BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Suçlu demek kolay ama...

Suçlu demek kolay ama...

Bu yemekte, il yönetimindeki devlet ricaline, bu insanların diğer yüzlerini de göstermiş olacaktık. O mahkumun neticede bir insan olduğunu göstermiş olacaktık...



Bir savcının günlüğünden anekdotlara devam ediyoruz. Savcı bey, bulunduğu ildeki mahkumlarla bir organizasyon düzenleyip şehrin yönetimiyle ileri gelenleriyle bir akşam yemeği yemeyi planlamaktadır. Onun bu çabasını takdir etmekle birlikte herkesin aklında "acaba başarılı olur mu?" sorusu vardı. Ama savcının herkese verdiği cevap aynıydı: -Olsun, bu bir kaynaşma, toplumsal uzlaşma ve hoşgörü yemeğidir. Aslında bu büyük bir riskti. Düşünün ki orada bir mahkumun en ufak bir yanlışlığı, olay olur. Skandal olur. Ama bu riske karşılık, mahkuma güveniyorum. Bir de şu gerçeği hedefliyorum. Böyle bir organizasyon olduğunda bakın neler olacak? Bir kere yöneticiler diyecek ki, "Yahu biz bu insanları sadece suç işlemiş olduğu zamanda ekranda görüyorduk. Meğer mahkumlar da normal insanmış" Burada bir parantez açmam gerekiyor. Bir insan düşünün... Diyelim ki, otuz yaşında herhangi bir sebeple suç işlemiş. Şimdi bir suçun işlenme süresi, insan ömründe çok kısa bir zaman dilimidir. Diğer bir deyişle bir anlıktır. Yani o suçun öncesi olduğu gibi sonrası da olacaktır. İnsan suç işlediği için belli bir süre ceza görecektir ama, ceza aldığı süre ve sonraki ömründe yine insandır. Yani, onun ne sevdikleri değişmiştir, ne sevenleri, ne inançları değişmiştir ne duyguları... O işlediği suçun öncesinde ve sonrasında yine aynı kişidir. Evet işlediği suç, o kişinin vicdanında manevi bir iz olarak ömür boyu kalacaktır ama aynı anlamda "pişmanlık" veya "vicdan azabı" da beraberinde hep olacaktır. Zaten bu duygulardan dolayıdır ki insan işlediği suç için ceza alıyor. Cezasını çektikten sonra hayatına tekrar dönmesi için serbest bırakılıyor. Öyleyse suç işleyen insan, suç işlediği için "suçlu" oluyor, bir süre toplumdan uzak kalıyor ama "insan olmak"tan çıkmıyor. Söz konusu insan, otuz yaşına kadar herkes gibi toplumun bir ferdi iken, bir sebeple bir an içinde suçlu pozisyonuna düşmüştür. Sonra o suç sebebiyle yargılanmış ve ceza olarak, verilen gün kadar hapse atılmıştır. Cezası bitince bu adam normal hayata dönmeyecek mi? Yine sevmeyecek, sevilmeyecek mi? Bekleyenlerine kavuşmayacak mı? Yemeyecek içmeyecek mi? Eğer suç işledikten sonra, bir insan, insan olmaktan çıkıyorsa, neden hapse atılıyor ki? Bir daha topluma dönmemesi gerekiyorsa artık onun için yaşam bitmiş olmaz mı? Çünkü insan ancak toplumla yaşar. İşte, hukuk bu gerçeği göz önüne alarak insanları işlediği suç sebebiyle insan olmaktan çıkmayı değil, belirli bir ceza ile cezalandırılmayı emreder. Ama toplumun birer ferdi olarak bizler, ister istemez suç ve suçlu konusunda duygularımıza kulak verir ve suçluyu, suç işlediği andaki haliyle tanır, o haliyle ona bakar, o haliyle onu zihinlerimize kazır ve hükmü veririz. "Katil!" "Hırsız!" "Vicdansız!" Gazete sayfalarında, televizyon haberlerinde, polis ya da jandarma arasında, yaka paça olarak götürülen, öfkeli bitkin perişan bir kimsedir gördüğümüz. O an, işte o kimsenin suç işlediği ve yakalandığı andır. O anda, o kimsenin suç işlemeden önceki hali hiçbirimizin aklına gelmez. Sonraki halini de düşünmeyiz. O bizim gözümüzde suçludur. Hapiste yatan da mahkum. Oysa mahkum da bir insandır, suçlu da... İşte bu yemekte, il yönetimindeki devlet ricaline, bu insanların diğer yüzlerini de göstermiş olacaktık. O mahkumun neticede bir insan olduğunu göstermiş olacaktık. Böylece, belki o yemekten sonra bir mahkum cezaevinden tahliye olup da bir gün kapılarına gelerek, "Efendim, ben tahliye oldum. İş aramaya geldim, ya da böyle bir ihtiyacım var" dediğinde, devlet görevlileri tarafından, o kapıdan ite kaka geri kovulmayacak. * Devamı yarın
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 109330
    % -0.31
  • 3.867
    % -0.62
  • 4.5554
    % -0.6
  • 5.158
    % -1.19
  • 156.209
    % -0.25
 
 
 
 
 
KAPAT