BAŞA DÖN

Türkiye Gazetesi

Anasayfa > Haber > S. Ahmed Arvasi

S. Ahmed Arvasi

Bu sene 31 Aralık 2000, Pazar gününe isabet etti. Mâlum olduğu üzere haftanın 5 günü (pazar-pazartesi hariç) sütunumda yazılarım çıktığından ...



Bu sene 31 Aralık 2000, Pazar gününe isabet etti. Mâlum olduğu üzere haftanın 5 günü (pazar-pazartesi hariç) sütunumda yazılarım çıktığından; S. Ahmed Arvasi hakkında yazım gecikti. 31 Aralık 1988'den bu yana zaman seyri içinde, O'nun büyüklüğü ve değeri ufukta giderek yükselmektedir. O sıradan bir kişi değildir. Son asırlarda ender rastlanan mütefekkir, pedagog, eğitimci ve sosyologdur. Asrımızda, Ahmed Yesevi rolünü üstlenmiş mübarek bir mücahiddir. Aramızdan çok genç ayrılmasına rağmen, hayatına büyük hizmetler sığdırmış nadir bir kişidir. Yazıları dün ve bugün olduğu gibi yarınlara da ışık tutacaktır. 31 Aralık Cumartesi günü saat 11 sularında daktilosu başında makalesini hazırlarken Allahü teâlâ'nın rahmetine kavuşmuş idi. Elbette O'nu makalelere şöyle dursun, ciltlere sığdırmak imkansızdır. En önemli özelliği örnek bir Türk-İslâm ülkücüsü idi. O kendisine yaratılanların en üstünü ve güzeller güzeli Sevgili ve Şerefli Peygamber Efendimizi (Sallallahü aleyhi ve sellem) örnek almış imanı kâmil bir "Mümin" ve büyük bir "Hakk aşığı" idi. O bütün hayatı boyunca son nefesine kadar Türklüğe ve İslâm'a hizmet etmek için çırpınan, son derece ihlâslı ve yazdıklarını yaşayan samimi ve dürüst idi. Kendisi için ne yazsam azdır. Hiç şüphe yok ki, her biri birbirinden değerli yazıları içinde bana en çok tesir eden ve dostu, sırdaşı olarak S. Ahmed Arvasi'nin de çok sevdiği "İNSANLIK KİMİ ÖZLEDİĞİNİ BİR BİLSE!" yazısından hatırasına binaen çok az kısmını sizlere naklediyorum: "İnsanlığın içinde bulunduğu "ahvali" düşündüm ve Şanlı Peygamberimi ve O'nun aziz kadrosunu özledim. Şu anda, hepimiz, O'na ne kadar muhtacız! "Kara" ve "Kızıl" zulüm idareleri altında inleyen, sömürülen, "sahte tanrılar" karşısında boyun eğen, "putlaştırılan" kanlı diktatörlerin hayalleri ile ürperen milyonlarca hatta milyarlarca insanın halini düşündüm. Bütün bu zulüm idarelerini, bu "sahte tanrıları" yıkmak, asrımızda yontulan bütün putları kırmak ve insanlığı, bunların kanlı pençesinden kurtarmak gerektiğini gördüm. Fakat, güçsüzlüğüme esef ettim. Bütün bu işleri, muhteşem bir kadro kurarak başaran Sevgili Peygamberimi düşündüm." Kuyumcu dükkanında çalışan S. Ahmed Arvasi'yi gören Arvasi büyüklerinden kalb ve keramet ehli bir zat; S. Ahmed Arvasi'nin babasına "Bunun burada işi ne? Bırakın okusun, pırlantalar yetiştirsin, cevahirin hakikisi (insanlarla) uğraşsın" buyurdular. O hayatı boyunca dostlarına aşıktır. Onları Allahü teâlâ için sever. "Buğd-ı Fillah" zirvededir. Hiç sevmediği kişiler ise gayesiz ve hedefsiz yaşayanlardır. Ona göre yarım sevgi ve yarım hizmet olmaz. Onu anlatmak elbette zordur. Kendi kaleminden bu büyük insanı birkaç cümle ile tanıtmaya çalışacağım; "Ben İslâm İman ve ahlâkına göre yaşamayı en büyük saadet bilen, Türk milletini iki cihanda aziz ve mesut görmek isteyen ve böylece İslâm'ı gaye edinen Türk milliyetçiliği şuuruna sahibim. Benim milliyetçilik anlayışımda asla ırkçılığa, bölgeciliğe ve dar kavmiyet şuuruna yer yoktur. İster azınlıklardan gelsin, isterse çoğunluktan gelsin her türlü ırkçılığa karşıyım. Bunun yanında Şanlı Peygamberimizin "Kişi kavmini sevmekle suçlandırılamaz. Kavminin efendisi, kavmine hizmet edendir. Vatan sevgisi imandandır" tarzındaki ortaya koydukları yüce prensiplere de bağlıyım. İnanıyorum ki, hem Türk hem Müslüman olmak hem de muasır dünyaya öncülük etmek mümkündür. Ecdadımız bütün tarihleri boyunca bunu denediler ve başarılı oldular. O halde bizler niye bu tarihi misyonumuzu yerine getirmeyelim? Asla unutmamak gerekir ki, yabancı ideolojiler, yabancı ve istilacı devletlerin fikir paravanlarıdır. Milletleri içten vuran sinsi tuzaklardır. Bunu bildiğim, buna inandığım içindir ki, Türk milletini parçalama oyunlarına ve tertiplerine karşı durmayı, büyük bir namus ve vicdan borcu bilmekteyim. Hele bir Doğu Anadolu çocuğu olarak, doğduğum ve büyüdüğüm bölge etrafında döndürülmek istenen hain niyetlere, kahpe tertiplere karşı elbette kayıtsız kalamazdım. Kesin olarak iman etmişimdir ki, Müslüman Türk milleti ve onun devleti güçlü ise İslâm dünyası da güçlüdür. Aksi bir durumda bütün Türk dünyası ile birlikte İslâm dünyası da sömürülecektir. Galiba bu durumu en iyi idrak edenler de düşmanlarımızdır. Onun için bütün İslâm dünyasını esir almak isteyen şer kuvvetlerin ilk hedefi, Türk devleti ve Türk milleti olmuştur. Tarihten ibret almasını bilenler, bunu ayan-beyan göreceklerdir. Durum günümüzde de aynıdır. Onun için diyorum ki; Türk devletini yıkmak ve Türk milletini parçalamak isteyen bölücüler, yalnız Türklüğe değil, İslâm'a da ihanet etmektedirler..."
 
 
  • Piyasalar

    Fark %
  • 109330
    % -0.31
  • 3.867
    % -0.62
  • 4.5554
    % -0.6
  • 5.158
    % -1.19
  • 156.209
    % -0.25
 
 
 
 
 
KAPAT