BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Yerli tiyatro yazarı sıkıntısı

Yerli tiyatro yazarı sıkıntısı

Ülkemizde tiyatro, televizyonun ve sinemanın (Amerikan filmlerinin) amansız rekabeti karşısında ayakta kalma direncini sürdürüyor. Tiyatroda dev boyutlu mali sorunlarla birlikte yerli yazar sıkıntısı da çekiliyor.



Ülkemizde tiyatro, televizyonun ve sinemanın (Amerikan filmlerinin) amansız rekabeti karşısında ayakta kalma direncini sürdürüyor. Tiyatroda dev boyutlu mali sorunlarla birlikte yerli yazar sıkıntısı da çekiliyor. Ünlü Azeri Şair Bahtiyar Vahapzade "Türk Edebiyatı" dergisinde kendisiyle yapılan bir mülakatta şöyle diyor: "Sizin devlet tiyatrolarınızda Türk halklarının tiyatro eserlerine çok az yer verilir. Sizin tiyatrolarınızın repertuarında Çehov, Gorki gibi Rus ve Batı yazarlarının eserlerine daha çok yer verilir. Türk halklarının, hatta Türkiye Türkleri'nin tiyatro eserlerine çok az yer verilir." Bu, dışardan yapılmış bir tespit ama doğruluğu su götürmez. Başta devlet tiyatroları olmak üzere tiyatrolarımızda belirli birkaç isim dışında yeni isimlere ve yeni yerli eserlere kolay kolay rastlanmıyor. Çünkü tiyatroya yerli yazar kazandırmak gibi samimi bir çaba yok! Bu hususta ne bir özendirme, ne teşvik, ne de kurs açmak gibi bir eğitim gayreti söz konusu. Varsa yoksa birkaç isim... Onların dışında kimseye fırsat verilmiyor. Gerçi Kültür Bakanlığı yerli tiyatro eserlerinin basımı konusunda hiç de küçümsenmeyecek bir çaba gösteriyor ama henüz genç yazarları teşvik edecek bir projeleri yok. Ancak, iyi niyetleri var. Bu konuda görüştüğüm müsteşar muavini Hüseyin Akbulut, projeler üretilip kendilerine ulaştırılırsa bunları değerlendirebileceklerini söyledi. Yarışmalar düzenlenebileceği gibi, kanımca Devlet Tiyatroları, yeni yazarların teşviki konusunda kurslar açabilir, seminerler düzenleyebilir diye düşünüyorum. Ayrıca Tiyatro ve Televizyon Yazarları Derneği'nin ataletten sıyrılarak yeni yazarların yetişmesi konusunda teşvik edici projeler geliştirmesini temenni ediyorum. Genç yazarlara gelince. Yazarlık, başlıbaşına bir çile. Çok çalışma ve disiplin istiyor. Hele hızlı teknolojik gelişmelere paralel olarak her şeyin süratle değişime uğradığı çağımızda olup bitenlere karşı uyanık, hazırlıklı ve donanımlı olmak, temel şartlardan biri. Ayakları yere basan sağlam bir kültür, tam bir özgürlük, geniş bir dünya görüşü, insanın ve olayların ruhunu yakalayan yaklaşımlar yazar için olmazsa olmaz diye kabul edilen nitelikler... Duygusallık, dolayısıyla kırılganlık, kolay vazgeçebilirlik devri artık geçti. Yazar, tıpkı bir savaşçı gibi yolunu tıkayan engelleri, artık ilkelleşmiş olan 'şu'cu, 'bu'cu ayrımlarını ve kalıpları yıkmak, tekelleri aşmak, fildişi kulesinin yalnızlığından sıyrılarak, kendine inanmanın gücü ve coşkusuyla insanlara ulaşmak zorunda. Çünkü, üstlendiği misyon bunu gerektiriyor. Zaten içinde yaşadığı çağın gerekleri de onu buna zorluyor. Ayrıca yazar bilmeli ki içinde yaşadığı toplum kendisini bekliyor. Özünü yansıtan, meçhul bir geleceğe doğru ilerlerken yolunu ışıtacak, kendini bilmenin şifrelerini sunacak eserini bir de... Zor ama başarılmaz değil.
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT