BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Bayram tadı

Bayram tadı

Her ne olursa olsun, ‘Bayram’ların adı bile tad veriyor. Evet adı konmamış bir mücadele ve sonu gelmeyen telaşların içindeyiz. Buna rağmen bayramların tadıyla sarhoş oluyoruz. Bir ay süreli rahmet ayının da bereketiyle çok şükür yine de ayaktayız.



Her ne olursa olsun, ‘Bayram’ların adı bile tad veriyor. Evet adı konmamış bir mücadele ve sonu gelmeyen telaşların içindeyiz. Buna rağmen bayramların tadıyla sarhoş oluyoruz. Bir ay süreli rahmet ayının da bereketiyle çok şükür yine de ayaktayız. ‘IMF’ bir taraftan, kapkaçcı bankalar ve bir türlü bitmek bilmeyen ekonomik darboğazlar diğer taraftan boğazımızı sıkarken, hâlâ gezebiliyoruz! Telâştan şikayet etmemize rağmen bu telaşı doğuran da bizleriz. Önce, hükümetler! Hemen hepsi ‘Bayram’ları fırsat bilerek ‘tatil’ haline getirmekte hayli ustalar. ‘Bayram’lar, ‘tatil’ haline dönüştürülünce telaş kaçınılmaz oluyor... Türkiye’nin yarısı yollara dökülmüş bir yerlere gidiyor. Bu gidişin bir de dönüşü düşünülürse on günlük zaman az bile gelmektedir. Uygun olmayan hava şartları mevsim normallerinde de seyretse hayli güçlükler doğuruyor. Hele hazırlıksız yola çıkan ‘tatil’cilerin çilesi bahara değil, bir daha ki seneye kadar konuşulacaktır. Sevinç ve yardımlaşmanın doruk noktası olan bayramların kutlanma tarzı hakkında birkaç sözümüz olacaktır. Hemen herkesimdeki insanlarımızın ‘şikayet’ ettiği yokluk ve kıtlığa rağmen; tatile bunca rağbet nedendir bilinmez. Ülkemizdeki bayram trafiğine bakınca birçok sıkıntımızı unutur olduk. Demek ki durumumuz pek kritik sayılmaz. Öyle ya bugün şöyle on günlük bir tatilin dört kişilik bir aileye mâliyeti az değil ki!.. Peki tatil yapmayalım mı? Yapalım tabii ama “ayağımızı yorgana göre uzatarak” yapalım. Aksi halde gelecek bayrama kadar bu ‘gedik’ kapanamayacaktır. Dedik ya sevinç ve yardımlaşma günleridir bayramlar... Kanaatimizce biz birinci bölümü yani ‘sevinç’l#ri baz alıp, “vur patlasın çal oynasın” diyerek bu güzel günleri heder ediyoruz. Ülkemiz ciddi bir deprem felâketi geçirdi. Yaralarımız hâlâ sarılmış değil. Evet ‘fıtra’ ve ‘zekât’larımızı verdik. Ancak bu yeterli midir? Bunca fakir ve yardıma muhtaç vatandaşımız varken biz farkında olmamış gibi davranarak ‘yardımlaş’ma boyutunu inkâr edemeyiz. Etsek bile şuuraltımızdaki bu düşünce bizi bayram ve tatil boyu kemirip duracaktır. Zevk, sefa, eğlence ve dinlenme her zaman gerekli olmayabilir. Bazen fakir ve düşkünleri sevindirmenin neşesi her türlü eğlencenin üzerinde neşe ve sürûr verir. Umarız ‘tatil’ ihtiyacı kadar manevi ihtiyaçlar da düşünülerek hareket edilir. Bu sadece mübarek dinimizin değil, aynı zamanda töremiz ve anayasamızın da bir gereğidir. Biz “kederde ve kıvançta” ortaklıkta yarışalım!...
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT