BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Metro düşleri

Metro düşleri

Taksim-4. Levent arasında sefer yapan metroya binenler öve öve bitiremiyorlardı. Nihayet ben de bindim. Hem de birkaç kere...



Taksim-4. Levent arasında sefer yapan metroya binenler öve öve bitiremiyorlardı. Nihayet ben de bindim. Hem de birkaç kere... Gerçekten özene bezene yapılmış bir teknoloji harikası. Geç kalınmış da olsa tasarlayanları, gerçekleştirenleri, emeği geçenleri kutluyorum. Vagonları, koltukları, peronları pırıl pırıl; yürüyen merdivenleri, bantları, sinyalizasyonu mükemmel. Peron duvarlarında tarihimizden kesitler yansıtan mozaik panolar teknikle estetiğin ince bir çizgide buluşmalarının ürünü... Tertemiz vagonun koltuğuna otururken, yıllar önce New York'ta binmiş olduğum vagonların pejmürdeliğini hatırlayıp bir şeyde ABD'den ileri olmamızın hazzını duydum. Yıllarca bekledik ama değdi diye düşündüm. Başkan Ali Müfit Gürtuna, açılış konuşmasında: "Bu metro ile gurur duyacaksınız. Ülkemizin, şehrimizin, Belediyemizin azmini ve büyük gücünü göreceksiniz. Bu mübarek toprakların gizli gücünü göstermek bizim neslimize kısmetmiş. Bu güç, tarihten süzülüp gelen bu büyük milletin, teknolojiye ve çağdaşlığa şahlanan gücüdür." derken haklıymış. Bir de tasarlandığı şekilde çevre otobüs seferleri düzerlenirse keyfimiz tam olacak. Söz gelimi, Taksim'den 4.Levent'e pek rahat geldiniz, güzel de, 4.Levent'ten Etiler'e gelmek mesele... Sanata, sanatkarlığa bulaşmışlığımdan olacak metro, bende gizemli duygular ve düşler oluşturuyor. Dik, elektrikli merdivenlerden inerken sanki bilinçaltına iner gibi garip bir heyecan duyuyorum. Tabii bu, toplumsal bilinçaltı. Şimdilik düzenli ve pırıl pırıl görünüyor ama zamanla tıpkı New York metrosunda olduğu gibi pejmürde, hastalıklı ve korkulu bir hal alır mı, bilemiyorum. Parkların, okulların harap edilmiş sıraları aklıma geldikçe endişe duymuyor değilim. Düşlere gelince...Yeraltının gizemli havası, ürpertici soğukluğu yerüstünün karmaşasından ürküp de kuytulara çekilerek uykuya dalan ilham perilerini uyandırıyor. Zihnim hikayeler kurmağa başlıyor. Hani her gün metroyla gidip gelsem bir sürü hikaye yazacağım gibi geliyor bana. Yalnız hikaye mi?.. Mekan olarak metro, bir sinemacı ve senaryo yazarı için de çok ilgi çekici bir yer... İçinizde sinema aşkı varsa gözlerinizin daldığı kuytulardan James Bond'un, Tom Cruose'un yıldırım hızıyla koşuşturduğunu görebilirsiniz. Düşünebiliyor musunuz burada daha ne gerilim filmleri, ne macera filmleri çekilir!.. Ben, şahsen, şimdiden henüz çevrilmemiş bu filmlerin heyecanını duyuyorum. Şiiri de unutmayalım. Özellikle içe dönük şairlerin yeraltının gizemli ortamında dağarcıklarına pıt diye düşen mısralarla karşı karşıya gelmeleri her an mümkün. Yalnız bu mısralar biraz karamsar, biraz şizofrenik olabilir; özgün çağrışımlarla ölüm kokabilir... Bunun aksi de mümkün tabii. İç dünyalarının kendine özgü aydınlığını yaşayabilenler pekala umut, sevgi kokan; okuyanları pırıl pırıl ufuklara çeken şiirler de yazabilirler. Sanat büyüsünün insanı nereye çekeceği bilinmez ki... Ya felsefe?.. Eğer düşünce adamıysanız o oniki dakika size neler düşündürmez ki...
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 109330
    % -0.31
  • 3.867
    % -0.62
  • 4.5554
    % -0.6
  • 5.158
    % -1.19
  • 156.209
    % -0.25
 
 
 
 
 
KAPAT