BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Yok olan 'Yarımada'

Yok olan 'Yarımada'

Eminönü'nden başlayıp, Topkapı Surları'na kadar olan bölgenin -yani Tarihi Yarımada'nın- korunması ile ilgili bu sayfada, özellikle 1993 yılında, uzun soluklu yazılar kaleme almıştım.



Eminönü'nden başlayıp, Topkapı Surları'na kadar olan bölgenin -yani Tarihi Yarımada'nın- korunması ile ilgili bu sayfada, özellikle 1993 yılında, uzun soluklu yazılar kaleme almıştım. Fakat geçen yedi yıl içerisinde bir arpa boyu bile yol gidemediğimizi, birkaç gün önce bir gazetenin İstanbul ilavesinde yayımlanan "Yarımadayı kurtaralım" başlıklı araştırma yazısındaki yeni bilgilerle öğrendim. Beyoğlu ile birlikte, tarihi dokusu giderek tükenen Eminönü ve Fatih'e derhal bir "acil eylem planı" uygulanması gerekiyor. Roma, Bizans, Osmanlı ve Cumhuriyet dönemlerinin en önemli eserlerine ev sahipliği yapmış ve bu dörtlü medeniyetin izlerinin her köşesinde hissedildiği Tarihi Yarımada, "dünya mirası" olma özelliğini kaybederken, ilçe belediye başkanlarının, yetkisizlik sebebiyle ellerini bağlamak anlaşılır gibi değil. Sivil inisiyatifin de iflas ettiği ülkemizde, bu duyarsızlıktan adını saydığımız mekanlar da payını alıyor. Prost'tan günümüze Fransız şehir planlamacısı Henri Prost'un, daha 1938'li yıllarda İstanbul için öngördüğü projeye bakıldığında durumun ne kadar acı olduğu görülür. Prost'a göre, Tarihi Yarımada'ya deniz seviyesinden 40 metre kadar olan yükseklikte 3 kattan fazla bina yapılmaması gerekiyordu. Ama bugün, raylı sisteme geçildiği halde motorlu taşıt trafiğine engel olamayan, eski medeniyetlerden kalma sokakları birer birer otellere satılan Tarihi Yarımada, can çekişir durumda. Suriçi bölgesiyle 2 bin 600 yıllık bir geçmişe sahip olan İstanbul, son yıllarda hızla artan çarpık yapılaşma, plansız yıkımlar ve modernleşme adına uygulamaya konulan ucube projelerle, ürkütücü bir manzara almaya başladı. 1990 yılında, Nurettin Sözen'in belediye başkanlığı döneminde çıkarılan ve hâlâ nasıl uygulandığı belli olmayan "Tarihi Yarımada Koruma Nazım Planı" hakkında İstanbul Mimarlar Odası kadar kamuoyunun da bilgilendirilmesi gerekiyor. Şehri koruyalım Büyük-küçük birçok yangın ve iki büyük deprem (1894, 1999) geçiren Tarihi Yarımada'nın, özellikle son deprem sonrasında ne durumda olduğunun açıklanması; örneğin Beyazıt Devlet Kütüphanesi, Topkapı Surları, Fatih Millet Kütüphanesi vb. eserlerin ne durumda olduğu konusunda bilgi verilmesi; Beşiktaş'ı Samatya'ya bağlaması düşünülen BESAM Projesi'nin hangi aşamada olduğunun izah edilmesi gerekiyor. İstanbul, göz göre göre elden gidiyor. Tarihin yoğunlaştığı ve İstanbul'a kimliğini kazandıran Tarihi Yarımada bu yokoluşun en hızlı yaşandığı yer... Elbirliğiyle, her gün bir yerleri kopartılan bu şehri korumayı, birinci derecede vatandaşlık görevi olarak kabul etmeliyiz... YORDAM "Düşünce" hastalığı, tıbbî hastalıklardan farklıdır; akıl hastalığı falan da değildir. Bu ayrımı yapmadan doğru sonuçlar çıkarmak mümkün değildir. Her şeyi bırakalım, önce "insan" kimliği üzerinde anlaşalım. İnsanlıkla bağdaşmayan şey hiçbir meşru değer ile bağdaşmaz... Ahmet Selim DERGİ 'Kum Yazıları' devam ediyor Selçuk Küpçük'ün, Ordu'da mütevazı bir çalışma olarak başlattığı, Türkiye'nin en uzun soluklu ilk fotokopi dergisi "Kum Yazıları", sessiz-sedasız beşinci sayıya ulaştı. Elime her ay yüze yakın dergi geçiyor. Anadolu'nun bir çok köşesinde kişisel gayretler veya küçük grupların desteğiyle çıkan dergileri de sayarsak bu sayı daha da artar. Fakat bu dergilerin çoğunun "içerik sorunu" olduğunu söylemeliyim. Ne anlattıkları, niye anlattıkları ve kime anlattıkları belli olmayan bir yığın bilgiyle, şiir adına "özgünlük" iddiası taşıyan nazım parçacıkları kaplıyor dergi sayfalarını. Kudretleri kendinden menkul arkadaşlarımızın iyi niyetini anlıyorum. Sözü olan herkesin mutlaka dillenmesi gerektiğini savunuyorum ama özellikle muhteva derinliğine bir çözüm bulmaları gerektiğini düşünüyorum. Şiir-yazı "Kum Yazıları", ilk sayısından itibaren, bu meseleyi aşmış görünüyor. Çocuk merkezli çalışmaların yayınlandığı derginin yeni sayısında da önemli bir yazı dikkat çekiyor. Muammer Yavaş'ın, "Edebiyatın Çocuk Kardeşi" başlıklı çalışmasının dördüncü bölümü "Diğerlerinin Arasında 'Diğeri' Masum Şiir Gökhan Akçiçek" başlığıyla sunuluyor. Akçiçek'in şiirini anlatmayı hedefleyen yazı mutlaka okunmalı. Bünyamin Atıcı'nın "Toprak Yazıları", Selçuk K.'nın "Bir Daha Bu Kente Dönmeyecek Çocuğun Öyküsü", Kamil Büyüker'in "Hüzün, Hüzzam ve Hasret" yazılarının yanısıra Mustafa Ruhi Şirin, Mustafa Akar, Hüseyin Burak Us, İbrahim Yolalan, Mustafa Uçurum, Mehmet Şamil Baş, Hüseyin Kaya, Gökhan Akçiçek ve bendenizin de birer şiiri yer alıyor "Kum Yazıları"nda... (P.K. 6, Ordu) Yarımada 7 tepe ¥ İstanbul'a "7 Tepeli Şehir" ismini kazandıran 7 tepenin birincisi, antik kentin de üzerinde kurulduğu Sarayburnu'ndan içeri uzanan, üzerinde Ayasofya, Sultanahmet Camii ve Topkapı Sarayı'nın bulunduğu alanı kapsıyor. ¥ İkinci tepe, üzerinde Nuruosmaniye Külliyesi ile Çemberlitaş'ın da yer aldığı meydandır. ¥ Üçüncü tepenin üzerinde, şimdi İstanbul Üniversitesi merkez binası olarak kullanılan eski Harbiye Nezareti bulunuyor. Güneyde Beyazıt Camii, kuzeyde Süleymaniye Külliyesi üçüncü tepeyi tamamlıyor. ¥ Dördüncü tepe, Fatih Külliyesi, Lykos Deresi vadisi ve Aksaray'a inen, kuzeyde dik yamaçlarla Haliç'e inen alandır. ¥ Beşinci tepede, Sultan Selim Külliyesi yer alıyor. Tepenin Haliç'e ve Fener'e doğru bir eğimi bulunuyor. ¥ Altıncı tepe, Edirnekapı Ayvansaray mahallelerinin üzerinde kurulu olduğu yerdir. Batı surlarını taşıyan alan olarak da bilinen bu tepe, Kariye Camii çevresinde yumuşak eğimli, Kesmekaya'da ise dikleşiyor. ¥ Yedinci tepe ise, Aksaray seltinden surlara ve Marmara sahiline kadar uzanan bölgeden oluşuyor. Üç yükseltisi olan tepe, Topkapı, Aksaray ve Yedikule üçgeninin köşelerini oluşturuyor. Hababam Sınıfı yeniden Yazar Rıfat Ilgaz'ın eserinden sinemaya uyarlanan ve ilk olarak 25 yıl önce çekilen filmin anısına, set olarak kullanılan Adile Sultan Kasrı Öğretmenevi ve Kültür Merkezi'nde ''Hababam Sınıfı'' oluşturuldu. Sinemaya 4 kez uyarlanan filmde ''İnek Şaban'' tiplemesiyle öne çıkan Kemal Sunal'ın kalp krizi sonucu ölümüyle gündeme gelen ''Hababam Sınıfı''nın yaşatılması önerisi, İstanbul İl Milli Eğitim Müdürlüğü tarafından hayata geçirildi. Filmin çekimlerinin yapıldığı Koşuyolu'ndaki Adile Sultan Kasrı Öğretmenevi ve Kültür Merkezi'nde, film ile Sunal'ın anısına düzenlenen ''Hababam Sınıfı'', bazı eksikliklerin tamamlanmasının ardından yeni yılda açılacak. Sınıfta, filmde öğrencilerin korkulu rüyası olan Tarih Öğretmeni ve Müdür Yardımcısı ''Kel Mahmut'' Münir Özkul'un orijinal boydaki karton posteri ve ''Güdük Necmi''yi bir sobanın içinde arkadaşlarına kopya verirken yakaladığı sahne de canlandırılıyor. Tarihî zenginlik Uygarlıkların beşiği Anadolu'da, kazdıkça ''tarih'' fışkırıyor... Tarih boyunca Asurlar'dan Hititler'e, Frigyalılar'dan Lidyalılar'a, Urartular'dan Selçuklular'a, Bizans'tan Osmanlılar'a kadar birçok uygarlık ve kültüre beşiklik etmiş Anadolu topraklarındaki tarihi eserler, tek tek gün ışığına çıkarılıyor. Anadolu topraklarında, Kültür Bakanlığı ile üniversitelerin sürdürdüğü 48 arkeolojik kazının yanı sıra yabancı uzmanlar da 33 kazıyla tarihe ışık tutmaya çalışıyor. Kültür Bakanlığı'ndan edinilen bilgiye göre, Türkiye'deki arkeolojik ve etnografik kazılardan 13'ü Ankara Üniversitesi (AÜ) Dil ve Tarih Coğrafya Fakültesi ekipleri tarafından sürdürülürken, Kültür Bakanlığı 10, İstanbul Üniversitesi (İÜ) 9, Hacettepe Üniversitesi (HÜ) ve Ege Üniversitesi (EÜ) 4'er, Selçuk Üniversitesi 3, Akdeniz Üniversitesi 2, Dokuz Eylül Üniversitesi, Mersin Üniversitesi ve Bilkent Üniversitesi birer kazı çalışması yapıyor.
 
 
 
 
 
 
 
KAPAT