BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Nimetlere şükür edilmezse...

Nimetlere şükür edilmezse...

Allahü teâlâ, şükretmekle nimetlerini artıracağını, şükrü terk edenlerin ellerinden ni'metlerini alacağını, şiddetli azâb edeceğini bildirmektedir.



İyilik edene, mal ile, hizmet ile karşılığı yapılır. Bunu yapamayan, hamd ve sena, teşekkür ve duâ eder. Karşılık yapmayanın başına kakılır. Kötülenir. İncitilir. Çünkü, iyiliğe karşı, iyilik yapmak, insanlık vazîfesidir. Böyle olunca, her iyiliği yapan, en büyük iyilik olarak, yok iken var eden, en güzel şekli veren, lüzûmlu uzuvları, kuvvetleri ihsan eden, her birini bir ahenk ile işleterek sıhhat veren, akıl ve zekâ bahşeden, çoluk çocuk, ev, ihtiyaç eşyası, gıda, içecek, elbiselerimizi yaratan yüce bir sahibe, bu nimetleri sebepsiz, karşılıksız ihsan eden ve her an yok olmaktan, düşmandan, hastalıktan muhafaza eden ve bize hiç ihtiyâcı olmayan, sonsuz kuvvet, kudret sahibi olan, Allahü teâlâya şükür etmemek, kulluk hakkını ödememek en büyük kabahat olmaz mı? Hele, O'na ve ni'metlerin O'ndan geldiğine inanmamak veya bunları başkasından bilmek en büyük zulüm, en çirkin yüz karası olur. Bir kimseye her ihtiyacı verilse, her ay yetecek para, gıda hediye olunsa, bu kimse, o ihsan sahibini her yerde herkese nasıl över. Gece gündüz onun sevgisini, teveccühünü, onun kalbini kazanmağa uğraşmaz mı? Onu dertlerden, sıkıntılardan muhafaza etmeğe çalışmaz mı? Ona hizmet edebilmek için, kendini tehlikelere atmaz mı? Bunları yapmasa, o ihsân sâhibine hiç kıymet vermese, herkes onu ayıplamaz mı? Hatta, insanlık vazîfesini yapmıyor diye cezalandırılmaz mı? Şükretmeyene şiddetli azâb İyilik eden bir insanın hakkına böyle riayet ediliyor da, her nimetin, her iyiliğin hakîkî sâhibi olan, hepsini yaratan, gönderen, Allahü teâlâya şükür etmek, Onun beğendiği, istediği şeyleri yapmak, niçin lâzım olmasın? Elbette, en çok O'na şükretmek, en çok O'na itâat etmek, ibâdet etmek lâzımdır. Çünkü, O'nun ni'metleri yanında başkalarının iyilikleri, deniz yanında damla kadar bile değildir. Hattâ, diğerlerinden gelen iyilikleri de, yine O göndermektedir. Bunun için şükretmeyi ihmal etmemeliyiz. İhmal edersek yine biz zararlı çıkarız. Çünkü, Allahü teâlâ, şükretmekle nimetlerini artıracağını, şükrü terk edenlerin ellerinden ni'metlerini alacağını, şiddetli azâb edeceğini bildirmektedir. Allahü teâlâ İbrâhim sûresi yedinci âyetinde buyuruyor ki: (Şükrederseniz, elbette size ni'metimi arttırırım. Eğer nankörlük ederseniz, haberiniz olsun, gerçekten azâbım çok şiddetlidir.) Cenab-ı Hakk'a şükür nasıl yapılacak? Allahü teâlâya şükretmek, O'nun dînini kabûl etmek ve dîninin ahkâmını yapmak demektir. İslâm âlimleri, şükrü çeşitli şekillerde târif etmişlerdir. Bunlardan bazıları şöyledir: "Şükür, verdiği nimetle Hak teâlâya âsî olmamaktır." "Şükür, nimeti Allahü teâlâdan bilmektir." "Şükür, kendini şükürden âciz görmektir." "Şükür, nimeti emre uygun kullanmak ve Allahü teâlâya itâat etmektir." "Şükür, ni'meti açıkça söylemek ve Allahü teâlânın nimetlerini dile getirmektir." Mûsâ aleyhisselâm, Allahü teâlâya suâl etti: - Yâ Rabbî! İnsanlara el, ayak, göz, kulak ve bunlara benzer bir çok nimetler verdin. Bu nimetlerin şükrünü nasıl îfâ edebilirler? Allahü teâlâ buyurdu ki: - Yâ Mûsâ! Bir kimse kendine verdiğim nimeti benden bilip, kendinden bilmezse, nimetlerimin şükrünü edâ etmiş olur. Bir kulum rızkını kendi çalışması ile bilip, benden bilmez ise, nimetin şükrünü edâ etmemiş olur. Mûsâ aleyhisselâm bunları işitince hemen şükür secdesi yaptı. Allahü teâlâ; hadîs-i kudsîde buyurdu ki: "İnsanları ve cinnileri ben yarattım. Onlar ise benden başkasına ibâdet ediyor, tapıyorlar. Rızıklarını ben veriyorum, başkasına şükrediyorlar." Bütün ibadetleri kendinde toplar Şükür bütün ibâdetleri ve bütün güzel huyları içine almaktadır. Hamdü senâda bulunmak, kelime-i tevhîd söylemek, Kur'ân-ı kerîm okumak gibi hususlar dilin şükrüdür. Doğru i'tikâd, ma'rifet, ilim, düzgün niyyet, yaratılanları tefekkür gibi hususlar da kalbin şükrüdür. Harama bakmamak ve baktığı her şeyden ibret almak gibi hususlar ise gözün şükrüdür. Harâm ve tıka basa yememek, helâlinden yemek gibi şeyler de midenin şükrüdür. Diğer uzuvlar da bunlara benzetilebilir. Asıl şükür, şükürden âciz olduğunu itiraf etmektir. Çünkü Allahın nimetleri sayılamayacak kadar çoktur. Bu bakımdan nimete şükretmek kolay değildir. O halde şükretmek büyük nimet olmaktadır. Şükretme nimetine de şükretmek lâzımdır. Şükretmek çok yüksek derecedir. Şükür nimetine kavuşanlar pek azdır. Nitekim Allahü teâlâ, (Kullarımdan şükredenler azdır) buyuruyor.
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT