BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Ali Râmitenî "kuddise sirruh" -3-

Ali Râmitenî "kuddise sirruh" -3-

Bir gün bu evliyanın geldi ki kalplerine, "Göç edip yerleşeyim Hârezm vilayetine." Sonra yakınlarıyla bu beldeye geldiler, Kenar bir mahallede oturmak istediler.



Fakir bir dokumacı... Bir gün bu evliyanın geldi ki kalplerine, "Göç edip yerleşeyim Hârezm vilayetine." Sonra yakınlarıyla bu beldeye geldiler, Kenar bir mahallede oturmak istediler. Hârezm sultanına da iki talebesini, Gönderip tembih etti şöyle demelerini: (Fakir bir dokumacı gelmiştir şehrinize, İkamet etmek için, muhtaçtır izninize.) Yine tembih etti ki; (Verirse eğer izin, Mühürlü bir vesika isteyin bunun için.) Onlar "Peki" diyerek, hükümdara gittiler, Huzuruna çıkarak bu şeyi arzettiler. Sultan dahi kırmayıp, bu iki talebeyi, Verdi istedikleri o "Mühürlü belge"yi. Alıp hocalarına getirdiler o saat, O da alıp cebinde, sakladı onu bizzat. O günden itibaren, gidip pazar yerine, Bir iki işçi alıp, götürürdü evine. Derdi ki; (Ne kadardır sizin bir yevmiyeniz, Biraz sohbet dinleyin, bugün de isterseniz. Ücretleriniz benden, sohbete gelin bize, Alın ikindi vakti, ücretiniz ne ise.) Bu teklif; işçilere cazip geldi be gayet, Zira ücret hazırdı, çekmeden hem de zahmet. Lâkin eve gidenler, o sohbetin tadından, Hiç istemiyorlardı ayrılsınlar yanından. Günden güne artardı cemaati haliyle, Dolup dolup taşardı hanesi insan ile. Bazıları sultana verdiler bu haberi, Dediler; (Şehrimize geldi ki hoca biri. İnsanlar can atarlar gitmek için o zata, Ve ona hizmet için, yarışırlar adeta. Bu gidişle insanlar, öyle gelir ki bize, Onu sultan seçerler, Hârezm'de yerinize. Şimdiden çaresine bakmazsanız siz fakat, Yakında gidebilir elinizden saltanat.) Bir telâşa kapıldı duyunca bunu sultan, "Şehri terk etsin" diye, imzaladı bir ferman. O dahi "İlk ferman"ı gösterip gelenlere, Buyurdu ki; (Bunu da, o vermişti bizlere. İnkâr ediyor ise sultan bu imzasını, Biz hemen terk ederiz acilen burasını.) Onun bu cevabını sultana iletince, "Bu nasıl kimse?" diye merak etti iyice. Sohbetini dinlemek gayesiyle o dahi, Geldi bu evliyanın evine bizatihi. Sohbetini dinleyip, oldu hayran ve meftun, Talebesi içine katıldı o da onun.
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT