BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Dışarıda, hiç tanımadığı bir dünya vardı...

Dışarıda, hiç tanımadığı bir dünya vardı...

Zehra yalnız kalmıştı. Yorgunluktan kolları, ayakları tutmaz bir haldeydi. Gözlerine ağır bir yük gibi binen uykusuna yenilmemek için odaları dolaştı. Döndü'nün okula giden kızı hâlâ uyuyordu. Öğlenci olduğunu söylemişlerdi. Döndü tembih etmişti giderken.



Zehra yalnız kalmıştı. Yorgunluktan kolları, ayakları tutmaz bir haldeydi. Gözlerine ağır bir yük gibi binen uykusuna yenilmemek için odaları dolaştı. Döndü'nün okula giden kızı hâlâ uyuyordu. Öğlenci olduğunu söylemişlerdi. Döndü tembih etmişti giderken. Kahvaltısını güzelce yapsın, önlüğünü giyip vakitlice okuluna gitsin diye Huriye'den için. Gülümseyerek izledi küçük kızı uyurken. Tıpkı Döndü'ye benziyordu. Başını kaldırıp çevresini inceledi. Bu kadar olmasa bile tek gözcük olsa bile yeterdi. Bir ev bulsaydı Yakup başlarını sokacak, gerisi kolaydı. İş nasıl olsa bulunur, çalışırlardı. Bu sırada Emine ağlamaya başladı. Aceleyle oturma odasına girdi. - Asiye kızım, karıştırma sakın hiçbir yeri... Burası bizim evimiz değil. Asiye elindeki oyuncak bez bebeği bıraktı çekinerek: - Kimin evi anne? diye sordu yarım ağızla. İçini çekti Zehra. Küçük kızını kucaklamış, emzirmeye başlamıştı: - Burası Hüsamettin amcaların evi. Bizim evimiz değil... -Bizim evimiz yok mu anne? - Olacak inşallah, bizim de evimiz olacak. Ağabeyinle baban bize de ev bulacaklar. Ümit hâlâ uyuyordu sedirin üzerinde. Sevgiyle baktı küçük oğluna. Onu hep Yakup'a benzetirdi. Onun gibi çakır gözlüydü. Dalgalı siyah saçlarını kendisinden almıştı. Pek güzel bir genç olacaktı büyüyünce. Bunları düşünürken karşısında Döndü'nün kızı Huriye'yi gördü. Küçük kız şaşkın bir şekilde evlerindeki bu tanımadığı insanlara bakıyordu. Gülümsedi ona: - Merhaba Huriye... Beni tanımadın değil mi? Ben Zehra. Hani evvelki sene köye gelmiştin de bizim bahçeden dut yemiştin, hatırladın mı? Hani Tuncer vardı, arkadaşın, oynamıştınız beraber... Başını salladı küçük kız. Hâlâ şaşkındı. - Biz size misafir geldik işte. Annen tembih etti, kahvaltısını yapsın, önlüğünü giysin, vakitlice okuluna gitsin dedi. İster misin kahvaltını hazırlayayım mı? Kız başını kaldırdı, cılız bir sesle mırıldandı: - İstemem, ben yerim kendim... Başka bir şey söylemeden çıktı odadan. İçini çekti Zehra. Hiç kimse memnun değildi buraya gelmelerinden. Başını camdan dışarıya çevirdi. Dışarıda hiç bilmediği, hiç tanımadığı bir dünya vardı. Pençelerini çıkarmış aç bir aslan gibi bekliyordu onları. - Allah'ım, yardım et bize... diye mırıldandı. Emine yeniden uykuya dalmıştı. Usulca bir öpücük kondurdu kızının yanağına. Sedire yatırdı. Sonra hala uyuyan oğlu Ümit'in üzerine hırkasını örttü. Mutfağa gitti. Huriye bir bardak süt ve bir yumurta ile kahvaltı ediyordu. Gülümsedi: - İstediğin bir şey var mı Huriye?.. Başını kaldırdı kız. Asiye de gelmişti arkasından. Kızın elindeki yumurtayı görünce atıldı: - Ben de yumurta isterim anne. Kaşlarını hızla çattı Zehra. Ters ters baktı kızına. Sert bir sesle bağırdı: - Kes sesini bakayım. Sen karnını doyurdun. Arsız mısın sen? Kendi evin mi burası? Öyle her gördüğün şey istenmez. Küçük kız çaresiz bir şekilde eğdi başını. Dudaklarının uçları aşağıya doğru titreyerek kıvrıldı. Bir başka çocuğun yanında azarlanmak ağırına gitmişti. Koşarak çıktı mutfaktan. Zehra karşısında kendisini anlayabilecek olgunlukta biri varmış gibi gülümsedi tedirgin bir şekilde: - Çocuk işte. Aklı ermiyor... Huriye yine cevap vermedi. Çantasını alıp çıktı. Derin bir nefes aldı Zehra. Şimdi yalnızken kendini daha rahat hissediyordu. DEVAMI YARIN
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 109330
    % -0.31
  • 3.867
    % -0.62
  • 4.5554
    % -0.6
  • 5.158
    % -1.19
  • 156.209
    % -0.25
 
 
 
 
 
KAPAT