BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Kudüs, Filistin ve Osmanlı

Kudüs, Filistin ve Osmanlı

Giderek kanayan Filistin meselesini daha iyi anlayabilmek için geçmişe dönerek bazı şeyleri hatırlamak gerekir.



Giderek kanayan Filistin meselesini daha iyi anlayabilmek için geçmişe dönerek bazı şeyleri hatırlamak gerekir. Elbette Filistinli kardeşlerimizin çilesine duyarlıyım ve kalemimle onların davalarını destekliyorum. Ve bu arada Arap milletini de seviyorum. Tarihte yolculuk yaparken Genç Ufuklar Dergisinin (Yıl-3 Sayı-8 Sayfa 67) neşrettiği bir yazıdan geniş ölçüde istifade ederek sizlere tarihi gerçekleri arz edeceğim: “1992’de Kahire’de Mescid-i Aksa ile ilgili bir konferansta konuşan Mısırlı Muhammed Gazali, günümüzde çekilen sıkıntıların temelinde Osmanlıya ihanetin olduğunu belirtmiş ve konuşmasına özetle şöyle devam etmiştir: “İbn-i Haldun’un (Rahmetullahi aleyh) (Tunus’ta yaşamış, büyük bir İslâm tarihçisidir ve 7 ciltlik tarih kitabı meşhurdur.) şu sözlerini hatırlıyorum; Araplar dini terkedip ondan uzaklaşırlarsa mülk ve devletin yükselmesini boşuna beklemesinler. Eski tarihe baktığınız zaman Araplar’a Allahü teâlâ Peygamber göndermiş: Onlar Peygamberlere tâbi olmamışlar, Allahü Teâlâ’nın emirlerine uymamışlar ve sonunda Hazreti Hûd’u dinlemeyen Ad kavmi, Hazreti Salih’e tâbi olmayı reddeden Semud kavmi helâk olmuşlar. Bu misalleri çoğaltabiliriz. Onların akıbetlerini Kur’ân-ı Kerim haber veriyor... Aklımızdan hiç çıkmamalı ki; Arapların kurtuluşu ancak din (İslâm) ile olur, şuurumuz, hayatımız, fıtrat ve tabiatımız olan İslâm’ı, imanı, Araplık fikri (kavmiyetçilik) aşar ve ondan ileri giderse Araplar kendine gelemez, yeni bir şuurla kıyam edemezler, bize güç veren dindir, İslâmiyet’tir. Müslümanlar, Allahü Teâlâ’yı unutup dünyaya dalınca Allahü Teâlâ onlara Haçlılar’ı musallat etti. Antakya’da 70 bin Müslüman öldürdüler, şehir üst üste yığılmış cesetlerle doldu. Hıristiyan atlarının ayakları Müslüman kanlarında yüzüyordu. Antakya’dan sonra Kudüs’ü işgal ettiler. İşgalden sonra Kudüs’teki Müslümanlar’a yardım hususunda ne Kahire’den ne Bağdat’tan, ne de başka yerlerden hiçbir ses çıkmıyordu. Kudüs 90 sene Hıristiyan işgalinde kaldı. Selâhaddin Eyyubi gelinceye kadar Kudüs’te Cuma Namazı kılınmadı, ezan işitilmedi. Aynı zamanda Kudüs’ün idarecileri Fransa’dan geliyordu. Selâhaddin Eyyubi, Kudüs’ün işgalinden sonra hiç tebbessüm etmedi. “Niye tebessüm etmiyorsun?” diyenlere “Beytü’l Makdis esirken nasıl tebessüm ederim?” diyordu. Hıttin Savaşı ile Kudüs’ü işgalden kurtaran Selâhaddin Eyyubi Hazretleri şükür secdesine kapandı. Asrımaza kadar Kudüs elimizdeydi... Şu bir hakikat ki Müslümanlar, Osmanlı Hilâfet Devleti’ne hıyanet etti. İngilizler, Mısırlı gençleri savaşmak için alıyordu. 1 milyona yakın Mısırlı’yı (çoğunluğu çiftçi) hilafet devletini parçalamak için aldılar ve Vehhabileri İngiliz altınları ile satın alarak Müslüman Türklere karşı onları kullandılar ve Müslüman Türkler perişan oldu. Türkleri, onlara ihanet eden Araplar perişan etti ve biz bu yaptığımız hıyanet ve ihanetin cezasını Filistin ve Mescid-i Aksa topraklarının İngilizler’in eline geçmesiyle çok pahalıya ödedik, Filistin ve Kudüs elden çıktı. Sultan Abdülhamid Han’a, devlet sıkıntı içindeyken milyonlarca altın teklif edip: “Bunu al ve Filistin’i bize bırak” dediler, Sultan Abdülhamid Han kendisine bu teklifi yapan Yahudi Hertzl’i huzurundan sert bir şekilde kovdu. İngilizler’in Türkler’e açtığı savaş medeni miydi? Hayır asla. İngiliz Mareşal Beytü’l Makdis’e girince şöyle söyledi: “Haçlı seferleri şimdi bitti” ve Selahaddin’in kabrine girip alçakça ayağıyla kabri ezip “Ey Selâhaddin, biz tekrar döndük” dedi. Biz, 1967’de Hz. Âdem’den günümüze en çok şaşılacak bir harbi kaybettik. Bu harp altı gün sürdü. Golan, Batı Şeria, Kudüs, Sina-Gazze, Yahudi’nin eline geçti. Niçin? Çünkü biz kendimizi hakiki bir savaş için hazırlamadık. Ciddi bir savaş kapıya dayanınca ciddiyetle çalışıp hazırlanan Yahudiler savaşı kazandı ve toprağımızı elimizden aldılar. Müslüman’a karşı yapılan harp dini bir harptir. Yahudiler, Kudüs’e girdikleri zaman şu kin ve nefreti alçakça söylediler: “... arkasından kızlarını bıraktı” dediler. “Hayber’in intikamı...” diye çığlık attılar. Onlar böyle derken İslâm ümmeti sarhoş idi, şaşkın idi ve hâlâ da uyanmadılar. Yahudiler dini harp ediyor, biz hâlâ Arap harbi diye tutturmuş gidiyoruz. Karşısında dini olan ve ona sımsıkı sarılan bir topluluk var. Sen onunla savaşıyorsun ama senin sarıldığın bir inancın yok. Tabii netice de senin aleyhine olacak.” ......... Not: Okuyucularımın Ramazan Bayramını tebrik eder, dünya ve ahiret saadetleri için duacıyım.
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT