BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Üsküp dünü arıyor

Üsküp dünü arıyor

1912 yılında Balkan Savaşı’ndan sonra Osmanlı İmparatorluğu’ndan kopan Üsküp’te, o yıllardan kalan herşey bütün canlılığıyla yaşıyor.



1912 yılında Balkan Savaşı’ndan sonra Osmanlı İmparatorluğu’ndan kopan Üsküp’te, o yıllardan kalan herşey bütün canlılığıyla yaşıyor. Osmanlı her gittiği yere hizmetler götürmüş, tebası olan insanların refahı ve rahatı için sürekli vermiş, İstanbul ile Medine, Şam ile Üsküp arasında hiç bir fark gözetmemiş. Mimari yapısı, çarşısı, kervan sarayları, çeşmeleri, hamamı, camileri ve medreseleriyle Bursa’ya benzeyen Üsküp’te Osmanlı’dan kalan şehir kültürü ve geleneklerin pek çoğu da değişmemiş, insanları misafirperver ve can yakınlar. Türk Çarşısı cıvıl cıvıl Üsküp’ün ortasından geçen Vardar Nehri şehri, yeni ve eski olmak üzere ikiye ayırıyor. Eski Üsküp’te Osmanlı etkinliği daha çok görülüyor ve Müslümanlar da çoğunlukla burada yaşıyor. En meşhur yeri ise, Osmanlı döneminde olduğu gibi muhafaza edilen, şehrin kalbi olarak bilinen Türk Çarşısı’dır. Çarşı içinde zamanında kervansaray olarak kullanılan Suluhan, Kapanhan, Jivahan ve Boyahan, hepsi kesme taştan yapılmış ve halen dimdik ayakta duruyor. Suluhan Üsküp Üniversitesi’ne bağlı Güzel Sanatlar Akademisi olarak, Kapanhan da halkın toplandığı çayhane ve lokanta gibi sosyal faaliyetlerde kullanılan bir mekân olarak hizmet veriyor. Ve Ramazanlar... Müslüman ve Hristiyan toplumun beraberce yaşadığı Üsküp’te Ramazan’ın hareketi ve bereketi herkesi imrendiriyor. Camiler doluyor, gün boyunca hatimler okunuyor. Sayıları az da olsa eski konaklarda iftar verme geleneği halâ devam ediyor. Ramazan akşamları tarihi çarşılardaki kahvehaneler gece geç saatlere kadar dolup taşıyor, insanlar birbiriyle sohbet edip çaylarını yudumluyorlar. Üsküp, meşhur Rumeli böreğinin ana yurdu, bol piyazlı kızarmış köftenin lezzeti ise apayrı... Bize çok yakın Üsküp sanki Türkiye’nin bir vilayeti gibi gidip gelmesi çok kolay. Zaten, Türkiye ile Makedonya arasında varılan özel bir anlaşmayla bize vize uygulanmıyor. İstanbul’dan sadece 760 km. uzakta olan Üsküp’e haftanın 5 günü uçak, günde 2 defa da otobüs seferi yapılıyor. Yaklaşık 500 bin nüfusa sahip olan Üsküp’te, Bosna-Hersek’teki savaş sebebiyle yaklaşık 50 bin sığınmacı bulunuyor. İnsanların çoğu Mekadonca, Türkçe, Sırpça ve Arnavutça konuşmasını biliyor. Son zamanlarda Sancak’tan Sırp zulmünden dolayı kaçarak gelen Müslümanlarla karşılaştık. Durumları hiç iç açıcı değil. “Sancak’da Sırplar çok kan akıtacak” diyorlar. Üsküplüler az sinirlenen insanlar, hele yabancılara kolay kolay kızmıyorlar. Ancak bir şeye tahammül edemiyorlar o da, gazetelerde veya başka yerlerde Üsküp’ün İngilizce karşılığı olan Skopje kelimesinin kullanılması. Yolda karşılaştığınız özellikle yaşlı insanlar sizi muhabbetle karşılar. İbrahim adındaki yaşlı bir amca “Ben Türküm, Osmanlı torunuyum, biz kimliğimizi unutmadık” diyordu. Mustafa Ali ismindeki bir başka Türk de şunları söylüyordu; Ah bre! Evladım buralardan Osmanlı gitti ama ondan sonra yüzümüz pek gülmedi...
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 109330
    % -0.31
  • 3.867
    % -0.62
  • 4.5554
    % -0.6
  • 5.158
    % -1.19
  • 156.209
    % -0.25
 
 
 
 
 
KAPAT