BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Suçlu kim olacak?

Suçlu kim olacak?

Şartlı salıverilme kapsamına girmeyen ve kendilerini af mağduru gören bir kısım hükümlü, avukatları aracılığı ile yerel mahkemelere başvurarak, meseleyi Anayasa Mahkemesi'ne götürerek, kısmi affı genel affa dönüştürme gayretinde.



Şartlı salıverilme kapsamına girmeyen ve kendilerini af mağduru gören bir kısım hükümlü, avukatları aracılığı ile yerel mahkemelere başvurarak, meseleyi Anayasa Mahkemesi'ne götürerek, kısmi affı genel affa dönüştürme gayretinde. Bu tür taleplerin, çok kısa bir süre içerisinde yüzlerce, hatta binlerce olması işten bile değil. Peki; nereye varacak bu işin sonu? Doğrusu bunu, herkes gibi biz de çok merak ediyoruz. Merak ediyoruz çünkü; şartlı salıverilme (kısmi af) şekliyle bile toplum vicdanını son derece rahatsız eden bu konu, şu veya bu sebeple genişleyip genel affa dönüşürse, seyreyleyin siz gümbürtüyü! Ve, toplum vicdanının nasıl kanadığını görün! Anayasa Mahkemesi'nin eski bir üyesi olan sayın Cumhurbaşkanı, kendisine sunulan 'şartlı salıverilme' kanununu hukuka, adalete ve kamu vicdanına aykırı bularak ve bununla ilgili olarak da beş sayfalık hukuki gerekçe yazarak Meclis'e geri göndermişti. Bilindiği gibi Meclis, kanunun virgülüne dokunmadan aynen benimsedi ve Cumhurbaşkanı'nın elini kolunu bağladı! Anayasa gereği, Cumhurbaşkanı'nın ikinci kez, aynen gelen kanunu onaylamama yetkisi yok. Sadece, onaylayıp; iptali için Anayasa Mahkemesi'ne başvurabilirdi, bunu yapmadı. O takdirde de, ülkede apayrı bir kaos yaşanacaktı. Şöyle ki: İmza ile birlikte, tahliyeler süratle başlayacak; Anayasa Mahkemesi'nin verebileceği aleyhte bir karar bile, işi tam bir kaosa döndürecekti! Devlet erkleri, ister istemez yara alacaktı. Zira, birinin ak dediğine bir diğeri kara diyecek ve tahliye olan 35 bin kişinin sevinçleri kursaklarında kalacaktı. Bu rakamı en az dörtle çarpıp, onların aile çevrelerini de düşünürseniz, konunun vahameti daha iyi anlaşılır. Bazılarının tahmin ettiği gibi, belki de Cumhurbaşkanı, Anayasa Mahkemesi'nin kanunun kapsamını genişletmesinden korktu! Önümüzde 1974 ve 1991 senelerine ait aflar var. Bunlardaki tecrübeler, maalesef acı. Yani, eşitlik ilkesine aykırılığından affın genele şamil kılınması söz konusu! 1974 affının kahramanı sayın Ecevit, 'Kamu vicdanının affedeceği suçlar, affetmeyeceği suçlar var. Suçlar, nevileri itibariyle aynı olmadığına göre, bir kısmının affedilip, bir kısmının affedilmemesi gerektiğini sayın Anayasa Mahkemesi üyeleri dikkate alacaktır!' diyor. Ya almazlarsa? Nitekim, 1974'te ve 1991'de almadı ve bu almayışı hukukun ve dolayısıyla Anayasa'nın gereği bildi! Af gibi, toplumu derinden ilgilendiren konular, mutlaka millete sorularak halledilmelidir. Aksi halde, millet bunun hesabını mutlaka sorar; soracaktır da!
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT