlayan genişlik ve ferah yaşama alışkanlığı sürüp gidiyor. Asırlar evvel inşa edilmiş yolları bile yanyana iki deve değil, dörder tekerlekli iki arabanın geçeceği kadar enli düşünülmüş. Bizde deve, onlarda araba. Hemen mızmızlanmayalım. Burada mecburiyetlerin de etkisi var. İnsanoğlu, coğrafyasının emirlerinden dışarı, istese de kolay çıkamıyor. *** Deve; birbirine çok uzak, ıssız ve engebesiz toprakların yegâne nakil vasıtası. Tam da Asya ve Afrika’ya göre. Daha düne kadar Anadolu’da da ulaşım develerle yapılırdı. Ve İzmir limanına onca meyva, kumaş, halı, tütün balyaları, kuru üzüm çuvalları (yani hararlar) develerle getirilirdi. Beş deve ile önlerindeki merkep bir katarı oluştururdu. Katarın yetkilisine savran denirdi. Kervan ise birden fazla katarın adıdır. *** Çocukluğumdan hatırlarım. Bir gün bir savran, katarıyle önümüz sıra geçerken azıcık eyleşti. İkindi vakti, komşu ihtiyarla duvar dibine çömelmiş duruyorduk, savran yaklaşıp sigarasına çakmak istedi. O kısa arada dediklerini unutmuyorum: “Nerde o eski katarlar, eski çanlar?... Önceleri kervanların çanları ‘Erzu-ruum, Bağ-daat, Vaaan!’ diye inilerdi. İşlerin tadı kaçtı. Şu bizdeki cılız çanlara bak, ‘Engürü, Mengürü, Çankırı’ diye vızıldayıp duruyor...” *** Develer, katarlar, kervanlar... Bu medeniyetin geç kalmış çocukları şimdi, iri yollu, koca meydanlı araba uygarlığının torunlarıyle yarışıyor. Neme lâzım... Zaman zaman da başa baş mücâdele veriyor, hatta kazanıyorlar. ................. GÜNÜN ESERİ: “Kâinatın Efendisi”... Güvenilir ve tecrübeli kalem Mehmet Oruç, şanlı Peygamberimizin hayatını ve güzel ahlâkını tertemiz bir lisanla sunuyor. Arı Sanat Yayınevi. Tel: (0212) 278 18 60
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 109330
    % -0.31
  • 3.867
    % -0.62
  • 4.5554
    % -0.6
  • 5.158
    % -1.19
  • 156.209
    % -0.25
 
 
 
 
 
KAPAT