BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Devlet devletliğini yaptı!

Devlet devletliğini yaptı!

Radikalliğin şahikasına ulaşan RADİKAL gazetesinin dünkü manşeti “Korkulan Oldu” idi.



Radikalliğin şahikasına ulaşan RADİKAL gazetesinin dünkü manşeti “Korkulan Oldu” idi. Aslında, 20 cezaevinde yapılan operasyonlarla, gereken ve umut edilen, biraz geç de olsa, nihayet gerçekleşmişti. Cezaevlerinde terör örgütlerinin tahrikleri ve işgüzar bazı sivil toplum örgütlerinin, liboş sanatçı-yazar takımının desteği ile, sürdürülmekte olan açlık grevleri karşısında, Adalet Bakanı Hikmet Sami Türk’ün, F Tipi cezaevleri konusunda geri adım atması, bu projenın yeniden gözden geçirileceğini açıklaması üzerine: “Devlet, hükümet şantaja boyun eğdi, sokağa teslim oldu” diye üzüntümü belirtmiştim. Galiba, acele hüküm vermiş ve özellikle Sayın Bakan’a haksızlık etmişim; devlet, isyancıların ele geçirdikleri, kendi arkadaşlarını göz göre göre ölüme ittikleri tüm cezaevlerinde yaptığı kararlı operasyonlarla, isyanları bastırdı. Zavallı grevcilerin çoğunu ölümden kurtardı, en önemlisi “Devlet devlet olduğunu” gösterdi. Hikmet Sami Türk Her zaman dediğim gibi ,”insan bir insan” olan Türk, anlaşılan, son bir umut olarak, isyancılarla uzlaşma imkanlarını aramıştı. Belki de zaman kazanmak istiyordu. Hatta bir ihtimalle, F Tipinden vazgeçmek sözü de, operasyonun kamuflajı idi. Şimdi bazıları, hatta Barolar Birliği Başkanı Sayman bunu da “bizi aldattı” diye, belki de isyancıları aldattı diye, Türk’ü kınıyorlar. Ben, öyle ise de “Helal olsun” diyorum; devleti yıkmak için ayaklananlara karşı, buna ancak “meşru ve mubah savaş hilesi” denir. Bu hunhar haydutlarla uzlaşma aramanın doğru olmadığı gibi mümkün de olamayacağı başından belli idi. İsyan ve grevlerin başını çeken DHKP-C (Devrimci Halk Kurtuluş Cephesi) , TAYAD (Tutuklu ve Hükümlü Yakınları Derneği) başta, TKP-MLKP, THKP, TİKKO, PKK gibi cadı alfabesi çorbası örgütlerinin elebaşları, uzlaşma arandıkça da, yeni ve kabul edilmesi imkansız taleplerle ortaya çıkıyorlardı. Maksatları F Tipi cezaevlerinin yapımını önlemek değil devleti teslim almaktı. Bunu zaten cezaevlerinde egemenlik kurarak bir oranda yapmışlardı. Hem isyancılarla uzlaşma masasına oturmak, bu masada bazı sivil toplum örgütlerine, entel yazar-çizer-söyler takımına yer vermek ne demek: Bu da bir nevi zafiyet ve teslimiyetti... Ama nihayet, sabır ve tahammülü büyük olan Hikmet Sami Türk’ün de, İçişlerı Bakanı Sadettin Tantan’ın da, asıl Ecevit Hükümetinin de sabrı taştı, bıçak kemiğe dayandı. Ölümü istediler Operasyon nisbeten az zayiata mal olmuş. Ben asıl şehit olan ve yaralanan jandarma erlerimize yanarım. Kimsenin ölümünü istemem ama, kendilerini öldürecek, yakacak kadar, örgüt liderlerine teslim olmuş zavallı robotlar, bu feci ölümleri, bir hiç uğruna, kendileri istemişlerdi. İçerdeki eylemcilerle dışardaki liderler arasındaki cep telefonu konuşmalarını okudum: Zaten günlerce bu zavallıları “Yaşasın ölüm” diye ölüme itiyorlardı, açıkça “Kendinizi yakın” diye emrediyorlardı. Etrafa yağdırdıkları elektronik posta mesajlarında devlete meydan okuyorlardı. Kendilerine “tutsak” olmuş bazı mahkumların feci şekilde intiharlarını, kendilerini yakmalarını, “halkımız” için diye yutturuyorlardı. Sözler bana hiç yabancı gelmedi. O “halk veya halklar” uğruna otuz kadar yıl önce, ne “fidan gibi” gençler feda edilmişti!.. Bu son konuşmalar ve mesajlar içerdeki ve dışardaki “kuklacıların” ne kadar acımasız ve hain olduklarını göstermiştir. Benim merakım, bu kadar hunhar insanların (aşırı sağda ve aşırı solda) bizim toplumuzdan nasıl ve neresinden çıkabildiğidir? Güya “Halkları için” istediklerinin ne olduğudur! Türkiye’nin, devletin çökmesi, yerine modası geçmiş bir Komünist rejimin kurulması mıdır istedikleri? Tarihte çok geç kalmışlar! Neticede olanlar, ölen zavallı kuklalarına oldu! Şimdi sakın devleti “katil” diye suçlamaya kalkmasınlar. Asıl caniler, belgeleri ve telefon konuşmaları ile besbelli! Bunların ele geçirilenlerini adalet, şimdi ibreti alem için ne zaman ve nasıl cezalandıracak merak ediyorum! Geciken adaletin aslında adalet olmadığı da belli! Bizim entel takımı Hayret ettiğim diğer bir husus da, bazı entel ve sanatçı takımının Yaşar Kemal’in, Zülfü Livaneli’nin, Gündüz Pamuk’un, Oral Çalışlar’ın bu zalim elebaşlarına, terör örgütlerine ve dolayısıyla karanlık emellerine sözde “insan hakları” adına destek olmaları. Eminim, bu operasyonlardan sonra da, bu takım gene ayaklanacak. Devleti ve jandarmayı aşırı sert davrandılar diye kınayacaklar, sokaklara dökülecekler. Avrupa’dan da protestocular ve gözlemciler gelecek. Ancak “içerden” Cezaevlerinden jandarmalara ağır silahlarla saldırıldığını ve bu silahların cezaevlerine nasıl olup da sokulduğunu mesele yapmayacaklardır! Bakınız; İstanbul Tabipler Odası hemen protestoyu dayanmış; bu yöntemi beğenmiyesilermiş! Bu cici doktor beyler acaba daha fazla zavallının ölmesini, kendilerini yakmalarını başka nasıl durduracaklardı? Biliyoruz; hipokrat yeminine göre görevleri yaşatmak ama bunu yapabildiler mi? Yapabilecekler mi idi? Yoksa “hipokritik görevleri” (Hipokritikin bir diğer anlamı da riyakarlıktır) ölüme müdahale etmemek mi idi? Aralarında, uzlaşma görüşmelerine katılanları var idi ise, örgüt elebaşlarının ne kadar hunhar olduklarını ve asıl maksatlarının F Tipi cezaevlerinin yaşam şartları değil, TC Devletini teslim almak olduğunu anlamadılar mı? Devlet, bu adamların maskarası olsa daha mı iyi olurdu? Ancak, dünkü yazımda da söylediğim gibi bu “ötekilerle” bizim aramızda derin bir fay hattı var. İnsan hakları Gene eminim ki ,”insan haklarını koruyoruz” derken, asıl suçluları, terörüsteleri koruyan fakat mağdurları korumayan, devlete kökünden düşman, bir sürü insan hakları vb. dernek ve kuruluşlar da ayaklanacak, protesto gösterileri düzenleyecekler ve hükümeti kınayacaklardır. Acaba hangisi iki şehit jandarmamız için gözyaşı dökecek, merak ediyorum. Bu günlerde ömründen herhalde bir iki yılı ve sağlığını yitiren Adalet Bakanı Hikmet Sami Türk ve Hükümet bu protestolara hiç aldırış etmemeli ve F Tipi Cezaevleri konusunda da bundan sonra artık bir adım bile geri adım atmamalıdır. Bu operasyonlar artık, cezaevlerini isyan ve ideolojik eğitim yuvaları olmaktan çıkarıp çağdaş infaz evleri haline sokmak hareketinin başlangıcı olmalıdır. Böylelikle bu durumlardan muhakkak bizar olan ve zarar da gören diğer mahkumların cezalarını insanca çekmeleri de sağlanacaktır. Tabii infaz sisteminin tümünde hemen gerekli reformlar yapılmalıdır Dün, benim için, mutlu bır gündü: Devlet devletliğini, hükümet hükümetliğini yaptı; şantaja boyun eğmedi, düşmanlarına ve sokağa teslim olmadı! Bundan sonra geriye dönüş olamaz!
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 109182
    % 0.02
  • 3.8295
    % 0.32
  • 4.4967
    % -0.19
  • 5.1066
    % -0.19
  • 152.933
    % -0.23
 
 
 
 
 
KAPAT