BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Teröre hizmet, kime niyet?..

Teröre hizmet, kime niyet?..

Merhaba! Bundan 15 gün önceydi.. Cezaevlerindeki eylemler 'kritik' günlere dayanmış ve kamuoyu, 'ölüm'lerin kapıda olduğuna inandırılmıştı.



Merhaba! Bundan 15 gün önceydi.. Cezaevlerindeki eylemler 'kritik' günlere dayanmış ve kamuoyu, 'ölüm'lerin kapıda olduğuna inandırılmıştı. Bazı kişi ve kuruluşların gayretleriyle oluşturulan 'mağduriyet' havasını arkasına alan teröristler, devletin iyi niyetli tekliflerini kesinlikle reddediyordu. Basının da 'ölüme yaklaşıldığı' yolundaki yayınlarıyla devleti taviz vermeye zorladığı bir ortamda Türkiye'de manşet olan bir haber olayın seyrini değiştirdi. Bu manşetimizle; cezaevlerindeki direnişin, hür iradeyle değil, örgüt liderlerinin baskısıyla gerçekleştiği ve hem ses getirmeyi hem de tahliyesi yaklaşan mahkumların infazını hedeflediği ortaya çıkmıştı. Koğuşlardaki gerçekler "İnfaza müdahale" esnasında karşılaşılan manzaralar haberimizin gücünü kat kat artırdı. Örgüt lideri, 'örgüt mahkumu'na "Kendini yak" diyor, hatta 'garantiye almak için' kendileri "Seçip yakıyorlar"dı. Güvenlik güçlerinin çağrısına uyarak "Teslim olana, örgüt kurşunu" yetişmekte gecikmiyordu... Velhasıl apaçık görüldü ki, örgüt; ağına düşürerek çeşitli olaylarda kullandığı bu 'zavallı'ların, cezaevinde de peşini bırakmıyordu. Aylardır; sırf propaganda aleti olarak kullandıkları mahkumları, oyunun sonuna gelince göz göre göre yakıyorlardı. *** Geçen hafta haberlerimizde bu gerçekleri gün yüzüne çıkarırken; baş yazarımız Sayın Prof. Yılmaz Öztuna başta olmak üzere değerli yazarlarımız da 'cezaevlerindeki örgüt hakimiyeti'ni yorumladılar. 'Aydın'lar yanıldı... Bazı sivil 'örgüt' üyeleri ve 'aydınlar'ımız, müdahale öncesi 'çözüm' teşebbüslerinde bulundular. Hatta bu çerçevede; 'devletin giremediği' koğuşlara da girme 'ayrıcalığı'na kavuşanlar oldu. Yani, kamuoyunun ancak "Hayata dönüş"ten sonra görme imkanı bulduğu gerçekleri; bu 'şanslı' kişi ve kuruluşlar daha önceden müşahede etme imkanı buldu. O halde, yüzlerce mahkumun, örgütün elinden kurtarılmayı beklediğini nasıl anlayamadılar. Bu 'çözümcü'ler, ta Avrupa'lardan destek alarak, F Tipi'ni bütün güçleri ile eleştirirken, cezaevlerindeki mevcut 'düzensizliğin' devamını istemekle, 'örgüt tutsakları'nın içeriden yükselen "İmdat" feryatlarına kulak tıkamış olmadı mı?.. Ve işin en kötü tarafı... Eylemlerden ve olabilecek 'ölümlerden' devleti sorumlu tutarak; mevcut koğuş sisteminin devamı demek olan 'çözüm'ü bekleyenler; mahkumların değil, suç örgütü liderlerinin isteğini yerine getirmiş olmuyor mu?.. 'Suçlu' ise de neticede 'insan' olan 'örgüt tutsakları'na; 'cezasını insanca çekme ve yaşama hakkı' yok mu?.. Yoksa "Örgüt infazı" insan haklarına aykırı değil mi?.. İşte sevinç ve hüzün... Geçen hafta sonuçlanan ikinci önemli olay da affın yürürlüğe girmesiydi... Daha önce bu konu üzerinde çok durduk ve ısrarla, ortaya atılan ve toplumun dengesini bozan af meselesinin; enine boyuna görüşülerek, "kimseyi mağdur ve mahzun etmeyecek bir çözüm"e kavuşturulması gerektiğini söyledik. Ama Cumhurbaşkanı Sezer'in de vetosuna rağmen aynı düzenlemede ısrar edildi ve "Tahliyeler başladı". 7 Aralık tarihli nüsnamızda, ilgilileri ikaz mahiyetinde yer alan, "Afta sevinç ve öfke" başlıklı haberimizde de belirtildiği gibi, şimdi tahliye olanların çifte sevinç yaşayacağı, mağdurların ise buruk geçireceği bir bayram bekliyor Türkiye'yi... Bu da güzel haber... Önceki gün sür manşetimizde yer alan "CIA'nın umut raporu" başlıklı haberimiz özel bir çalışmaydı. Amerikan İstihbaratı tarafından hazırlanan Global Trendler Raporu'nda, Ortadoğu'da patlak verecek su krizinin dengeleri değiştireceği ve Türkiye'yi bölgesel güç haline getireceği belirtiliyordu. 'Kara bulutlar'ın hakim olduğu şu günlerde Türkiye'ye güzel bir haber ulaştırmanın gururunu yaşatan arkadaşlarımıza teşekkür ediyoruz.
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT