BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > Çaresiz boyun büktü Zehra...

Çaresiz boyun büktü Zehra...

Döndü Yakup'un sözlerini duyunca önce hayret etti sonra da gizlemeye gerek bile duymadığı heyecan dolu bir sevinçle bağırdı:



Döndü Yakup'un sözlerini duyunca önce hayret etti sonra da gizlemeye gerek bile duymadığı heyecan dolu bir sevinçle bağırdı: - İyi edersiniz ya! Kendi evinizi bilirsiniz. Yanlış anlamayın, sizin için söylüyorum ben. Zehra'ya da zor böylesi. Ben gittiğim evlerdeki hanımlara söylerim. Temizlikçi kadın arayan o kadar çok ki. İşini iyi yaptıktan sonra, tutunduktan sonra ayda üç katını çıkartırsın o kiranın tek başına sen kız! Yakup kahvaltı sofrasında haber vermişti ilk baktıkları emlakçıdaki evi tutmaya karar verdiklerini. Gece düşünüp taşınmışlar ve niyetlerini saygılı bir şekilde iletmişlerdi ev sahiplerine. Hüsamettin ağzına attığı yarım dilim ekmeği keyifle çiğneyerek konuştu: - Gideriz eski eşya satanlara, sana bir sedir bir masa falan alırız, ev öyle iki battaniyeyle kurulmaz. Nasıl olsa paran var. Gerekeni almak zorundasın. Ben bugün tezgah açmam senin için. Ne yapalım, bu kadar da iyiliğimiz dokunsun, hah, hah, hah. Mahcup bir tavırla eğdi çakır gözlerini Yakup: - Estağfirullah ağabey, senin iyiliğini nasıl öderiz biz bilemem gayrı... Zehra hiç konuşmuyordu. Döndü yan gözle baktı ona: - Kız, gel haydi sen benimle. Bugün beraber gidelim. Görsünler seni.. Telaşla irkildi genç kadın: - Ya Emine... Emine ne olacak? Kadın yan gözle kızına baktı: - Huriye bugün okula gitmeyiversin. O göz kulak olur çocuklara. Değil mi kız? Küçük kız başını salladı. Canına minnetti okula gitmemek. Zaten zorla okuyordu. Ona kalsa evde oturacak, yaşı, vakti gelince de evlenip çoluk çocuğa karışacaktı. - Becerir mi abla, bakabilir mi? Döndü dudak büktü baş örtüsünü düzeltirken: - Oooo, sana kalırsa biraz zor olacak bu işler desene. Biraz geniş ol bakalım. Her yere götüremezsin bebeğini. Bak, kocaman çocuk oldular Asiye de, Ümit de. Bakarlar kardeşine. Sen bilmezsin bu zengin hanımları. Öyle çocuktan falan hoşlanmazlar bunlar.. Evde kalmasını bilecekler. Yakup ağzındaki lokmayı aceleyle bitirip başını sallayarak atıldı sözün ortasına: - Ben hep diyorum abla. Bu kadar üstlerine düşme diye. Huriye kocaman abla, bakıverir, ne olacak. Zaten Emine'nin bir yükü de olmaz. Git sen Döndü ablayla, gör etrafı, nasıl olacak, ne yapılacak. Tecrüben olur azıcık. Biz de ev işini hallederiz. Çaresiz boyun büktü Zehra. Bir önceki bayram için Yakup'un Malatya'dan aldığı basmadan diktiği elbisesini giydi. Başına en yeni yemenisini bağlayıp uzun kış gecelerinde köyünde otururken kırpık yünlerden ördüğü saman rengi hırkasını da geçirdi sırtına. Sıkıca tembihledi çıkarken çocuklarına: - Sakın yaramazlık etmeyin çocuklar, Huriye ablanızın sözünü dinleyin. Tuncer, kardeşinin karnı acıkınca biberonundaki sütü içir. Maması da var dolapta. Sakın yaramazlık yapmayın. Kardeşlerine göz kulak ol! Döndü'yle birlikte dışarı çıktılar. Aklının tamamı evde kalmış gibi dalgındı. Hızlı adımlarla yürüdüler yokuş aşağıya. Döndü hem yürüyor, hem de konuşuyordu: - İyi ettiniz bu kararı vermekle. Kolay değil yaşamak, bazı zorluklara katlanacaksınız artık. İlk geldiğimizde biz de sizin gibi, sudan çıkmış balık misaliydik. Bak, toparlandık çok şükür. Eh, biraz gayret ister tabii ki.. Otobüs durağına gelince durdular. Durak kalabalıktı. Zehra tedirgin bir şekilde bakındı etrafına. Kendisini o kadar yabancı hissediyordu ki içinden bağırarak ağlamak geldi bir anda. Gözleri doldu. Hıçkırmamak için dudaklarını ısırdı.  DEVAMI YARIN
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 109330
    % -0.31
  • 3.867
    % -0.62
  • 4.5554
    % -0.6
  • 5.158
    % -1.19
  • 156.209
    % -0.25
 
 
 
 
 
KAPAT