BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Dün ne yaptınız?

Dün ne yaptınız?

Dün bayramın ilk günüydü. Kandillerle ulaştığımız bir mübarek ay sonrasında kurtuluşa erenlerin, manevi alemdeki hallerinin bu dünyaya yansımasının ilk günü; ebedi mutluluğu yakalayanların bayram sevinciydi dün yaşanan.



Dün bayramın ilk günüydü. Kandillerle ulaştığımız bir mübarek ay sonrasında kurtuluşa erenlerin, manevi alemdeki hallerinin bu dünyaya yansımasının ilk günü; ebedi mutluluğu yakalayanların bayram sevinciydi dün yaşanan. Dün sabah günler sonra ilk defa kahvaltı ettik. Günlük telaş içinde unuttuğumuz bir nimeti hatırladık. Sonra; günahlardan arınmış, tertemiz ruhumuz misali yeni elbiselerimizi giydik. Yalnız kurtuluşa erenlerin yapabileceği bir yolculuğun bu alemdeki misali çcin evlerimizden dışarı çıktık. Allahın evi gönüllerdi; gönül almak, Rabbimize yakın olmak için yollardaydık. Yollar yine kalabalık, çocuklar yine şendi. Ramazanı yaşayanlar Bayram ediyordu. Herşeye rağmen mutluydular. Gönüllerindeki ebedi müjdenin sevinci heyecanlarından belli oluyordu. Birden aklıma son günlerde bir çoğumuzu etkileyen reklam geldi; hani hazırladıkları şekerler gibi yalnız, o tatlı yaşlı insanları hatırladım. Acaba bir yerlerde onlar gibi yol gözleyenler var mıydı? Bu bayram sabahında yeni elbiseler giymeyen çocuklar da vardı. Bayram sevincim birden uçtu. Bir yerlerde kırık gönüller, aç insanlar, yastığının altına koyacak ayakkabıları olmayan çocuklar varken nasıl bayram yapabilirdik; komşusu açken tok yatanlar ebedi müjdenin bayramını nasıl kutlayabilirlerdi? Bugün bayramın ikinci günü. Dün bizi bekleyen büyüklerimizi ziyaret ettik mi? Hiç çocuk sevindirdik mi? Eğer cevaplar ‘hayır’ ise hep birlikte gönül alma, çocuk sevindirme yarışına girelim. Bayram sevinci bütün evlere girsin. O reklam filminin sonu iyi bitsin. Unutmayalım; sonsuza kadar bayramı yaşamanın yolu başkalarına bayram sevinci yaşatmaktan geçer. Bayramınız kutlu olsun. Yeni bir yıla girerken Bugün bir bayramı yaşıyoruz; ardından da yeni bir yıl geliyor. Sevinçleri ve hüzünleriyle bir yılı daha geride bırakıp içinde hayallerimizin ve umutlarımızın olduğu yeni bir yıla merhaba diyeceğiz. Dünyada ve ülkemizde şu bir yılda çok fazla şey yaşandı. Özellikle ülkemizde yılın sonlarına doğru meydana gelen üzücü olaylar hepimizin moralini bozdu. İçimizden, yaşanan bütün bu olumsuzlukları bir düğmeye basarak değiştirmek veya bir çok manada güçlü olabilmek geldi. Fakat, ne olursa olsun hayat devam ediyor; bize düşen, geleceğe umut ile bakmak ve güçlü olmak. Hepimizin önce kendimizden başlayarak bütün insanlar adına yapabileceği çok şey var. Yaşlı bir adam, yılların ardından bu konuyla ilgili bir tecrübesini şöyle aktarıyor: “Gençliğimde dünyayı değiştirmek istiyordum. Zor olduğunu fark edince dünyayı değiştireceğime, ülkemi değiştirmeyi hedefledim. Ülkemi değiştiremiyeceğimi anlayınca, yaşadığım şehri değiştirmeye karar verdim. Yaşadığım şehri de değişirmek anladım ki imkansız ve daha yaşlı bir insan olarak ailemi değiştirmek oldu amacım. Şimdi yaşlı bir adam olarak anlıyorum ki değiştirebileceğim tek şey kendim. Kendimi çok önce değiştirebilseydim, ailem üzerinde etkim olurdu ve yaşadığım şehir üzerinde de etkim olabilirdi. Değişimi başlatabildiğim için, başlamak da yolun yarısı olduğuna göre ülkemi ve belki de dünyayı değiştirebilirdim.” Evet; eğer bir şeylerin yolunda gitmesini istiyorsak gerçekten de değişimi önce kendimizden başlatmak zorundayız. Bu nedenle gelin sizde yeni bir yıla girmeden evvel şöyle bir geçmişi değerlendirin; geride bırakmaya hazırlandığımız 2000 yılında bir önceki yıldan farklı neler yaptınız bir düşünün: ¥ Önünüze koyduğunuz hedeflerden hangilerine ulaşabildiniz? Eğer öğrenci iseniz ilerideki tahsil hayatınız için neler yaptınız? Eğer çalışıyorsanız işiniz adına ilerlemek için neler yaptınız? ¥ Sevmediğiniz huylarınızı değiştirmeye gayret sarf ettiniz, aslında kendinizi hiç değerlendirdiniz mi? Çabuk sinirlenir misiniz, inatçı mısınız, kinci misiniz, tembel misiniz? ¥ Kendinizi geliştirmek için neler yaptınız? Bir yabancı dil öğrenmek için çaba harcadınız mı, bilgisayarla ilgileniyor musunuz, hangi kitapları okudunuz? ¥ Dış görünüşünüze özen gösterdiniz mi? Kişisel bakım hem kendinize hem de çevrenize saygının belirtisidir. ¥ Hobiler geliştirdiniz mi? Sakın zamanım yok demeyin; yürüyüş yapmak, kitap okumak kısaca sevdiğiniz faaliyetler için muhakkak zamanınız olmuştur. ¥ Sağlığınızla ilgilendiniz mi? Sigara veya benzeri alışkanlıklardan kurtulmak için bir çabanız oldu mu? Göz veya diş sağlığınızla ilgilendiniz mi? “İki günü birbirine eşit olan zarardadır” kısaca siz zararda olmamak için neler yaptınız? Gelecek için... ¥ Kendinizle barış imzalayın. ¥ Hayata gülümseyin. ¥ Geçmiş hatalarınızdan ders alın. ¥ Mutlaka bir hobi edinin. ¥ Sevmeyi öğrenin. ¥ Mazeret üretmeden, imkansızlıkları düşünmeden yapabileceklerinizin üstüne gidin. ¥ Spor yapın. ¥ Her olayda “Pozitif” düşünmeye gayret edin. ¥ Yarım bıraktığınız işlerinizi gözden geçirin. ¥ Dostlarınızı arayın. ¥ Çevrenizdekilere karşı güler yüzlü olun. Unutmayın güler yüz sadakadır. Mutlu son! Aklıma son günlerde bir çoğumuzu etkileyen reklam geldi; hani hazırladıkları şekerler gibi yalnız, o tatlı yaşlı insanları hatırladım. Acaba bir yerlerde onlar gibi yol gözleyenler var mıydı?Bugün bayramın ikinci günü. Dün bizi bekleyen büyüklerimizi ziyaret ettik mi? Hiç çocuk sevindirdik mi?Eğer cevaplar ‘hayır’ ise hep birlikte gönül alma, çocuk sevindirme yarışına girelim. Bayram sevinci bütün evlere girsin. O reklam filminin sonu iyi bitsin. Okuyucu Mektubu Sesimizi duyun Tüm meslek lisesi mağdurları adına İstanbul’dan yazdığını söyleyen sevgili okuyucumuz SERKAN KÖSE liselerine getirilen tercih sınırlamasıyla ilgili isyanını dile getiriyor ve ne yapacağını soruyor. Sevgili Serkan; Senin de belirttiğin gibi meslek lisesi öğrencilerinin bazıları bu sınırlamayla ilgili olarak dava açtılar; ancak, henüz bir sonuç alınmadı. Bundan üç yıl öncesinin mezunları böyle bir sınırlamadan, okullarına girerken haberleri olmadığı için gerçekten de mağdur oldular. Fakat, daha sonraki öğrenciler bu konudan haberdar idi. Bizim de dileğimiz bu uygulamanın konulduğu tarihten önceki adayları kapsamaması; ancak yapılacak çok fazla bir şey var gibi görünmüyor; zira yetkililer bu konuda oldukça kararlılar. Seninde bildiğin gibi alan dışı tercih yapman, şansını yok denecek ölçüde azaltır; bu sebeple alan içi tercih yapman ve çok çalışman en mantıklısı olur. Ayrıca, bir yüksek öğretim kurumuna girdikten sonra gerekli şartları yerine getirerek başka fakültelere yatay veya dikey geçme şansın olabilir. Yeni bir uygulamayla, 2 yıllık yüksek okul mezunları ÖSYM’nin düzenlediği sınavda başarılı olmak şartıyla lisans( 4 yıl) mezunu olabiliyorlar. Diliyorum yetkililer sesinizi duyar ve arzu ettiğiniz alanda eğitiminize devam edebilirsiniz. Mutlu ve başarılı günler diliyorum. Kendine güvenmek zorundasın! İstanbul’dan yazan sevgili okurumuz ESRA: Hayatta bazı işleri başarabilmek ve mutlu olmak için öncelikle kendimize güvenmemiz gerekiyor. Bunun için de kendimizle barışık olmamız ve sevmemiz gerekir. Aksi halde başarıyı yakalamak mümkün değildir. Takıntılarının sebebi kendine olan güvensizliğindir. Ne demek insanlardan korkmak veya kendini onların karşısında küçük hissetmek. İnsanlar için sadece çalışmalarının karşılığı vardır. İşte bu çalışmalar bazen bazı kişileri farklı kılar. Önce kendinle bir barış imzala. Yeni bir yıla giriyoruz; senin de yeni, taze umutların olsun. Tıp fakültesine gitmek istiyormuşsun; o halde çok çalış. Unutma ki sadece istemek yetmez; gerekli şartları yerine getirmek zorundasın. Eğer yoğun bir çalışmanın içine girer ve hedefine emin adımlarla yürürsen başka şeyleri düşünmeye zamanın olmayacağı için kuruntularından da kurtulursun. Kendine özen göster. Fiziki görünüş çevremizdekileri etkilemenin önemli bir yoludur ve ayrıca kendine güveni gösterir. İnsanın en büyük yardımcısı yine kendisidir. Biz istemezsek hiçbir şey olmaz. Şimdi şöyle bir silkelen ve geleceğe umutla bak; göreceksin, o zaman her şey daha güzel olacak. Mutlu ve başarılı günler dileğimle... Haftanın Sözü “Herkes insanlığı değiştirmeyi düşünür ama hiç kimse önce kendini değiştirmeyi düşünmez.”
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT