BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > İhtiyata riayet etmek

İhtiyata riayet etmek

Hz. Ali, öldükten sonra dirilmeye inanmayan bir ateiste "Biz müslümanlar inanıyoruz. Senin dediğin gibi tekrar dirilmek olmasaydı, bizim hiç zararımız olmazdı.



Hz. Ali, öldükten sonra dirilmeye inanmayan bir ateiste "Biz müslümanlar inanıyoruz. Senin dediğin gibi tekrar dirilmek olmasaydı, bizim hiç zararımız olmazdı. Bizim inancımız doğru olunca, ya ahiret varsa, sen sonsuz olarak ateşte yanacaksın" diyor. İnanmayan bir kimse ölünce, kendi inancına göre, yok olacak. Müslümana göre ise, cehennemde sonsuz azap görecektir. İnanan, bir kimse ölünce, inanmayana göre, yok olacak. İnanan kimse ölünce, kendi inancına göre, sonsuz zevkler, nimetler içinde yaşayacaktır. Aklı, bilgisi olan bir insan, bu ikisinden elbette, ikincisini seçer. Sonsuz azapta kalmak, bir ihtimal bile olsa, bunu hangi akıl kabul eder? Halbuki, ahiret hayatı, bir ihtimal değil, meydanda olan bir gerçektir. O halde, aklı, ilmi olanın, Allahın varlığına ve ahirete inanması gerekir. İnanmamak, ahmaklık, cahillik olur. Bir ihtimal bile olsa, Allahın varlığına inanmamak ahmaklık olduğu gibi, ibadetlerde de ihtiyata riayet etmemek ahmaklık olur. Birkaç örnek verelim. Biz, sahih delillerle diyoruz ki, Hanefi mezhebinde ağzın içini gusülde yıkamak farzdır. İğne ucu kadar kuru yer kalsa gusül sahih olmaz. Bunun için diş dolgusu olanların, gusülde ağzın içini yıkamak farz değil diyen Maliki veya Şafii mezhebini taklit etmeleri, yani uymaları gerekir. Bizim naklettiğimiz yanlış bile olsa, bize hiçbir zararı olmaz, üstelik, hak olan başka bir mezhebin şartlarına da uyduğumuz için sevap kazanırız. Zaten her müslüman, kendi mezhebinin şartlarına uyar, diğer mezhebin şartlarına da uymaya çalışırsa, zarar etmez, aksine kârı olur. Ya Hanefi mezhebinden naklettiğimiz husus doğru ise, inanmayanlar bir ömür boyu cünüp gezer. Biz, fıkıh kitaplarından nakil yaparak, zekat, ya ticareti yapılan maldan veya değeri altın olarak verilir. Başka mal veya kâğıt para verilmez. Bizim naklettiğimiz bu hüküm, kesinlikle doğrudur. Yanlış dense bile, zekatı bizim bildirdiğimiz gibi vermekte hiç mahzur yoktur. Doğru ise, zekatını başka mal veya kâğıt para olarak verenlerin zekatları sahih olmaz. Bizim söylediğimiz bu gerçek, bir ihtimal bile olsa, buna uymakta hiç mahzur yoktur. Biz ilmî olarak diyoruz ki, Türkiye gazetesinin esas aldığı, 150 yıldan beri ecdadımız tarafından uygulanan namaz vakitleri doğrudur, 1982'den beri uygulanan vakitler temkinsizdir. Bizim yaptığımız hesap kesinlikle doğdurur, 1982'den sonraki uygulama ise yanlıştır. Bizim hesabımız, yanlış olsa bile, namazı vakti girdikten 5-10 dakika sonra kılmanın ve oruçta da imsakten 10-20 dakika önceden yiyip içmeyi kesmenin hiç mahzuru yoktur. Ya bizim bildirdiğimiz hesap doğru ise, namazı vakti girmeden kılmak sahih olmaz. Sahurda yiyip içmeyi imsak vaktinden 20 dakika kadar uzatınca oruç da boşa gider. Bizim söylediğimiz bu gerçek, bir ihtimal bile olsa, buna uymakta hiç mahzur yoktur. Biz fıkıh kitaplarından alarak diyoruz ki, ilahileri müzik eşliğinde söylemek küfürdür. Bu hükmü yanlış alsak bile, ilahileri müziksiz dinlediğimiz için bir zararı olmaz. Eğer hüküm doğru ise, küfre girmek gibi büyük tehlikeyi göze almak ahmaklık olmaz mı? Biz bilimsel olarak diyoruz ki, hoparlörle namaz kılmak sahih olmaz. Bu hüküm yanlış olsa bile, hoparlörsüz namaz kılmakta mahzur yoktur. Ya gerçekten sahih değilse, kılınan namazlar boşa gider. Görüldüğü gibi biz, başka meselelerde de, kitaplardan nakli esas alıyoruz. Nakillerimizin gerçekliği bir ihtimal bile olsa, uymakta dinen hiç mahzur yoktur. Uymamakta ise büyük tehlike vardır.
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 109330
    % -0.31
  • 3.867
    % -0.62
  • 4.5554
    % -0.6
  • 5.158
    % -1.19
  • 156.209
    % -0.25
 
 
 
 
 
KAPAT