BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Emanete ihanet etmeyen adam

Emanete ihanet etmeyen adam

Adamcağız, Fatih Terim gibi “İmparator” yakıştırması yapılmış bir teknik adamdan sonra, Romanya dolaylarından Hagi’nin tavsiyesi ile G.Saray’ın patronu yapılmış...



Adamcağız, Fatih Terim gibi “İmparator” yakıştırması yapılmış bir teknik adamdan sonra, Romanya dolaylarından Hagi’nin tavsiyesi ile G.Saray’ın patronu yapılmış... Kolay mı, 4 yıl şampiyonluğu kimselere bırakmamış, Şampiyonlar Ligi’nde söz sahibi olmuş ve daha ötesi UEFA Kupası’nı müzesine getirmiş bir takımının hocası olmak... Kolay mı, hocasını kaçırdı diye topa tutulan bir yönetimle çalışmak... Üstelik geldiği takımda borcun haddi hesabı yok... Uçan kuş bile G.Saray’dan alacaklı... Futbolcular, Terim zamanında bile kaç defa prim ve transfer alacakları için kazan kaldırmışken, bunların yeniden olacağını hesap edip, bu riskin altına girmek kolay mı? İşte Lucescu, hayatının kumarını biraz da işşizliğin zorunlu kılması sonucu kabul ederken, başına gelebilecek tüm felaketlerin ve saldırıların belki de onda birini bile düşünememişti... *** Burası Türkiye... Burada, namuslu insanlara yaşama hakkı, o kadar geniş alanlara yayılmamıştır... Burada, hapishaneleri mesken tutup, çete oluşturan ve devleti oraya yaklaştırmayan insanların karşısında aciz kalınan bir düzen tarzı vardır... 40 bin kişiyi mutlu edeceğiz diye, 65 milyon insanın feryatları duyulmazken, “Af da af” diye bağıran hükümetlerin yönetimde kaldığı bir ülkedir burası... Burası, emekli kuyruklarında üç kuruş maaş için can verenlere dönüp de bakılmayan, sağlık için hastanelerde derman arayanların kapıdan kovulduğu veya komaya sokulduğu bir ülkedir... Ve burası, 10 günlük bayram tatilinde yurt dışı ve içi turların karaborsaya düştüğü ama diğer yanda da “Bayram gelmiş neyime” diye inleyenlerin, aynı ortamda yaşamaya çalıştığı bir topraktır... İşte Lucescu da, böyle bir ülkeye gelip, vazife yapmaya çalışırken, başına talih kuşunun konacağını tabii ki zannetmiyordu... *** Lucescu’nun, tüm aşağılamalara ve alaylı eleştirilere rağmen nasıl ayakta kalabildiğini anlamak mümkün değil... Adamcağız, “Süper Kupa’yı” aldı, yaranamadı... “Şampiyonlar Ligi’nde” bir üst tura çıktı, yaranamadı... İki maç daha kazansa, 2002-2003 yılında Türkiye’nin Şampiyonlar Ligi’nde üç takımla temsil edilmesini sağlayacak, biliyoruz ki yine yaranamayacak... Ligde liderlik bile Lucescu’nun kurtuluşu değil... Kıyafetini düzeltse de, ezikliğini biraz üstünden atsa da, adama “Rumen çingenesi” diyenlerin çoğunlukta olması, aslında hepimizin ayıbı... Böyle bir insana, basınıyla, taraftarıyla, yönetimiyle sahip çıkılması gerekirken, ayağının altına koyduğumuz sabunun, onu ne zaman poposunun üzerine oturtacağını dört gözle bekliyoruz... *** Artık “Sezar’ın hakkını Sezar’a” verme zamanıdır... Lucescu, aldığı emanete asla ihanet etmemiştir... Hiç tanımadığı, ilk defa gördüğü takımlara karşı lig mücadelesini aslanlar gibi sürdürmektedir... Para istemez, yönetime baş kaldırmaz, en önemlisi, kendisini yönetimin üstünde hiç görmez... Sevilmediğini bile bile, sadece vazifesini yapar... Köşesine sıkıştırdığımız bu adam, yağdırılan hakaret yağmurlarından ve atılan acımasız oklardan korunmaya çalışır sadece... Aslında kimse “Öküz altında, buzağı aramasın” Terim’e “İmparator” diye yırtınan o tribünler, bu gösterişsiz ama başarılı “Son İmparator’a” da bir defa olsun alkış tutsun... Haydi basın... Siz de, bu Rumen’in futbol bilgisi önünde, kalemlerinize saygıyı öğretin... E-mail: narkan@tg.com.tr
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT