BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Yalnızlıklar çağı

Yalnızlıklar çağı

Artık dostlarımız makineler... Giderek yalnızlaşıyoruz. Demek ki toprak gibi insan da erozyona uğruyor.



Artık dostlarımız makineler... Giderek yalnızlaşıyoruz. Demek ki toprak gibi insan da erozyona uğruyor. İnsanların meşguliyetleri arasında birilerini anlayabilmek, birilerinin soluk aldığını düşünmek bile listeye giremiyor artık. Kötümserlik tablosu çizmek istemiyorum ama, dostluklar artık eski anlamında değil. Birbirimizle duvarların ardından konuşuyoruz. Usul gereğince....Gerçek bağlılıkların yaygın olarak yaşandığını hiç sanmıyorum. Dostluk romanlarına, dostluk hikayelerine yeniden ihtiyacımız var. Geçen gece bir yabancı film seyretmiştim; kanserli fakat kimsesiz bir kadının etrafında insanî duygularla toplanan ve onu mutlu etmeye çalışan bir küçük kalabalık dostluğun ne olup ne olmadığını bana yeniden düşündürdü. Önce hastalığın özelliği ve üzücü yanı sebebiyle onunla ilgilenmeye cesaret edemeyen, sonradan huzurlu yaşantısı içine böylesi bir sorumluluğu ve kederi kabul eden bir kadın psikolog ve yine hastanın sonlanacak hayatının geriye kalan buruk bölümünü paylaşan şurdan burdan bir takım insanlar...Bence o psikolog kendi beniyle hasta arasında bir tercih yaptı. Rahatlık yerine rahatsızlığı seçti. İnsanî olanı ve yakışanını tercih etti. Noel'i görmek isteyen hasta kadın için o tarih bile farkettirilmeden öne alınıp kutlandı; o tek mutlu olsun diye. Yani o durumda ne kadar mutlu olabilirse...Söyler misiniz, bizde zamandan, işten ve bir sürü meşguliyetten kısıp birileri için böyle fedakârlıkları göze alanlar var mıdır? Bir gün içerisinde başkalarını düşünmeye ne kadar zaman ayırdığımızın muhasebesini yapıyor muyuz acaba? Yoksa yalnızca kendi doğrultumuzda mı yürüyoruz? Evet bazı sanatçılar lösemili, böbrek hastası çocukları ya da çocuk esirgeme kurumlarında barınanları hediyelerle ziyaret ediyor, onları sevindirmeye çalışıyorlar. Bu tür ziyaretlerin kaçta kaçı samimi ilgilerden kaynaklanıyor bilemiyorum. Çünkü böylesi ziyaretler televizyonlardaki haber bültenlerinde olsun, magazin programlarında olsun, epeyce geniş yer tutuyor. Tabii bu da sanatçılar için bulunmaz bir reklam vesilesi oluyor. Böylece sanatçı hem kendi varlığını duyuruyor, hem de kendisi hakkında olumlu şeyler düşünülmesini sağlıyor. "Ne kadar insan, ne kadar iyiliksever, ne gani gönüllü!" deniliyor. Az şey mi? Ona duyulan sempati yoğunluğu daha da artıyor. Şöyle bir düşünmeli insan..Başkalarıyla bir gün içersinde neleri paylaşabiliyorum. Bugün kendimin ve ailemin dışında başkalarına ilgi gösterdim mi? Onları anlamaya dinlemeye çalıştım mı? Yaralarına merhem aradım mı? Sevinçlerine gerçekten sevindim mi? Bu ilgide samimi miydim? Birilerinin yakınlığı bile artık o derece yüzeyde ve göstermelik ki bunu hissediyorsunuz. Bir çeşit kurgu roman kahramanına dönüşüyor insanlar. İçten gelen davranışlar bir bakıma tutuklu. Bizim yerimize karar veren, bizim yerimize oynayan başka birisi, birileri var artık...
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 109330
    % -0.31
  • 3.867
    % -0.62
  • 4.5554
    % -0.6
  • 5.158
    % -1.19
  • 156.209
    % -0.25
 
 
 
 
 
KAPAT