BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > 2025 yılı gençleri

2025 yılı gençleri

Biz 2001 yılı hesapları yaparken uluslararası düzeyde güçlü olan ve etkisini gelecek yüzyılda da sürdürmeyi amaçlayan ülkeler 2025 hatta 2050'nin şartlarını göz önüne almakta, gençlerini yeni şartlara göre eğitmeyi hedeflemektedirler.



Biz 2001 yılı hesapları yaparken uluslararası düzeyde güçlü olan ve etkisini gelecek yüzyılda da sürdürmeyi amaçlayan ülkeler 2025 hatta 2050'nin şartlarını göz önüne almakta, gençlerini yeni şartlara göre eğitmeyi hedeflemektedirler. Bu doğrultuda yapılan bilimsel araştırmalar Amerika'nın, Avrupa Birliğinin, Japonya'nın, Çin'in hatta Hindistan'ın ne denli ciddi projeler ürettiklerini kanıtlamaktadır. Batıdaki yetkililer gençlerin toplam nüfus içindeki sosyo ekonomik, siyasal ve kültürel özelliklerini ele almakta, çeyrek yüzyıl sonra ortaya çıkabilecek değişiklikleri çeşitli senaryolar halinde ortaya koymaktadırlar. Ulusal düzeyde oluşturulan komisyonlar üniversitelerin, devlet organlarının, gönüllü kuruluşların ve özel sektör temsilcilerinin yardımıyla gençlere yönelik stratejiler belirlemektedirler. Durum sanayileşmiş ülkeler tarafından çok yönlü değerlendirilirken, geri kalmış ülkeler birçok konuda olduğu gibi bu alana da gereken önemi vermemekte, yarışta doğal olarak geri kalmaktadırlar. Birleşmiş Milletler istatistiklerine göre dünyadaki 6 milyar insanın yaklaşık 5 milyarı gelişmekte olan ya da yarı sanayileşmiş ülkelerde yaşamaktadır. Sözü edilen rakamın 2 milyarını ise 20 yaşın altındaki gençler grubu oluşturmaktadır. Yine rakamlar birçok acı gerçeği yansıtmaktadır. 500 milyon genç her türlü eğitim imkanından mahrum yaşamakta, günlük 1 Doların altındaki gelirle yetinmek zorunda kalmaktadır. İşin garibi 21. yüzyıldaki barışa, ekonomik ve sosyal kalkınmaya yön verecek 12-19 yaş grubuyla yakından ilgilenecek uluslararası bir kuruluşun bulunmayışıdır. Akla ilk gelen Birleşmiş Milletler örgütlerinden UNICEF çocuk sorunlarına ağırlık verirken, UNESCO yetişkinler dahil her türlü eğitim konusuna el atmaya çalışmakta, böylece toplumların dinamik gücüne yön vermekten uzak kalmaktadır. Az gelişmiş ülkelerdeki gençlerin belki de en önemli sorunlarından biri, eldeki kıt kaynaklarla Batı taklidi bir yaşam sürdürmeye çalışmalarıdır. Medya, televizyon ve yeni iletişim kaynaklarının etkisiyle moda olan akımlar onları daha fazla etki altına almakta hayal dünyalarını süslemektedir. Buna karşılık gelişmiş ülkelerde gençlere verilen büyük önem sonucu iş dünyası ve kamu kuruluşları adeta yeniden yapılanmaktadır. Bundan 25 yıl önce Amerika'daki gençlerin %40'ı üniversiteye gitme şansına sahip iken bu oran 2000 yılında %70'e tırmanmıştır. Yeni teknolojilerin kullanımı ekonomik ve finansal yapıya da yeni boyutlar kazandırmış ve toplumsal özellikleri değişikliğe uğratmıştır. 12-15 yaş grubu internet yoluyla borsayı, tahvil piyasalarını, faiz politikalarını çok yakından takip ederek aile reislerine önerilerde bulunmakta hatta kendi harçlıklarını bu doğrultuda değerlendirmektedirler. 12-18 yaş grubunun Amerika'da 200 milyar dolarlık harcama yaptığı, bu rakam içinde elektronik ticaret oranının hızla arttığı ifade edilmektedir. Yapılan araştırmalar üniversitelerden mezun olan gençlerin üçte birinin başka şirketlerde çalışmaktansa kendi işini kurmayı ön plana aldığını kanıtlamaktadır. Son İstatistikler birçok ilginç gerçeği de yansıtmaktadır. 1000 büyük şirketteki üst düzey yetkililerin yarıdan fazlası artık 40 yaşın altındadır. Geriye kalanlar da fiziksel gençliğe büyük önem vermekte, kendilerini birkaç yaş küçük gösterebilmek için göz ve yüz cerrahisindeki lazer tedavilerine, estetik operasyonlara milyonlarca dolar harcamaktan çekinmemektedir. Türkiye'de kim ne derse desin gençler iş dünyasındaki başarılarıyla kendilerini kanıtlamakta adeta politikacılarımıza örnek olmaktadırlar. Teknolojik yeniliklere dört elle sarılan gençlerimiz sanayileşmekte olan diğer ülkelere oranla çok büyük hamleler gerçekleştirmekte, software programlarıyla ülkemize döviz kazandırmaktadırlar. 2000 yılındaki tüm durgunluklara, finansal ve ekonomik problemlere karşın iletişim sektöründe adeta bir patlama yaşanmış beşyüzbini aşkın bilgisayar devreye girmiştir. Böylece Türk toplumunun yaklaşık %5'i internet imkanlarından yararlanarak dış dünyaya açılma, elektronik ticaretten yararlanma imkanı elde etmiştir. Başka bir deyimle Türk gençleri yeni çağa yeni teknolojilere kendi imkanlarıyla hazırlanmaktadır. Daha başarılı sonuçlar alabilmek için devlete düşen görev birçok Batı ülkesinde ve özellikle Japonya'da olduğu gibi ülkemizde de konu ile ilgilenen tüm kurum ve kuruluşları bir araya getirerek, günü birlik politikalar yerine gelecek 25 yılın stratejisini çizmektir. Şimdiden gerekli önlemler alınmazsa bizim gençler ne yaparsa yapsın Batıdaki rakiplerinin gerisinde kalacaktır. Böylesine olumsuz koşullarla karşılaşmamak için başarılı deneyimlerden yararlanmalı, ulusal bir komisyon oluşturacak çalışmalara şimdiden başlanmalıdır. Sayın okuyucularımın bayramını ve yeni yılını kutlar saygılar sunarım...
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT