BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Bayram duyguları

Bayram duyguları

Eski bayramları yaşayanlar, bu tadın kalmadığını belirterek, toplumdaki olumsuz değişimden yakınıyorlar.



Bugünlerde herkesin televizyonlarda severek seyrettiği güzel bir reklam var. Yaşlı bir çift, rengarenk bayram şekerlerini hazırlamış yakınlarını çocuklarını ve torunlarını bekliyorlar. Ne var ki, dışarda yağmur var ve umutsuz bekleyiş sürecektir. Yaşlı çiftin kapısını sadece kapıcı ve davulcu çalar. Oldukça hüzünlü bir müzik eşliğinde verilen reklamda son yıllarda toplumumuzda yaşanan değişme, daha doğrusu dejenerasyon çok başarılı bir şekilde veriliyor. Çocuklar ve torunlar artık büyüklerinin bayram ziyaretlerine gitmiyor, büyük bir ihtimalle sayfiye yerini tercih ediyor veya seyahate çıkıyorlar. Anne ve babalar ise gözü yaşlı bir şekilde çocuklarını sevgiyle, torunlarını hasretle beklemeye devam ediyor. Bu dram, toplumdaki çözülmenin bir işareti mi sayılmalı? Bu kadar mı yabancılaştık birbirimize. Aileye ne oldu herşeyden önce? Aslında bu konuların sorgulanması ve uzun uzun üzerlerinde durulması gerekiyor. Eski bayramları yaşamış olan kültür sanat adamlarımızla görüştük. Onlar eski bayramları, çocukluk bayramlarını anlatırken bugünkü bayramlarla bir kıyaslama da yaptılar aynı zamanda. Kısacası, geleneklerimizi yaşatmanın, kimliğimizi araştırmanın, kendimizi sorgulamamızın zamanı geldi, geçiyor bile. Bu bayramın uyanışımıza vesile olması en büyük dileğimiz. Ferit Ragıp Tuncor Eski zamanlarda bayrama hazırlık daha Ramazan ayında başlardı. Hele son günler bu hazırlıkların en yoğun hissedildiği günlerdi. Evlerin bodrumlarında evvelden hazırlanan muhtelif reçeller korunurdu. Tiyatrolar fevkalade eğlenceler tertip ederlerdi. Şehzadebaşı'nda Millet Tiyatrosu vardı, meraklılar oraya giderdi. Şimdi bayram diye bir şey yok. Eski bayramlarda Çocuk Esirgeme Kurumu kartlar basardı. Çocuklara dağıtılan bu kartlarda çeşitli hediyeler olurdu. Bayramda bahçe sinemaları vardı. Çocuklara kukla, karagöz ve meddahlar oynardı. Şehzadebaşı bayramda bir eğlence yeriydi adeta. Çok kalabalık olurdu. Kel Hasan'ı dinlerdik. Bayramın en büyük sefası güllaç ve baklavalardı. Şikemperverler, yemeğe düşkün olanlar, güzel yiyecekler ve tatlılar için şiir yazarlardı. Cahit Uçuk Benim çocukluğumdaki bayramlar, çok eski seneler evveline gidiyor. Harp senelerine rastladığı halde yine de bayram neşesi yaşanırdı. Bilhassa Ramazan Bayramları çok güzel olurdu. Geceleri Ramazan orucu için kalkardık. Oruç tutardık. Bayramlıklarımız hazırlanırdı. Bütün çamaşırlarımız yenilenirdi. Fakir aileleri o mahallenin konaklarının sahipleri giydirirdi. Çok küçük yaşlarımdan hatırlıyorum. Annemin amcası Enis Paşa'nın Fatih Otlukçu Yokuşu'nda bir konağı vardı. Burada 40 kişilik iftarlar verilirdi. Dadıma yalvarırdım. Bütün bayramlıklar hazırlanırdı. Ayakkabılar, pabuçlar, mendiller hazırlanırdı. Bayramdan bir hafta önce mahalleli konağa gelirdi. Hamamda yıkanırdı. Gelen ailelere bohçalar hazırlanırdı. Yoksul ailelere verilmek üzere. Gömlek, çorap ve diğer hediyelik elbiseler olurdu. Bayramda ayrıca mendiller içinde hediyeler verilirdi. Bütün bu yardımlaşma büyük bir tevazu içinde yapılırdı. Toplumda tam bir sosyal dayanışma vardı herşeyden önce. Çocukluk dönemimdeki bayramlarda imrendiğim bir şey vardı. O zaman Sultanahmet'te Küçükayasofya'da otururduk. Kadırgada Cinci Meydanı'nda bayram yeri kurulurdu. Bütün akrabalar oraya gelirdi. Meydandaki eğlence yerlerine, bir sefer dadımla gittim, salıncağa bindim, ip kapmalar, cambazlar, köpük şekerler her şey harikaydı. O semtin bütün çocukları bayram yaparlardı. Büyükler de evlerimize Kadıköy Çamlıca'dan gelen misafirleri ağırlarlardı. Tabii bugün yaşanan Avrupai bir durum. Bize yakışmıyor. Rüştü Eriç Eski bayramlar çok daha şenlikli olurdu. Çocukluğumu hatırlıyorum. Her bayramda yeni elbiseler alırlardı bizlere. Yeni ayakkabılar... Bunları gece heyecanla yastığımızın altına koyardık. Sabah olunca da camiye bayram namazına giderdik. Ondan sonra evimize dönerdik babalarımız ve büyüklerimizle birlikte. Davulcular gelirdi. Omuzlarında ucunda mendil olan sopalar vardı. Bahşişlerini alır, manilerini okur, dualar ederek giderlerdi. Ardından sazendeler gelirdi. Şimdiki gibi değil, o zaman bir neş'e bir bayram huzuru yaşanırdı her yerde. Etem Ruhi Üngör En mühim husus, bugün eskiye nazaran kötüye bir gidiş var. Bayramdan kaçış. Eskiden kimse kaçmazdı bayramdan. Tatil yerlerine, turistik yerlere kimse gitmezdi. Ananeye uygun olarak bayram ziyaretleri yapılırdı. Çocuklar kendi çocuklarıyla birlikte ebeveynlerini ziyaret ederdi. Medeniyet geliştikçe bizi ananelerden, geleneklerden koparıyor. Folklorumuz bitti. Eskiden herkes kendi çapında kültürle sanatla uğraşırdı. Çobanlarımız bile musıkiyle iştigal eder, kaval çalardı. Şimdi onlar da dilediği fm'i açıyor, oradan dinliyor. Fazıl Hüsnü Dağlarca Bayram için konuşmak istemem. Çocukluğumdan bu yana bayram sözcüğünü yazmaya başladığım günden bu yana çok az sevindim. Hele büyük Atatürk'ü yitirdikten beri hiç sevinmedim. Bayramlar, yılbaşları ulusal bayramlar bana öbür günlerden daha acı gelmiştir. Dini bayramlarımız Peygamberimizin bize sunduğu sevgi günleri, ne yazık ki sanıyorum taaa o günlerde kalmıştır. İnsanlar peygamberlere uymamışlardır. Kur'an-ı Kerim'e uymamışlardır. Onun Kurban Bayramındaki etini, şeker bayramındaki şekerini yemekle yetinmişlerdir. Kur'an'ın dediklerine uysalardı bütün müslümanlar özgür olurlardı. Namazları geçerli olurdu. Biliyorsunuz ne demiş Hazreti Muhammed: "Burçlarında kendi bayrağı dalgalanmayan ulusların namazları geçerli değildir." Düşünüyorum da bu bayramı yüzü eğik kutlamaktan nasıl kurtulacağız diye. Utanıyorum. Son olaylar, af olayları Avrupa Birliği'ne girme olayları, asgari ücret olayları içinde gelen bu şeker bayramı kuş olsa bizi görüyor olsa, bir saniye durmazdı üstümüzde. Uçup giderdi sanıyorum. Yaşadığımız olaylar bayramın tam tersi bir karanlıktadır. Ulusal birlik de yok, yönetim birliği de yok, birbirimizi sevmek hiç yok. Çalışmak sıfır. Eğitim yerlerimizin yarı öğretmeni yok. Bir yerde milyarlık ziyafetler şölenler nasıl bayram edebiliriz. Sizin yerinizde olsam bayram soruşturması yapmazdım. Yapamazdım. Kalemim kırılır diye yapamazdım. Gazanfer Özcan Eski bayram yeni bayram ayırımı yapmak yanlış. Her dönemin bir güzelliği var. Geçmişteki bayramlar tabii bizim için çok daha değişik, çok daha anlamlı, çünkü bayramda eş dost, hısım akraba en iyi duygularla bir araya gelirdi. O bayramın güzelliklerini paylaşırlardı. Dargınların barıştığı, küskünlerin küskünlüklerinden arındığı güzel günlerdi. Tabii bizim çocukluğumuzdaki o günler çok farklı düşüncelerle, çocuk zihnimizde çok daha başka canlanıyor. Bugünkü bayramların o günkü günlerden tabii hiç bir farkı yok. Bir ufak fark, o günlerde bir araya gelen aile bireylerinin dostların, bugünkü yaşam şartlarının zorluklarından kaynaklanan bu bayram gününü bir fırsat kabul edip tatil yapmak üzere adeta birlikte olmaktan kaçmaları tabii ki biraz üzüyor insanı. Fakat katiyyen şahsen bu şekilde değerlendirenleri kınamıyorum. Çünkü yaşam koşulları o kadar zor ki herkes dinlenebilmek zorluklardan bir an için kendini arındırabilmek için böyle bir yolu seçmek zorunda. Gönül arzu eder ki inşaallah şartlar hep çok güzel olsun. Yine eskisi gibi bayramları bir arada kucak kucağa kutlayalım. İlhan Geçer Çocukluğumuzun bayramları tamamen farklıydı. Bayram yerleri büyük coşkuların, muazzam şölenlerin yaşandığı mekânlardı. Bambaşkaydı. Bir tatlı neşe, bir büyük huzur yaşanıyordu toplumun her kesiminde. Sevgi, saygı, hoşgörü, vefâ, sabır, henüz unutulmamış, hayatiyetini kaybetmemiş kavramlardı. Toplumun dinamizmi en yüksek boyutuyla olumlu gelişmeler gösteriyordu insanlar arasında. Sosyal dengenin bozulmaması için fakirler, zenginler tarafından korunurdu. Şimdi maddileşen dünyada konu komşu birbirine zor selam verir oldu. Dolayısıyla eski bayramların tadı kalmadı. Özlemle arıyoruz, bekliyoruz o günleri. . Sedat Umran Çocukken kese halinde renkli şekerler verilirdi. Daha büyük bir renklilik vardı. Şimdi modern devrin icabı yine bir bağlantı var. Gidip geliniyor. Ama her dönemin kendine özgü bir yapısı mevcut. Gelenekler ne kadar kuvvetli olursa olsun zaman içerisinde gücünü yitiriyor. Yeter ki bu değişmenin sonucunda canlılığını ruhunu özünü koruyabilsin. Bu da büyük ölçüde korunuyor. Büyüklere gidilip hatırları soruluyor. Geleneğin zaman içerisinde değişerek gücünü koruması da bir sağlık işaretidir. Bu değişmenin olumlu olmasından memnunuz. Çünkü gelenek özünü koruyor.
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 109330
    % -0.31
  • 3.867
    % -0.62
  • 4.5554
    % -0.6
  • 5.158
    % -1.19
  • 156.209
    % -0.25
 
 
 
 
 
KAPAT