BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Önce millî mutabakat hükûmeti sonra erken seçim, veya...

Önce millî mutabakat hükûmeti sonra erken seçim, veya...

Af kanunu, vekilleri liderleri ile vicdanları arasına sıkıştırdı; öylesine ucube bir şey; herkesin kafasında bir “acaba?” var ...



Af kanunu, vekilleri liderleri ile vicdanları arasına sıkıştırdı; öylesine ucube bir şey; herkesin kafasında bir “acaba?” var; “acaba bu af kanunu ile asamadıklarını salmak mı istiyorlar?” Belki alakasız bir şüphe ama zihinlere takılmış durumda. Af probleme dönüştü. İlân edilse de edilmese de zarar açacak... Ekonomi ise felç oldu; borçla yaşamanın neticesi bu işte. Yabancı sermaye, parasını çekince piyasa kurumuş dereye döndü, mübarek ay zehir oldu. Son 50 yılın en fakir bayramı geçirilecek. Sabit ve dar gelirlinin hali felaket. “Ekonomi kurmayları” denen zevatın ne kadar becerikli olduğu böylece anlaşılmış oluyor. Dış borçla ilk defa yüz yüze gelinmedi. Kötü yönetim Türkiye’yi Kuzey Kore’den beter hale düşürdü. Gündem bunlarla meşgulken 1826’dan bu yana ilk defa emniyet kuvvetleri sokağa dökülüp yürüyüş yaptılar. Bazı devletlular bu yürüyüşe fena halde diş biledi. Halbuki polis, oyuna getirilmişti. Açlık sınırındaki maaş ve şehîd vermeleri vesile edilerek muhafazakâr polisi aradan ayıklama operasyonuydu yapılan... Derken bir de veya bir kere daha Vural Savaş vak’ası yaşadık; Yargıtay Başsavcısı’nın görev müddeti bitmişti. Yeni adaylarla birlikte O da seçime girdi. Rakiplerini arkada bıraktı. Fakat bakınız şu Cumhurbaşkanının yaptığına Vural Savaş’ı seçeceğine arz edilen listeden ikinci ismi tercih etti. Nasıl olur? Bu mümkün mü? Vural Savaş, bunu anlayamadı. Zaten ilk anlayamadığı kendisine karşı başka adayların da seçime katılması. Önce onların yaptığına içlendi, sonra Ahmet Necdet Sezer’e. En laik bir kişi dururken normal laik birinin yerine seçilmesi neyin nesiydi? Savaş, emeklilik kararı aldı; kendi bileceği iş; çok da iyi etti ama “emekli olduktan sonra konuşacağım” diyerek dehşet verici ifşaatlarda, ihbarlarda bulunacağını imâ ediyor. Bu kadar hayati malûmata sahipsin neden şimdiden açıklamıyorsun? Demek yerinde kalsaydın susacaktın. Buna ceza hukukunda ne ad verildiğini bir savcı bilse gerek Halk canının derdine düşmüşken geçim meselesi diye bir sıkıntısı olmayan Vural Savaş bugün de ortamı germeye devam ediyor. DSP’ye girip Başkan adayı olarak bu başkanlık sendromundan kurtulabilir. Cezaevi isyanı ise dramların en büyüğü. O kadar sıkıntıya bir de bu eklendi. Devletin 9 yıl kendi cezaevine girememesi hangi mazeretle izah edilebilir? 28 Şubat neden bu rezaleti görmezden geldi? Gardiyan ve jandarma adeta içerdeki komünist militanlara koruma görevi yapmış. Ölüm oruçlarının dahi yalan olduğuna dair önemli şüpheler var. İstihbarat da mı devre dışı kaldı? Duvarı yıkılarak, damı delinerek ancak adım atılabilen militan kalesi şu hapishaneler adaletteki kokuşmuşluğun ürpertici manzarasıdır. Dünya önünde mahcup durumlara düşmüşken Bülent Ecevit, Kıbrıs harekâtı günlerindeki edayla basın önüne çıkıp zaferini ilân etmekte. Ağlanacak halden gurur duyma paradoksu. Bir de kalkıp İTO Başkanı Mehmet Yıldırım’a bühtan ediliyor. Bırakınız bir kişi de dobra dobra konuşabilsin. Dedikleri, şartların baskısından patlayan bir adamın öfkesinden başka bir şeye değil. Meclislerde söyleneni yüksek sesle dile getirmiş o kadar. Nihayet üslubu reddedilebilir. Müdahale istediği iddiası zoraki bir yakıştırma. Hayatın içindeki bir insan “çare!” diye feryat ediyor, görülmesi gereken odur. Bunalımın neden başladığını izahta zorluk ve bundan nasıl çıkılacağını bilmekte çaresiz kalınıyor. Çarelerden biri millî mutabakat hükumeti olabilir. Birkaç Bakan değiştirerek hükûmet makyajı yapıp bu problemden çıkılamaz. Hükûmet yorulmuş, yıpranmış ve yaşlanmıştır. Millî mutabakat hükûmeti, ülkeyi erken seçime götürmelidir. Seçimlerin üzerinden çok zaman geçmemiş olması doğrudur, bir seçimin dev maliyeti de gerçektir. Fakat demokratik çerçevede başka da çare yoktur. Koalisyon ortakları ümid vaad etmiyor. Bazı ortaklardan ümid kesilmiş, bazıları hayal kırıklığına uğratmıştır. Parlamentoya âcilen taze kan pompalanması gerekiyor. En fazla FP dâvâsının sonucu beklenmelidir. Partilerin tamamı vatandaşı hüsrana uğratmış, güvenini sarsmış, yarınlara dair düşüncelerini mahvetmiştir. “Veya” derken neyi kastettiğimize gelince: Seçimler olup bitene; yeni bir hükûmet kurulana kadar Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer icranın başı olmak hasebiyle bakanlar kuruluna sık sık başkanlık yapmalıdır. Anayasa bu yetkiyi 97. maddede vermektedir. Mezkur maddenin ikinci fıkrası Cumhurbaşkanının “görev ve yetkileri”ni sayarken şöyle diyor “Cumhurbaşkanı, gerekli gördükçe Bakanlar Kurulu’na başkanlık eder” bir diğer ifade ile Başbakanlık yapar veya daha başka bir söyleyişle kısmen Başkanlık rejimi devreye girer. Ne zaman? Cumhurbaşkanı, “gerekli gördükçe”. Sayın Cumhurbaşkanı!.. Bakanlar Kurulu’na başkanlığı böyle bir zamanda gerekli görmeyip de hangi fevkalade şartları bekleyeceksiniz?
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 109877
    % 0.19
  • 3.8589
    % -0.82
  • 4.5524
    % -0.67
  • 5.1623
    % -1.1
  • 156.204
    % -0.26
 
 
 
 
 
KAPAT