BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Türkiye AB’ye “kırmızı kart” gösterdi

Türkiye AB’ye “kırmızı kart” gösterdi

Geçen haftanın, af tasarısının iadesi, ölüm oruçları ve polisin meydanlara çıkması gibi kritik olayların kısmen gölgelediği en önemli gelişme, Türkiye’nin kendisini Avrupa’nın savunma mekanizmasından dışlayan AB’nin bu kararını veto etmesi idi.



Geçen haftanın, af tasarısının iadesi, ölüm oruçları ve polisin meydanlara çıkması gibi kritik olayların kısmen gölgelediği en önemli gelişme, Türkiye’nin kendisini Avrupa’nın savunma mekanizmasından dışlayan AB’nin bu kararını veto etmesi idi. Bilindiği üzere AB, NATO’dan bağımsız bir askerî güç oluşturmakta ve bunu “Avrupa Güvenlik ve Savunma Kimliği (AGSK)” olarak adlandırıp, AB üyesi olmayan Türkiye’yi bu oluşum dışında bırakırken, 60.000 kişiden oluşturacağı “Acil Müdahale Gücü”nü Türkiye’nin 1952 yılından beri sadık üyesi olduğu ve 1950’li yıllarda zayıf Avrupa devletlerini dönemin nükleer Süper Güç’ü olan Sovyetler Birliği’ne karşı koruyan NATO’dan yararlandırmak istemektedir. AB’nin bu tavrı, haklı olarak, TC Hükümeti’ni kızdırmış ve Türkiye’ye sempatisi ile tanınan Başkan Clinton’ın Başbakan Ecevit’e yazdığı ve Avrupa Ordusu’nun NATO’dan yardım talebini veto etmemesini isteyen mektubuna rağmen, Brüksel’deki NATO Dışişleri Bakanları Toplantısı’na katılan İsmail Cem; “AB’nin yaptığı vicdana, ahlâka ve mantığa sığmaz” diyerek “Avrupa gücüne onay vermiyoruz” sözleri ile AB’nin talebini veto etmiştir. Hükümetimizin bu “enerjik” ve “onurlu” davranışını çok yerinde buluyor ve alkışlıyorum. Doğrusu istenirse, Türk kamuoyu, yıllardan beri AB’nin haksız ve küstah davranışları karşısında, böylesine enerjik bir tavrın ve “AB’yi darıltırsak ilişkilerimiz bozulur ve durumumuz daha da güçleşir” tarzındaki pısırık tutumlara son vermenin özlemi içinde bulunmuştur. Yunanistan’ın Kıbrıs’taki darbe girişimine karşı 1974 yılında Türkiye’nin başlattığı barış harekatı üzerine Yunanistan, duygusal bir davranışta bulunarak, NATO’dan çekilmiş, 1980’de tekrar NATO’ya tıpış tıpış geri dönmek isteyince de, devrin hükümeti ABD’nin ricasına uyarak, Türkiye, Yunanistan’ın NATO’ya dönüşünü veto etmemişti. Nankör Yunanistan’ın bunun bedelini bize nasıl ödediğini Türkiye’nin AB’ye katılmasını önlerken, ne gibi sorunlar çıkardığını hep hatırlatıyor ve biliyoruz. Doğrusu istenirse, Yunanistan’ın bu tavrı, “Layık olmayan bir kimseye yardım et, sen bir ‘düşman’ dünya da bir ‘nankör’ kazanır” sözünü doğrulamaktadır. Türkiye bu defaki enerjik çıkışı ile, AB-NATO işbirliğinde söz sahibi olmak ve NATO üyeliğinin sağladığı imkânları korumak azim ve mecburiyetindedir. Bu davranışında da yalnız olduğu zannedilmemelidir. Zira ABD Başkanlığı kesinleşen Bush, Avrupa Birliği’nin NATO imkanlarını kullanarak Batı ittifakından bağımsız bir güç oluşturmasına karşı işaretler verirken, AB’nin tutumu karşısında, Türkiye gibi AB üyesi olmayan ve fakat NATO’ya dahil bulunan Polonya, Macaristan, Çek Cumhuriyeti, Norveç, İzlanda gibi ülkelerin kendi güvenlikleri ile ilgili benzer endişeleri bulunduğu da gözardı edilmemelidir.
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT