BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Hepsi nefeslerini tutmuştu...

Hepsi nefeslerini tutmuştu...

Taksi şoförü arabaya binip motoru çalıştırdığı zaman Zehra arkada, dört çocuğunu anaç tavuk gibi kanatlarının altına almış, tedirgin bir tavırla oturuyordu.



Taksi şoförü arabaya binip motoru çalıştırdığı zaman Zehra arkada, dört çocuğunu anaç tavuk gibi kanatlarının altına almış, tedirgin bir tavırla oturuyordu. Tuncer meraklı gözlerini çevrede oradan oraya dolaştırıyor, şaşkınlık içinde ülkenin bu üçüncü büyük şehrini inceliyordu. Asiye ise daha neler olup bittiğini anlayacak bir yaşta değildi bile. Ama beş yaşında da olsa hayatının bundan sonrasının asla eskisine benzemeyeceğinin farkında olacak ki sorularıyla annesini bunaltıyordu: - Anne, biz artık köye gitmeyecek miyiz? - Anne burada mı oturacağız? - Anne ağabeyim burada mı okula gidecek? Şoför yan gözle baktı Yakup'a: - Nereden yolculuk hemşehrim? Adam telaşla cevap verdi: - Malatya... Hekimhan'ın köyünden. Burada tanışlar var... İnce uzun bir adamdı şoför. Yaşı olsa olsa otuzdu. Köşeli yüzü, sert bakışları vardı: - Temelli mi geldin yoksa? Utanarak başını salladı Yakup: - Öyle... Burada koşturacağız bundan böyle... Dudaklarını büzdü şoför. Hoşlanmamış gibiydi bundan. Ama ses çıkartmadı. Yaklaşık yarım saat süren bir yolculuktan sonra oldukça dik bir yokuşu tırmandı taksi. - Burası olacak birader... Şuraya soralım bakalım. Başını uzattı pencereden. Bir bakkalın önünde durmuştu. - Baksana baba! 7904. Sokak burası mı? Bakkal başını salladı elindeki plastik ekmek sepetini bırakıp: - Evet, burası... - 9 Numarayı aradık biz... - Hüsamettinler'in evini mi? Yakup memnuniyetini gizlemeye gerek duymadan haykırdı: - He ya.. Hüsamettin ağabeylerin evini.... Bakkal eliyle karşı tarafı işaret etti. Gösterdiği yerde iki gecekondu vardı yan yana. Şoför eliyle selamladı bakkalı ve gaza bastı. Yakup arkaya döndü. Mutlu ve heyecanlıydı: - Bak, tanıyorlar Hüsamettin amcanı, gördün mü? Taksi gecekondunun önünde durunca önce şoför, sonra Yakup indi. Hemen bagajdaki denkleri, sepetleri çıkarttılar. Yakup yaklaştı adama, usulca sordu: - Borcumuz ne birader? - Yüz elli bin ver yeter... Hayretle açıldı gözleri Yakup'un. Yutkundu. Elini cebine attı titreyerek. Eski, plastik cüzdanından üç banknot çekti. İstemeyerek uzattı. Kaparcasına aldı şoför. Hemen atladı arabasına. Hızla dönüp uzaklaştı. Adam kalakalmıştı olduğu yerde. - Öf be! Yüz elli bin ha? Vay vay vay... Biz burada iki gün yaşarız ancak yahu! Zehra hayretle baktı kocasına. Bir şey demeden eşyalarına döndü. Bir eksikleri yoktu çok şükür. Gecekondulardan kapısına yağlı boyayla 9 rakamı yazılı olana doğru ilerledi Yakup. Eliyle demir kapıya hızlı hızlı vurdu. Hepsi nefeslerini tutmuş bekliyorlardı. İçeriden sesler duyulunca yüzlerine bir ferahlık dalgası yayılıverdi. * DEVAMI YARIN
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT