BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Yeni yıl

Yeni yıl

Neler getireceğini bilemediğimiz bir yeni yıla girdik. Gürültülü şamatalı, allı pullu yılbaşı eğlencelerinden biri daha sabaha karşı sönüverdi, yaldızları pulları dağıldı, pörsüdü, ekşidi yavanlaştı ve herşey günlük olağan çizgilerine büründü.



Neler getireceğini bilemediğimiz bir yeni yıla girdik. Gürültülü şamatalı, allı pullu yılbaşı eğlencelerinden biri daha sabaha karşı sönüverdi, yaldızları pulları dağıldı, pörsüdü, ekşidi yavanlaştı ve herşey günlük olağan çizgilerine büründü. Zaten öyle olacaktı. Bilindiği halde hep tekrarlamaktayız. İnsanın duygularının bir anda taşması ne kadar kolaysa, durulması da o denli kolay... Kolektif heyecan dediğimiz şey bu işte... Yılbaşı öncesi insanlar bütçelerine göre mağazalara marketlere koştular...O gece için kimileri kimbilir kaça malolan tuvaletler, takım elbiseler diktirdi ya da satın aldı. Oysa gecenin bir yarısından sonra mumlar eriyecek makyaj çözülüp akacak, ağırlık basacak, kafalar tokmakla dövülmüş gibi sersemleyecek, cümleler anlaşılmaz olacak, şarkılar tatsızlaşacaktı. Ve çılgınlıklar bitince insanlar yataklarına düştükleri gibi kendilerinden geçeceklerdi. Herşey bütün o hazırlıklar, o itina, o gösteriş bir anda silinip gidecekti...Öyle de oldu. Ben bu göstermelik eğlencelerden aslında pek hoşlanmamışımdır. Hele saat oniki oldu mu ille de o tokalaşma kucaklaşma faslı bana bir formalite gibi gelir; doğal değildir, içten değildir o gösteriler. İnsanlar ille de eğlenmiş olmak için eğlenirler sanki... Batılıları anlayabiliyorum; asırlardır aynı şeyi yapıyorlar. O meydanlarda toplanmalar, onikiyi dakika dakika bekleyiş, kilise çanları, ilahiler, ellerde şampanya şişeleri, tepinmeler, sevinmeler, havai fişekler onların duygularına heyecanlarına daha bir uygun... Bizdeki ise özentiden başka birşey değil. Yakın zamana kadar bizde yılbaşı geceleri kimse meydanlarda toplanmazdı. Şimdi birkaç yıldır meydan kutlamalarına biz de katılıyoruz. Bunda özentinin payı olduğu kadar enerjiyi kullanamamanın ve bunalımların da etkisi var. Önceleri halkın çoğu, yılbaşını evinde kuruyemiş ve meyve yiyip, televizyonlarıyla geçirirdi. Benim bildiğim bir iki namlı mağazanın kapısında rastlardınız Noel Babalara. Bilemediniz ikiydi, üçtü sayıları. Şimdi her yerde sayamayacağınız kadar çok Noel Baba görüntüleriyle karşılaşıyorsunuz. Diyarbakır sokaklarında bile... Evet bu yıl da gençler, "kanı deliler" meydanlara koştular. Ve olan oldu. Eğlenceye patlamalar, molotof kokteylleri karıştı. Zaten içten içe kaynayan ülkede böylesi kalabalıklar istenmez sahnelere meydan verecektir. Aslında bu yıl insanlarımız "Ne olacağız? Ne yapacağız?" kaygısıyla yeni yıla girdiler. Tabii, bar ve gazinolarda, Uludağ'da, Kartalkaya'da kar manzaraları arasında yeni yılı idrak edenleri ya da sırf bu iş için ülke dışına çıkmış mutlu azınlığı kastedmiyorum. Sokaktaki vatandaştan söz ediyorum. Dikkat ederseniz, eğlenmeye pek te gönüllü değildi vatandaş. Tek umudu belki piyangodan çıkacak paradaydı. Neylersiniz, Allahtan umut denilen şey var da büsbütün kararmıyor gönüller. Bense her yıl olduğu gibi bu yılbaşı da oturup dua ettim. İyiliklerle güzelliklerle dolu bir yeni yıl ve geçmişi aratmayacak günler için... Aynı dilekleri 2001 yılında sizlere de diliyorum sevgili okuyucular...
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 109330
    % -0.31
  • 3.8592
    % -0.82
  • 4.5417
    % -0.9
  • 5.1428
    % -0.02
  • 155.771
    % -0.08
 
 
 
 
 
KAPAT