BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Batı'nın gayesi nedir?

Batı'nın gayesi nedir?

Tam 25 yıl önce "Batı, Sevr'i Hortlatmak İstiyor" başlıklı yazım, o günün şartlarına göre çok ağır bulunmuştu. Ama bugün yazarlar, politikacılar ve hatta devletin en üst kademesinde bulunan üst düzey yetkililer bu görüşü zaman zaman ifade etmektedirler.



Tam 25 yıl önce "Batı, Sevr'i Hortlatmak İstiyor" başlıklı yazım, o günün şartlarına göre çok ağır bulunmuştu. Ama bugün yazarlar, politikacılar ve hatta devletin en üst kademesinde bulunan üst düzey yetkililer bu görüşü zaman zaman ifade etmektedirler. Sokaktaki vatandaştan devletin en üst seviyesindeki bürokrat ve politikacılar şu gerçeği kesin olarak bilmelidir ki: Batı yani AB başta olmak üzere ABD, İsrail, Rusya, Hıristiyan Kiliseler Birliği ve bunların uzantısı olan ülke ve kuruluşlar GÜÇLÜ TÜRKİYE İSTEMİYORLAR. SEVR'İN ÖZLEMİ İÇİNDELER. VE SEVR'İ YENİDEN GERİ GETİRMEK İÇİN AÇIKÇA FAALİYET GÖSTERİYORLAR. Ve ben Batı'nın samimiyetine, iyi niyetine asla inanmıyorum. İnananlara ise şüpheli gözlerle bakıyorum!.. Nasıl oluyor da AB parlamentosu, Fransız senatosu ve çok yakında Fransız meclisi, İtalyan parlamentosu, Yunanistan, Papalık ve diğerleri 85 yıl öncesindeki 1915 Ermeni tehcirini gündemde ve sıcak tutmaya çalışıyorlar. Asla unutmayalım ki, bu ülkeler Ermenileri kışkırtarak Osmanlı Devletinin bölünmesini ve yıkılmasını temin eden güçlerdir. Avrupa Birliği Katılım Ortaklığı Belgesinde Sözde Ermeni Soykırımının ne ilgisi vardır? Prof. Dr. Orhan Şakirler'in 21 Aralık tarihli Cumhuriyet Gazetesinde ifade ettiği gibi: "Hedeflerinde bilinçli Batı'nın olayları ustaca manipüle etmesi unutulamaz. Elindeki olayları değişik senaryolarla (Ermeni Soykırımı, Kürt azınlığı, insan hakları, Kıbrıs...) kullanıyor ve kullanacaktır. Amaç (SEVR)dir, tarihin tekrarı umududur..." Batı'nın Sevr'i hortlatmak istediği inkârı mümkün olmayan bir gerçektir. Batı'nın metodunu bilmek zorundayız. Prof. Dr. Orhan Şahinler'e göre bu metod şöyledir: "Batı rasyoneldir. Düşünme sistemi gereği geleceği stratejik boyutta planlar. Zamanlama ustasıdır. Kararlarının ilk işaretleri rastlantısal gelişmeler gibi görünür. Esas düşünce, beceriyle perdelenir. Gelişmeler sanki tarihin ve uygar toplumun vicdanının istemleriymiş (talepleriymiş) gibi sunulur. Eşgüdümlü Batı diplomasisi için inandırıcı olmak esastır. Önce uzak Batı'da Amerika'da, sonra lâtin ülkeleri Fransa ve İtalya'da konu uç verebilir. Parlamentoların daha az kirlenmiş siyasi kanadının masum görünen çıkışıyla başlaması istenir. Merkez orta ve sağ siyasetlerin daha sonra devreye girmeleri gibi yanıltıcı bir senaryo ile yürürlüğe konur. Muhalefet demokratik tablonun inandırıcılığı için gereklidir. Amaç hedef bürokrasisinin gündeminde, siyasilerin diplomatların niyetlerinde gizlidir. İnsanlığın belleği (hafızası) olan tarih bilinci, Batı'da süreklidir. Arşivlerde her an devrededir." Ermeni, Kürt, Kıbrıs ve İnsan Hakları meselesinde takip edilen metod aynıdır. Türk toplumuna beyin yıkama metodlarıyla mazisi, tarihi ve geçmişte başına gelenler bu plân gereği unutturulduğu için aynı delikten defalarca Batı yalanı zehirini bünyemize akıtmıştır. Tehlikeyi görenlere ise çağdışı, gerici vesâir damgalar vurularak bertaraf edilmişlerdir. "Sovyetler Birliği ve Yugoslavya'nın dağılmasında başarılı olan Batı, Türkiye'de (böl ve yönet) siyasetini yıllardır deniyor, besliyor, sahneliyor. Asla güçlü Türkiye istenmiyor. 1920'lerde yenildiği Anadolu yaylarında şeytanca amaçlar peşinde, dünya sahnesinde Ermeniler, Anadolu'da Kürt kökenliler, Elen adasına dönüştürülerek Türkiye'yi kuşatmayı amaçlayan Kıbrıs sorunu, ekonomik yaptırımlar vb. gibi araçlarla sonuçta yeniden meydana getirilmek istenen (Sevr)dir..."
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT