BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Şu tabloya bakın!...

Şu tabloya bakın!...

Dünya Takımı” Galatasaray’ın “bağlı olduğu” kulübün daha çok “siyah” ve “gri” renklerden oluşan tablosunu “yorumlamaktan kaçanlar”...



Dünya Takımı” Galatasaray’ın “bağlı olduğu” kulübün daha çok “siyah” ve “gri” renklerden oluşan tablosunu “yorumlamaktan kaçanlar”, Fatih Terim’le başlayan, bugün de devam eden “3-4 teknik adamlı, 20-22 futbolculu” başarı çizgisini öne sürerek, adeta bütün bir camiaya ve bütün bir spor kamuoyuna “canbaza bakın ve avunun” mesajını veriyorlar! Bu “başarı çizgisi olmasa idi” ya da “bu başarı çizgisi” bir noktadan itibaren “tepe takla olsaydı”, acaba neler yazılacak, neler söylenecekti? Gariptir; “Bu ülkede devleti kuran 3 adamdan biri olan” İsmet İnönü, yıllarca cumhurbaşkanlığı, başbakanlık yapmış olan İsmet Paşa eleştirilebilir, hatta yerden yere vurulabilir!. Bu ülkede insanına “bütünüyle eşit vatandaş olma imkânını veren Bayarlar, Menderes’ler için söylenmedik ve yapılmadık şey bırakılmaz! Ülkeyi kardeş kavgalarından ve iç savaştan çekip alan “askeri yönetimler” ve liderleri hâlâ ve hâlâ her gün “infaz edilmeye çalışılır!.” Ülkeyi kalkındıran, “Batı Dünyasına entegre eden” Demirel’ler Özal’lar en ağır hakaretlere lâyık görülür!. Diğer başbakanları, bakanları, liderleri saymıyorum, saymaya kalksam sütunum dolar!. Amma, iş “Galatasaray Kulübü’nün bir başkanını”, sadece “bir başkanını” eleştirmeye gelince, “Bu yaptıklarının arkasında ne var? Şeffaf ol ve açıkla” denilince, kıyamet kopar; eleştirenlere, soru soranlara yıldırımlar yağdırılır! Hadi artık, gırtlağa kadar borçtan, “karanlık” TGS Olayı’ndan, Cayman Adaları’ndan söz etmiyorum! Ama, yıllardan beri “büyüklere masallarla anlatılan” o büyük o “dev” stratejik ortak, işte Galatasaray Sportif AŞ’nin yüzde 21’ini aldı! Ne oldu? Futbolculara verilen sözler “gene tutulamıyor!.” Transfer edilen futbolcuların bonservis bedellerine karşılık verilen çekler “karşılıksız” çıkıyor!. Voleybol Takımı’nın, Basketbol Takımı’nın durumu ortada!. “Ödenmeyen paralar” ve “karşılıksız çıkan çekler” sebebiyle futbolculara “inanılmaz tavizler veriliyor!.” Ligin “ikinci yarısının başlangıcının” garantisi ve morali olacak puanların geleceği maçlara çıkarılamayan oyuncular için “Noel Tatili” bahanesi uyduruluyor! Sanki Türkiye’de “sadece” Galatasaray’da “Noel Tatili yapması zorunlu yabancı futbolcu var!.” “Parayı düşünmemeleri için kampa almadık” güldürmecesine ilave olarak, “Ülkelerinde alacakları Noel hediyeleri ile belki parayı unuturlar diye izin verdik” komikliği de herhalde “Bayram Fıkralarına konu olacak!.” “Stratejik ortak”, bu “melodram sahneye konurken” ne yapıyor!. Yoksa, ortada “stratejik ortak” diye, dillerden düşürülmeyen “Büyük” AIG yerine, “Bu şirketin fonlarından çok küçük bir miktarını kullanan” ve “AIG şemsiyesi altında görünen” bir başka “minik şirket mi var?” AIG, “stratejik ortağı olduğu” bir şirketin, bir kulübün bu duruma düşmesine nasıl göz yumar? Bu “onun Dünyaya yayılmış şöhretini gölgelemez mi?” “Devletten geleceği garanti olan ve gün sayan ödüle karşılık bir-iki haftalık kredi bile veremeyen” bir stratejik ortak, Galatasaray camiasına nasıl anlatılabilir? Aylardır ve aylardır Galatasaray Kulübü Başkanı Faruk Süren “bu konulara açıklık getirmesi için” onlarca soru sorduk! Hiçbirine cevap vermedi, vermek istemedi! “Danışıklı” çıktığı TV ekranlarında “sadece kendi söylemek istediklerini” söyledi; “asıl can alıcı noktalara hiç değinmedi! “Olayın iç yüzünü bilmeyen, bilmek istemeyen ya da bildiği halde sormak istemeyen” muhataplarının “pohpohlayıcı soruları ise işte ortadaki tabloya rağmen, hâlâ çok soruyu cevapsız bırakıyor!. Altını çizerek soruyoruz: AIG gibi dev bir finans şirketi “böyle bir zamanda” Galatasaray’a yardım ve destek elini uzatmazsa, ne zaman uzatacak? Söyler misiniz bana; “stratejik ortak” ne demektir? Süren’in “Telemaç programında” altını çize çize söylediği “stratejik ortak?” Toroğlu’na mesaj!. Sevgili Erman.. Stop.. Gazete okuyunca gözlerime inanamadım.. Stop.. Diyorsun ki.. Stop.. “Ben de Westhamlı Paulo Di Canio gibi yapar, golü atacağıma topu tutar ve yerde yatan oyuncuya tedavi imkânı tanırdım”.. Stop.. Hadi senin futbolculuğundaki maçlarını seyretmemiş olsam, inanacağım.. Stop.. Ama diyelim ki, o günleri yanlış hatırlıyorum.. Stop.. ama ya şimdi?. Stop.. Her yazında her TV programında fair play’i paspas eden sen değil misin?.. Stop.. Gene de sana inanmak isterim.. Stop.. Bundan sonra yazılarını ve TV programlarını daha dikkatli izleyeceğim.. Stop.. İnşallah örnek bir fair playcilik yaparsın.. Stop Ve beni mahcup edersin.. Stop.. Sevgiler.. Stop.. Öcal Uluç.. Stop. Nihat!.. Yooo, kimsenin, hele hele Beşiktaşlı yazar-çizerlerin kızmaya hakkı yok! Mevsim başında “iyi bir form yakalayarak 4-5 maç gerçekten çok güzel oynayan” Nihat için “milli kadroya çağırmadı” diye Şenol Güneş’i yerden yere vurmuşlardı! Hoca demişti ki; “Daha çok genç! Önünde uzun bir yol var.. Tam olgunlaşmadan yola çıkarsa tökezleyebilir!.” “Yere göğe konulamayan, nerede ise Dünya futbolcusu ilân ediliveren” Nihat için biz de “Biraz sabır, yoksa yazık olur” diye yazıp geldik! Nitekim kısa bir süre sonra “O pırıl pırıl parlayan” Nihat gitti, yerine “hiç tanıyamayacağımız” bir Nihat geldi! Şimdi herkes soruyor; “Bu çocuğa ne oldu?” Ne olacak, her Türk futbolcusunda olduğu gibi “erken oldurulma hastalığına tutuldu!” Genç.. Şöhretli.. Paralı.. Büyüklere masallar!.. Yıllardır “borç batağında kıvranan” Galatasaray’da “İlle de şirketleşme, ama ne pahasına olursa olsun şirketleşme” denilerek anlatılan “büyüklere masallar”, şimdi de Beşiktaş’ta vizyona girdi!. “Beşiktaş’ta artık parasızlık lâfı olmayacak” diyerek göreve gelenlerin, futbolculara aylardır paralarını ödeyemedikleri ortaya çıktı! Kulübün borç batağında olduğu kulaklara fısıldanmaya başladı!. Ve tabii “Büyüklere masallar” da tam bu sırada ortaya atıldı: “Şirketleşiyoruz.. 100 milyon dolar oradan, 50 milyon dolar buradan, 300-350 milyon dolarlık bir kulüp şuradan” ninnileriyle gerçeklerin üzerinin örtülmesine girişildi! Eh!. Sırada Fenerbahçe var!. Kimse de çıkıp demiyor ki; “Şirketleşmeden önce kafaların ve zihniyetin değişmesi gerek, yoksa Dünya’nın en iyi şirketini kursanız ne yazar?” Yuh!.. Bir spor yazarı olarak eleştirdiğim birine “Yuh” diye hitap etmem mümkün değil!. Ne meslek ilkelerim, ne de kişiliğim buna izin vermez! Amma.. Zaman zaman “öyle olaylarla karşılaşıyorum” ki, içimden dolu dolu “Yuuhh” diye bağırmak geliyor, kendimi tutuyorum, kalemimi tutuyorum! Çarşamba gecesi de böyle bir olayla karşılaştım! Ama gene kendimi tuttum! Olayı ve tepkimi yazarken de “daha nazik bir ifade kullanmak için epey düşündüm ve buldum: “Yuh!.” Bir teknik direktör düşünün ki, oyunun bitimine 15 saniye kala oyuncu değiştiriyor ve bu oyuncu oyuna girene ve oyun yeniden başlayana kadar? saniye geçiyor, kısacası 8 saniye oyunda kalıyor, tabii