BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > ‘Ciddi reformlara ihtiyacımız var’

‘Ciddi reformlara ihtiyacımız var’

Dönmezer "Hiç kimsenin farkına varmadığı bir husus var. Bugün Türkiye'de 1926 yılında yapılan kadar geniş bir hukuk reformu yapılıyor. Kimse farkında değil" şeklinde konuştu.



Türkiye'nin ciddi reformlara ihtiyacı var. Türkiye gibi büyüyen toplumlar zaman zaman elbette ki reform ihtiyacı hisseder. Onu da vakit geçirmeden yerine getirmek çok uygun olur. Türkiye'nin mesela bir hukuk reformuna ihtiyacı olduğu, bir adalet sisteminin yeniden ele alınarak, işler hale getirilmesi ihtiyacıyla karşı karşıya olunduğu hususunda Türkiye'nin her insanında mutabakat var. Bizzat onu idare edenlerin de var. Ama hiç kimsenin farkına varmadığı bir husus var. Bugün Türkiye'de 1926 yılında yapılan kadar geniş bir hukuk reformu yapılıyor. Kimse farkında değil. Adalet Bakanı iyi çalışıyor Bugünkü Adalet Bakanı çok iyi çalışıyor. Türkiye'de çok iyi çalışmalar yapılıyor. Şimdi Adalet Bakanlığı'nın liderliğinde yapılan çalışmalar var. Ceza kanunu bütünüyle değiştiriliyor. Yeni bir ceza kanunu yapılıyor. Medeni kanun baştan başa değiştirilip, yeniden gözden geçirildi. Meclise sevk olundu. Bu muazzam bir reform. Atatürk'ün 1926'da yaptığı gibi bir muazzam reform ki kimse farkında değil. Türkiye'de muazzam işler yapılıyor. Ama ne yazık ki basit ve sun'i gündemlerle bu hususların hiçbiri ortaya çıkarılmıyor. Anayasalar değiştirilebilir Anayasalar ihtiyaçlar karşısında elbette değiştirilir. Bunlar insan yapısı. İhtiyaçlar kendisini gösterdikçe anayasaları değiştirmek lazım. Aslında Türkiye gibi muazzam hareket içindeki bir toplumda elbette ki anayasalar değiştirilecek. Ama bu anayasanın gayri meşru olduğu hususundaki kanaate katiyyen katılmıyorum. Bu anayasa halkın oyuna arz edilmiş, %92 kabul oyu almış. Bakın 1961 Anayasası halk oyuna arz edildiği zaman, halkın %42'si hayır demişti. Biliyor musunuz bunu? Yani %59-60 oyla kabul edildi. O zaman tartışma mı yapılıyordu? Sivil anayasa olur mu? Gerek 61 gerek 82 anayasasını, esasında Türkiye'nin aklı başında olan hukuk adamları bir araya gelerek hazırladı. Ha sonra askerler gerekli değişikliği yaptılar. Ne kadar yaptılar. Çok fazla değil, elbetteki bir kurucu meclisin bir anayasa meydana getirmesi daha iyi olur. Onda hiç şüphem yok. Ama bak o zaman ne yapacaksın? O zaman TBMM'yi fesh edeceksin. Ondan sonra "Bir kurucu meclis kuruyoruz" diyeceksin. O meclis anayasayı yapacak. Ondan sonra o meclisin yaptığı o anayasanın hükümleri gereğince yeni bir seçim yapılacak. Ama dünyada bunun bir emsali yok. Şimdiki aklım olsaydı Geri dönüp, yirmi yaşıma gelsem, yine bu mesleği seçerdim. Bu meslek bizi zengin etmedi. Ama rahat yaşıyoruz. Buna mukabil elli bini aşan öğrencim oldu. Bunların hürmetiyle, saygısıyla sevgisiyle muhatabım. Öğrencilerim anayasa mahkemesi başkanı oldu. Bakan oldu, başbakan oldu... Bütün bunlar bir faninin ulaşabileceği en büyük bahtiyarlıktır. Halk gibi yaşarım Halk gibi yaşamayı çok seviyorum. Benim otomobilim de var. Şoförüm de var. Ama ben otobüse binerim sık sık. Ve hoşuma gider. Ve böyle yaşlı olmamız dolayısıyla belediyenin çıkardığı yaşlılık kartı var. O kartla otobüse binmekten, halkın arasında yaşamaktan fevkalade hoşlanırım. Kitaplarımı çocuklarım gibi severim. Her yeni basıldığında tekrar tekrar kontrol ederim. Hiçbir hizmeti reddetmem. Bende ret diye birşey yok. Topluma bir faydası olacaksa kabul eder, vazife telakki ederim. ‘Kendim için af çıkarmıştım’ Af kelimesi çok ilginçtir. Bir kere ağzınızdan çıktı mı artık önünü alamazsınız. Ben de size hatıra olarak biraz acı olmakla birlikte kendim için nasıl bir af çıkarmak durumunda kaldığımı anlatayım. O zamanlar 28 Nisan olayları vardı. 1960'tan önce... O olaylarda, üniversitede talebe ile polis arasında bir çatışma çıkmıştı. İlk defa oluyordu böyle çatışma... Ben dekan vekili olarak olaya müdahale etmiştim. Silah sesleri falan filan oldu. Rektör vekili sıfatıyla hemen bahçeye çıktım. Gençleri içeri almaya, polisleri sükunete getirmeye çalıştım. Neler oldu neler oldu. Olaylar bitti. Aradan bir süre geçtikten sonra bizi Davutpaşa Kışlasında sıkıyönetim mahkemesine çıkarttılar. -Nedir sebep? -Sanki öğrencileri ben teşvik ediyormuşum gibi, sıkıyönetim mahkemesinde müdafaamı aldılar. Hiç unutamıyorum. Adam Allah'tan beni tevkif etmeye falan teşebbüs etmedi. İfademi alan bir bahriye binbaşısı imiş. Hukukçuydu. Benim talebem değilmiş Ankara mezunuymuş. Ama beni tanıyormuş. Ondan sonra eve döndük geldik. Aradan zaman geçti. 27 Mayıs ihtilali oldu. Beni Ankara'ya, af kanunu hazırlamak için çağırdılar. Tabii biz af kanununa kendimizi içeren maddeyi de koymuştuk.
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 108153
    % -0.82
  • 3.8325
    % -0.13
  • 4.5073
    % 0.05
  • 5.1169
    % -0.13
  • 153.903
    % 0.01
 
 
 
 
 
KAPAT