BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Yalnızlık kuyusu

Yalnızlık kuyusu

Eskiden bayramlar, hısım akrabanın, eşin dostun, konu komşunun bir araya geldiği şenlik günleriydi.



Eskiden bayramlar, hısım akrabanın, eşin dostun, konu komşunun bir araya geldiği şenlik günleriydi. Şimdi özellikle büyük şehirlerde herkes evinden kaçıyor. Kimse bana gelmesin, Ben de kimseye gitmeyeyim hesabı yapıyor. *** İnsanlar birbirleriyle kaynaşmak istemiyor. Yalnızlık arıyorlar. *** Yalnızlık arzusu yeni yüzyılın getirdiği en büyük değişikliklerden biri. Melankoli hali. Kendi iç alemine gömülüp dışarı ile irtibatı kesme hali. *** Yalnızlık arzusunu doğuran nedir? Gelişmiş ülke insanının yüzyıl önce girdiği koyu ferdiyetçilik sürecine Türkiye 35-40 yıl önce girdi. İnsanların ümidsizliğe düştüğü.. Birbirine düşmanca baktığı.. Muhatabından zarar gördüğü ortamlarda ferdiyetçilik başlar. *** Aslında dini bayramlar; Halleşmek, Kaynaşmak, Hemdert olmak için güzel bir fırsattır. İşin bu cephesi unutulduğu için bayramlar bir haftalık mesai boşluğu gibi düşünülüyor. *** İnceliklerin yerini kaba davranışlar aldı. Herkes yalnız kalmak, Yalnızlık kuyusuna girip kendi hayatını yaşamak istiyor. Halbuki bizde bir ölçü vardır. Acılar paylaşıldıkça azalır, sevinçler paylaşıldıkça çoğalır. Bayramlar bu sözün realizasyonu gibidir. Sevmek, Sevilmek, Sevinmek günüdür. İnsanlar bu günlere muhtaç olduklarını eninde sonunda anlayacaklardır. *** Bir merhaleden güneşle derya görünür, Bir merhaleden her iki dünya görünür, Son merhale bir fasl-ı hazandır ki sürer; Geçmiş, gelecek, cümlesi rüya görünür. (Yahya Kemal Beyatlı) (*) Hazan: Güz, sonbahar
KAPAT