topa vurmak bir yana bakamadan oyun bitiyor! Eh!. Dersiniz ki; “Takım galiptir, hoca taktik icabı, hem sıkışan defansı rahatlatmak ve hem de oyunu soğutmak için elbette böyle bir değişiklik yapabilir!.” Buna hiç itiraz etmem!. Ama, “İşte tam o sırada” oyuna alınacak oyuncu herhalde “Türkiye’nin gol kralı Serkan olmaz” değil mi? Jardel’in oynamadığı iki maçta, 10’dan fazla net gol pozisyonunu kaçıran oyuncularını saçını başını yolarak seyreden bir teknik direktörün, Antalya önünde de bu hovardalık yüzünden iki puanı bırakmasına ramak kalmışken, “Türkiye gol kralını yanında unutmasına karşı” söylenecek tek söz vardı: “Şaşkın bir hoca!.” Ama Serkan’ı “8 saniyelik oyuna sokuşuna karşı” sadece bu sözle yetinmek, doğrusu ya Serkan’a da, Galatasaray’a da, Türk Futbolu’na da haksızlık olacaktı! Onun için “en nazik” ifadeyle “yuh” diyorum!. Lucescu, ayıp etmiştir! Türk futboluna ve futbolcusuna hakaret etmiştir! Türk futbolunun gol kralına hakaret etmiştir!. Eğer Galatasaray Kulübü Başkanı olsaydım, “Bunu yapan hocayı soyunma odasına bile almaz, kovardım!” Serkan’ı alkışlıyorum: Sadece kendisine değil, “Türk futboluna ve futbolcusuna karşı yapılan” bu terbiyesizliğe karşı tepki göstermemiş, oyuna girmiş topa vuramadan başını eğerek soyunma odasına gitmiştir! Bilmem ki, Hagi’nin “eline vurmasına bile tepki gösteremeyen bir memur Hoca’nın, “iş Türk futbolcularına, milli oyunculara, gol krallarına gelince” ortaya koyduğu “ayıp tavrın sebebi”, yüzyıllar boyu Osmanlı’ya itaat etmiş bir ülke insanının “DNA’larına işlemiş olan Türk kompleksi midir?” Trabzon’dan mesaj!.. Önümde Trabzon’dan gelen bir mektup var!. Mektubun sahibi diyor ki; “Ben yaşlı bir emekli subayım!.” Devam ediyor; “Lütfen bu mektuptan bahsedecekseniz, adımı vermeyin! Zira Trabzon’da bir TV’si ve bir gazetesi olan Başkan Mehmet Ali Yılmaz’ın sizin deyiminizle hınk deyicileri beni rahat ettirmez. Bu TV’de ve bu gazetede, muhalefet edenler için neler söylendiğini ve yazıldığını tahmin bile edemezsiniz!” Emekli subay okuyucum şöyle devam ediyor: “Başkan Yılmaz kulüpte tam bir diktatör gibi! Ne isterse, ne derse o oluyor. Kimse itiraz edemiyor, sesini çıkaramıyor. Kulübün kasası onda, parası onda, karar defterleri onda. Öteki yöneticiler sanki onun iş verdiği personeli gibi. Ne derse, itirazsız yapıyorlar, emirleri, talimatları tartışamıyorlar bile. Trabzonspor Trabzonspor olalı böyle bir yönetim sistemi görmedi. İstediğini satıyor, istediğini alıyor, istediğini atıyor, istediğini cezalandırıyor. Asıl hayret ettiğim bir gün önce söylediğinin tam aksini ertesi gün söylemesi. Giray Bulak için kaç haftadır, kaç çeşit açıklama yaptı, herkes duydu, okudu. Trabzon’da doğan ve Trabzon’da hayatını tamamlayacak olan benim gibi bir insanı bile, ‘Böyle gidecekse, bu takım İkinci Lig’e düşsün daha iyi. Hiç olmazsa bu yönetim ve bu yönetim zihniyeti değişir, işe sıfırdan başlanır ve Trabzonspor yeniden yapılandırılır’ diyecek hale getirdi. Şehir küskün ve kırgın, taraftar küskün ve kızgın! Bu böyle gider mi?” Ve okuyucum noktayı koyuyor: “Yaşlı olmasam ve biraz zengin olsam hiç durmam, ortaya çıkar ‘Gelin peşimden’ derdim. Aslında böyle diyecek insanlar var Trabzon’da. Ama bir araya gelemiyorlar ve baskı altında sindirilmişler. Trabzonspor korkarım bugünleri arayabilir.”
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 109330
    % -0.31
  • 3.867
    % -0.62
  • 4.5554
    % -0.6
  • 5.158
    % -1.19
  • 156.209
    % -0.25
 
 
 
 
 
KAPAT